Ayrılma akçesi, limited şirketlerde ortaklıktan çıkma veya ortaklıktan çıkarılma hâllerinde, ayrılan ortağın ortaklık payı karşılığında talep edebileceği bedeli ifade eder. Özellikle limited şirkette ortaklıktan çıkarma süreçlerinin devamında gündeme gelen ayrılma akçesi, hem şirketin mali yapısını hem de ortağın ekonomik haklarını doğrudan etkileyen kritik bir konudur. Bu yazıda, limited şirketlerde ortaklıktan çıkma veya çıkarılma durumunda ortaklık payının akıbeti ve ayrılma akçesine ilişkin temel hukuki esaslar ele alınacaktır.
Ayrılma akçesi nedir?
Ayrılma akçesi, şirketten ayrılan, ortaklıktan çıkan veya çıkarılan ortağa ödenmesi gereken değeri ifade etmektedir. Ayrılma akçesi, Türk Ticaret Kanunu’nun 642. maddesinde düzenlenmiş olup; ortağın payının gerçek değerini ifade etmektedir.
TTK md. 642’de ayrılma akçesi kavramına yer verilmiş olmasına karşın, literatürde ayrılma akçesi kavramı yerine, ayrılma payı, çıkma payı, çıkarılma payı, sermaye payı gibi kavramlar da kullanılmaktadır.
Ayrılma Akçesi Hangi Durumlarda Verilir?
Ortağın şirketten ayrıldığı durumda, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkı bulunur. Bu hak ortağa kanunen tanınmış olup, şirket sözleşmesiyle kaldırılması veya iradi ayrılma dışında sınırlandırılması mümkün değildir.
Ayrılma Akçesinin Şirket Sözleşmesi ile Düzenlenmesi
Ortağın ayrılma akçesine hak kazanması için bu durumun şirket ana sözleşmesinde yer alması gerekmez. Nitekim, bu hak doğrudan kanundan doğan bir haktır. Ancak, şirket ana sözleşmesinde, çıkma hakkının kullanılma usulü, süresi, ayrılma akçesinin hesaplanma yöntemi ve ödeme koşulları düzenlenebilir.
Bu bağlamda, ayrılma akçesinin nakden veya aynen ödenmesi, kısmen nakit kısmen ayın ile ödenmesi de düzenlenebilir. Sözleşmede belirlenen bedel belirleme yöntemi bilimsel olmalı, eşit işlem ilkesine aykırı olmamalı, objektif ve anlaşılır olmalıdır.
Ayrılma Akçesinin Hesaplanması
TTK’nın 641/1. maddesinde, ortağın şirketten ayrılması durumunda, esas sermaye payının gerçek değerine karşılık gelen ayrılma akçesini talep etme hakkına sahip olduğu açık biçimde hüküm altına alınmıştır.
Şirketten ayrılan veya çıkarılan ortak, sahip olduğu esas sermaye payını ve bu paya bağlı tüm hakları yitirmektedir. Bu kaybın ekonomik açıdan dengelenmesi ve ortağın, şirketten ayrıldıktan sonra da ayrılmadan önceki ekonomik konumuna karşılık gelen bir değeri muhafaza edebilmesi amacıyla, ayrılan ortağa esas sermaye payının gerçek değerine tekabül eden tutarda ayrılma akçesi talep etme hakkı tanınmıştır.
Ortağın şirketten ayrılması halinde, ortaklık ilişkisi yalnızca ayrılan ortak bakımından sona ermekte; şirket, diğer ortaklar yönünden faaliyetini sürdürmektedir. Bu nedenle, bir veya birden fazla ortağın ayrılması, şirketin sona erdiği ya da tasfiyeye girdiği anlamına gelmez. Şirketin kısmen veya tamamen fiilen tasfiyesi söz konusu olmadığından, ortağın şirketle olan ilişkisinin muhasebesel olarak sona erdirilmesi ve ayrılma akçesinin hesap yoluyla belirlenmesi gerekir. Bu doğrultuda, ortağa ödenecek ayrılma akçesinin tespiti için ara envanter düzenlenmesi ve buna dayalı bir bilanço çıkarılması gerekir.
Yargıtay, ayrılma akçesinin gerçek değer üzerinden belirlenmesini, limited şirkette geçerli olan eşit işlem ilkesinin özel bir uygulaması olarak kabul etmektedir. Bu kapsamda gerçek değerin, iki aşamalı bir hesaplama yöntemiyle tespit edilmesi gerektiği içtihat edilmiştir. Buna göre, öncelikle şirketin gerçek değeri hesaplanmalı; bu aşama tamamlandıktan sonra, ayrılan ortağın şirketteki payının nominal değeri esas alınarak ayrılma akçesi belirlenmelidir. Ayrılma akçesinin gerçek değeri hesaplanmadan önce, şirketin gerçek değerinin tespiti zorunludur.
Yargıtay’a göre şirketin gerçek değeri belirlenirken dikkate alınacak unsurlar şunlardır:
- Şirketin tüm aktif ve pasifleri
- Gelecek dönemlerde elde edilmesi muhtemel kazançlar
- Şirketin karşılaşabileceği ticari ve finansal riskler
- Açık ve gizli yedekler
- Depo malları ve stoklar
- Müşteri çevresi ve pazar ilişkileri
- Şirketin faaliyet gösterdiği bölge
- Şirketin sahip olduğu şöhret, itibar unsurları
Bu unsurlar birlikte değerlendirilerek, şirketin tümüyle satılması halinde bir alıcının ödemeye razı olacağı bedeli ifade eden “yaşayan şirket değeri” şirketin gerçek değeri olarak kabul edilmektedir. Uyuşmazlığa dönen hallerde bu bedel bilirkişiler tarafından yukarıda sıralanan kriterler dikkate alınarak belirlenmektedir.
Gerçek değer, öğretide ve uygulamada kabul gören değerleme yöntemleri çerçevesinde şirketin ekonomik değerinin tespiti suretiyle belirlenir. Bu kapsamda şirket değeri, kural olarak işletmenin faaliyetlerine devam edeceği varsayımı altında, geleceğe yönelik gelir beklentileri ve öngörülen finansal tablolar dikkate alınarak hesaplanır. Ancak gerçek değer, yalnızca gelecekte beklenen gelirlerle sınırlı olmayıp; şirketin mevcut varlıkları, açık ve gizli yedekleri, kârlılık durumu, geçmiş yıllara ait kazançları ve sermaye yapısı gibi şirkete özgü unsurların bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucunda ortaya çıkan değeri ifade eder. Bu değerlendirmede, şirketin ilerleyen dönemlerde elde etmesi muhtemel kazançlar ile maruz kalabileceği riskler de belirleyici niteliktedir.
Gerçek değerin tespitinde ayrıca, şirketin faaliyet gösterdiği sektör, operasyonel başarısı, gelir üretme kapasitesi ile beklenen kazanç ve risk dengesi temel kriterler arasında yer alır. Nitekim Yargıtay, bir maden şirketine ilişkin kararında, şirketin gerçek değerinin sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için ruhsat kapsamındaki madenin şirket açısından malvarlığı değerinin tespit edilmesi gerektiğini; bu tespitte varsayımsal maden rezervinin esas alınarak ruhsat süresi, rezervin niteliği ve zenginliği ile fiilen işletilebilir olup olmadığı gibi hususların ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini kabul etmiştir. Bu doğrultuda, ayrılma akçesinin gerçek değerinin belirlenmesinde, gizli ve açık yedekler, depo malları ve şerefiye unsurları da dâhil olmak üzere, faaliyetine devam eden işletmenin bütüncül ve yaşayan değeri esas alınmalıdır. (Yargıtay 11. HD., E. 2018/ 648, K. 2019/6161, T. 03.10.2019, ET. 18.06.2023.)
Şirketin Borca Batık Olması Halinde Ayrılma Akçesi
Yargıtay içtihatlarında, şirketin özvarlıklarının borçlarıyla karşılaştırılması sonucunda şirket değerinin eksiye düştüğü, diğer bir ifadeyle şirketin borca batık durumda bulunduğu hallerde, ayrılma akçesinin hesaplanmasının mümkün olmadığı kabul edilmektedir. Bu tür durumlarda, şirketin ekonomik değerinin negatif olması nedeniyle, ayrılan ortağa ödenebilecek bir ayrılma akçesinden söz edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Benzer bir yaklaşım İstinaf Mahkemesi kararlarında da görülmektedir. Nitekim bir kararda, şirket özvarlığının rapor tarihi itibarıyla negatif çıkması sebebiyle davacı ortağın ayrılma payının bulunmadığı tespit edilmiş; her ne kadar somut olayda haklı nedenlerle ortaklıktan çıkma şartları gerçekleşmiş olsa da, şirketin borca batık durumda olması nedeniyle ayrılma sonucunda davacı ortağın payına ekonomik anlamda herhangi bir değer düşmediği gerekçesiyle ayrılma akçesine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Ayrılma Akçesi Gerçek Değerin Belirlenmesine Esas Alınacak Tarih
Kanunda bu hususa ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, doktrindeki görüşlere göre, ortağın ayrıldığı tarih esas alınmalıdır. Hangi tarihin dikkate alınacağı ayrıca şirket sözleşmesinde de düzenlenebilir.
Sözleşmesel sebeplere dayalı şirketten çıkma veya çıkarılma halinde ayrılma akçesi ayrılmanın hüküm ve sonuçlarının doğurduğu tarihe göre belirlenir. Genel kurul kararı ile çıkarılma halinde karar tarihine göre belirlenir.
Ortağın dava yolu ile çıktığı ya da çıkarılmak istendiği hallerde ise; Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında ayrılma akçesine esas gerçek değer, karara en yakın tarihteki verilere göre hesaplanır. Ancak şu husus belirtmek gerekir. Ortağın haklı sebeple ayrılma akçesini talep ettiği durumlarda gerçek değerin karar tarihine yakın bir tarih esas alınarak hesaplanması türlü sorunlara yol açabilmektedir. Davaların uzun sürmesi, davanın açıldığı tarihten sonra şirket mal varlığının kasten ve muvazaalı şekilde azaltılmaya çalışıldığı durumlarda gerçek değer düşük çıkabilmektedir. Bu nedenle bazı yazarlar, ayrılma akçesi için davanın başında mahkemece bir ayrılma bilançosu hazırlatılması ve dava sonunda hesaplanacak gerçek değerle bilançodaki verilerin karşılaştırılarak bir belirleme yapılması ve böylece şirket malvarlığının azaltma ihtimalinin önüne geçilebileceğini belirtmektedir.
Bunun yanı sıra, ayrılma akçesinin belirlenmesine ilişkin mahkeme kararı kesin karardır. Yani, ayrılma akçesine karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulması mümkün değildir.
Ayrılma Akçesi Talepli Dava Açıldıktan Sonra Şirket Mal Varlığının Azaltılması Riskine Karşı Tedbirler
Ayrılma akçesi kural olarak karar tarihine en yakın şirket değeri esas alınarak hesaplanır. Ancak dava süreci devam ederken, şirket malvarlığının özensiz yönetilmesi ya da diğer ortaklar tarafından bilinçli olarak azaltılması ihtimali bulunmaktadır. Bu nedenle ayrılan ortak, şirket malvarlığının korunması amacıyla mahkemeden gerekli tedbirlerin alınmasını talep edebilir.
Çıkma veya çıkarılma davası açıldıktan sonra şirket değerinde meydana gelen azalmaların ayrılan ortağa yansıtılması hakkaniyete uygun değildir. Bu sebeple, sermaye azaltımı, işletme devri veya şirket değerini düşürebilecek benzeri işlemlerin uygulanmasının durdurulması için ihtiyati tedbir istenebilir. Böylece ayrılan ortağın payının gerçek değeri korunmuş olur.
Her şeye rağmen şirket değerini düşüren işlemler yapılmışsa, ayrılma akçesi bu azalma dikkate alınmaksızın belirlenmelidir. Bu durumda gerçek değerin, karar tarihine en yakın veriler yerine, şirket değerini azaltıcı işlemler yapılmadan önceki mali veriler esas alınarak hesaplanması gerekir.
Nitekim İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi, E. 2018/787, K. 2018/1568, T. 20.12.2018 tarihli kararında, genel kuralın karar tarihine en yakın bilanço verilerinin esas alınması olduğunu, ancak dava açıldıktan sonra şirket yönetiminin ayrılma payını düşürmek amacıyla şirket özvarlığını azalttığı durumlarda bu kuralın uygulanmasının haksız sonuçlar doğurabileceğini kabul etmektedir. Bu nedenle, her somut olayın özellikleri dikkate alınarak ayrılan ortağın talep edebileceği gerçek pay değerinin belirlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Sonuç olarak, ayrılma akçesinin tespiti ve şirket değerinin belirlenmesine ilişkin bu süreçler hem hukuki hem de mali açıdan ciddi riskler barındırmaktadır. Şirket değerinin dava sürecinde azalması, hatalı değerleme yapılması veya gerekli tedbirlerin zamanında talep edilmemesi, ayrılan ortağın telafisi güç hak kayıplarına uğramasına yol açabilir. Bu nedenle çıkma veya çıkarılma davalarının, somut olayın tüm özellikleri dikkatle değerlendirilerek ve stratejik biçimde açılması büyük önem taşımaktadır. Hak kaybı yaşanmaması ve sürecin doğru şekilde yönetilebilmesi için, bu alanda deneyimli bir avukattan hukuki destek alınması zorunlu niteliktedir.
SIKÇA SORULAN SORULAR
Soru 1: Ayrılma akçesi kimden istenir?
Ayrılma akçesinin borçlusu şirketin tüzel kişiliğidir. Ayrılma akçesi, şirketten talep edilir; diğer ortaklardan doğrudan ayrılma akçesi istenmesi mümkün değildir.
Soru 2: Ayrılma akçesinin verilmeyeceği şirket esas sözleşmesinde kararlaştırılabilir mi?
Hayır. Ayrılma akçesi, kanundan doğan bir haktır. Şirket esas sözleşmesi ile ayrılma akçesinin tamamen ortadan kaldırılması veya hiç ödenmeyeceğinin kararlaştırılması mümkün değildir.
Soru 3: Ayrılma akçesi, şirketin ortağı ortaklıktan çıkardığı hâllerde de istenebilir mi?
Evet. Ayrılma akçesi, hem ortağın kendi iradesiyle ortaklıktan çıktığı durumlarda hem de şirket tarafından ortaklıktan çıkarıldığı hâllerde talep edilebilir.
Soru 4: Ortağın kusurunun bulunup bulunmaması ayrılma akçesinin verilmesini etkiler mi?
Hayır. Ayrılma akçesi, kusura bağlı bir tazminat değildir. Ortağın kusurlu olup olmaması, ayrılma akçesi talep etme hakkını ortadan kaldırmaz.
Soru 5: Ödenmemiş sermaye ayrılma akçesini etkiler mi?
Ödenmemiş sermaye, ayrılma akçesinin hesaplanmasında dikkate alınan payın gerçek değerini ortadan kaldırmaz. Yargıtay uygulamasında, esas sermaye payının gerçek değerinin belirlenmesinde ödenen değil, taahhüt edilen sermaye payının esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Ancak şirket, ödenmemiş sermaye borcu bulunması hâlinde, bu tutar için ayrılma akçesinden takas veya mahsup talebinde bulunabilir.
Soru 6: Ayrılma akçesinin davaya konu olması durumunda hangi tarih esas alınır
Yargıtay uygulaması gereği karar tarihine en yakın değer esas alınmaktadır.
