Faturaya itiraz süresi, ticari hayatta taraflar arasındaki alacak ve borç ilişkilerinin kesinleşmesi bakımından kritik öneme sahiptir. Türk Ticaret Kanunu uyarınca, e-fatura dâhil olmak üzere düzenlenen faturaya karşı itirazın, faturanın tebliğinden itibaren 8 gün içinde yapılması gerekir. Bu süre içinde itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriği kural olarak kabul edilmiş sayılır ve ileride açılacak davalarda ciddi ispat sorunları ortaya çıkar. Bu yazıda, faturaya itiraz süresi kavramı, 8 günlük sürenin hukuki sonuçları ve uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlıklar ele alınacaktır.
Faturaya İtiraz Süresi Kaç Gündür?
Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca, bir tacirin gönderdiği faturaya muhatap olan tacir, faturanın kendisine ulaştığı tarihten itibaren 8 gün içinde itirazda bulunmak zorundadır. Bu süre, faturanın fiziki veya elektronik ortamda muhataba tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen bu süre hak düşürücü nitelikte olmayıp, ispat hukukuna ilişkin sonuçlar doğurur. Başka bir ifadeyle, faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, borcun kesin olarak doğduğu anlamına gelmez; ancak fatura içeriğine karşı ileri sürülebilecek itirazların ispatını önemli ölçüde zorlaştırır. Bu nedenle, faturaya itiraz süresi, ticari uyuşmazlıklarda alacak ve borç ilişkilerinin şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamaktadır.
Faturaya İtiraz Nasıl Yapılır?
Faturaya itiraz nasıl yapılır sorusu, uygulamada en çok ispat sorununa yol açan başlıklardan biridir. Faturaya itirazın geçerli ve ileride ispatı kolay olacak şekilde yapılabilmesi için, Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesi kapsamında güvenli iletişim araçlarının kullanılması önemlidir. Bu kapsamda, faturaya itirazın güvenli elektronik posta (KEP), noter aracılığıyla veya iadeli taahhütlü posta yoluyla yapılması önerilmektedir. Uygulamada ise, hız ve ispat kolaylığı sağlaması nedeniyle faturaya itirazın çoğunlukla KEP üzerinden gerçekleştirildiği görülmektedir.
Faturaya itiraz, açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde yapılmalı; itiraz metninde ilgili faturanın kabul edilmediği, hangi yönlerden itiraza konu edildiği ve fatura içeriğinin benimsenmediği net olarak belirtilmelidir.
Öte yandan, uygulamada faturaya süresi içerisinde itiraz edilmesine rağmen faturayı tebliğ alan tarafın ticari defterine işlediği durumlara da rastlanmaktadır. Bu halde, ileride yaşanacak bir uyuşmazlıkta ispat kolaylığı açısından, itiraz süresi içerisinde iade faturası düzenlenmesi de faydalı olacaktır. Bu nedenle, faturaya itiraz süreci, bildirim ve muhasebe kayıtları birlikte gözetilerek yürütülmelidir.
Faturaya İtiraz Edilmemesinin Sonuçları
Faturaya itiraz edilmemenin sonuçları, Türk Ticaret Kanunu’nda açık şekilde düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2 maddesi kapsamında;
“Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.”
hükmü yer almaktadır.
Bu düzenleme uyarınca, faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi hâlinde kabul edilmiş sayılan “faturanın içeriği” şu unsurlardan oluşur:
- Faturanın düzenlenme tarihi, seri ve sıra numarası
- Faturayı düzenleyenin adı ve varsa ticari unvanı, adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası
- Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası
- Malın veya işin nev’i, fiyatı ve tutarı
- Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası
Bu kapsamda, faturayı alan kişi sekiz günlük süre içerisinde faturaya itiraz etmezse, faturada yer alan mal veya hizmetin fiyatı ve tutarını kabul etmiş sayılır ve bu bedel yönünden bir kesinlik oluşur. Uygulamada bu durum, alacaklının ispat yükünü önemli ölçüde hafifletirken, faturaya süresinde itiraz etmeyen taraf açısından ciddi savunma güçlüklerine yol açmaktadır.
Ancak bu kuralın istisnası bulunmaktadır. Şöyle ki:
– Fatura bedeli, yalnızca satıcının vakıf olabileceği bilgilerden elde ediliyorsa
– Bedel, karmaşık hesaplamalara dayanıyor ve bu hesaplamalar faturada açıkça gösterilmiyorsa
– Faturada yalnızca miktar veya toplam tutar belirtilmiş, fiyatın nasıl oluştuğu yansıtılmamışsa
Bu hâllerde, fatura bedelinini faturanın olağan içeriği haline gelmesinden bahsedilemeyecektir.
Aşağıda paylaşılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun temyiz incelemesine konu davada; acente hizmet sözleşmesi kapsamında sözleşmeye aykırı şekilde fazla ödeme yapıldığı ve alacağın iadesi talep edilmiştir. Kararda özetle;
“Davalı şirket tarafından düzenlenen 8.4.2005 tarihli faturada sözleşmede kararlaştırılanın aksine müşteri sayısı 3016, kişi başı ödenecek ücret ise 25 Euro olarak faturaya kaydedilmiş ve bu fatura itiraza konu olmaksızın tarafların defterlerine kaydedilmiştir. Faturada başkaca fatura edilmeyen borç olduğuna, ya da bunun kısmi borcu içerdiğine ilişkin açık bir kayıt da bulunmamaktadır.
Bu haliyle, bulunması gereken zorunlu unsurları kapsayan, alan tarafın itirazına uğramayan, her iki tarafın defterine de kaydedilen faturanın tarafları bağlayacağının ve sözleşme hükümlerinin de fatura içeriğine göre değiştiğinin kabulü gerekir.
O halde, mahkemece yapılacak iş; bozma ilamında ve yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasında düzenlenen 18.10.2004 tarihli sözleşmenin, fatura içeriğinin kesinleşmesi ve faturanın taraf defterlerine kaydedilmiş olması nedenleriyle değiştiğinin kabulü ile davalı şirket tarafından düzenlenen 8.4.2005 tarihli fatura içeriğindeki gibi 3016 müşteri ve 25 Euro kişi başı ücretten hesaplama yapılarak; davacı tarafın ödediği belirlenen avanstan davalı şirketçe ödenen miktar düşülmek suretiyle sonucuna göre bir karar vermek ve varsa davacının alacağının tahsiline hükmetmek olmalıdır
Şeklinde karar verilmiştir. Anılan Yargıtay kararına konu olayda sözleşmede hizmet bedeli kişi başı 95 USD olarak belirlenmiştir. Toplamda 3016 müşteri için hizmet verilmiştir. Ancak fatura kesilirken kişi başı 25 USD olarak kesilmiştir. Yargıtay, 25 USD olarak kesilen faturaya 8 günlük süre içerisinde itiraz edilmemesi, faturanın tarafların ticari defterlerine işlenmesi sebebiyle sözleşmede kararlaştırılan bedelin değişmiş sayılacağına, faturaya konu bedelin kesinleştiğine karar vermiştir.
Ayrıca Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 17.01.2023 tarihli ve 2022/385 E., 2023/44 K. sayılı kararında özetle;
“Yerel mahkeme; sözlü olarak eser sözleşmesi varlığının ihtilafsız olduğu, davalı tarafın eserde ayıp iddiasının bulunmadığı, takip ve dava konusu faturaların kabul edilerek davalı tarafça ticari defterlere işlendiği, son fatura tarihinden itibaren 8 günlük itiraz süresi geçtikten sonra kesilen fiyat farkı faturasının davacı aleyhine sonuç doğurmayacağı belirtilerek icra takip tarihinden önceki dönem için işlemiş faiz talebi bulunmadığından talep ile bağlı kalınarak davanın bilirkişi raporlarına göre tarafların birbirini teyit eden bakiye asıl alacak miktarı üzerinden kabulüne, davalı taraf itirazında haksız bulunduğundan ve alacak da faturaya dayalı olup likit olduğundan kabul edilen asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.”
şeklinde karar verilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında, faturayı alan ve fatura içeriğini kabul etmeyen tarafın, ileride hak kaybına uğramamak için aşağıdaki adımları izlemesi gerekir:
- Faturaya mutlaka sekiz günlük süre içerisinde yazılı olarak itiraz edilmelidir. Bu itiraz, noter aracılığıyla veya güvenli elektronik posta yoluyla yapılmalı; elektronik posta kullanılması hâlinde e-imzalı bildirim tercih edilmelidir.
- Fatura, itiraz süresi içerisinde ticari defterlere kaydedilmemelidir. Defterlere kaydedilmesi, fatura içeriğinin kabul edildiği yönünde güçlü bir karine oluşturur.
- Fatura ticari defterlere işlenmişse, bu durumda da itiraz hakkı ortadan kalkmaz; ancak yazılı itirazın yanında ayrıca iade faturası düzenlenerek karşı tarafa gönderilmesi gerekir.
- Bu adımların yerine getirilmemesi hâlinde, özellikle faturada bir bedel yer alıyor ve bu bedelin nasıl hesaplandığı fatura içeriğinden anlaşılıyorsa, faturayı alan taraf ileride borçlu olmadığını ispat etmek zorunda kalacaktır. Bu durum, yargılamalarda ciddi ispat güçlükleri doğurabilmektedir.
Faturaya İtiraz Edilmemesi ile Borcun Kabulü Arasında ilişki
Faturaya itiraz ile borcun kabulü arasındaki ilişki, uygulamada sıklıkla yanlış yorumlanan bir konudur. Yukarıda, faturaya itiraz edilmemesinin hukuki sonuçlarına değinilmiş olmakla birlikte, her durumda faturaya itiraz edilmemesi borcun kesin olarak kabul edildiği anlamına gelmez. Özellikle fatura ticari defterlere kaydedilmemişse, faturadan doğan bir alacağın varlığının ayrıca ispat edilmesi gerekir.
Önemle belirtmek gerekir ki Türk hukuku kapsamında fatura, bir sözleşmenin kurulması aşamasına değil, sözleşmenin ifası aşamasına ilişkin olarak düzenlenen bir belgedir. Bu nedenle faturanın düzenlenebilmesi için, fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu bir hukuki ilişkinin bulunması ve faturanın bu ilişkiye dayanılarak düzenlenmiş olması gerekir. Fatura, tek başına bir sözleşmenin varlığını veya alacağın doğduğunu ispatlayan bir belge niteliğinde değildir.
Bu çerçevede, faturayı alan taraf, faturayı ticari defterlerine kaydetmemiş olmak kaydıyla, taraflar arasında akdi bir ilişki bulunmadığını ileri sürebilir. Bu durumda, faturayı düzenleyen tarafın, öncelikle taraflar arasında geçerli bir sözleşme veya ticari ilişki bulunduğunu ve faturanın bu ilişkiye uygun şekilde düzenlendiğini ispatlaması gerekir. Faturaya süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması, tek başına sözleşmenin varlığını ve faturaya konu alacağın doğduğunu kabul anlamına gelmez.
Sonuç olarak, fatura, sözleşmenin kurulmasına değil ifasına ilişkin bir belge olduğundan, temel borç ilişkisinin varlığı her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir. Bu ayrımın göz ardı edilmesi, faturaya itiraz edilmemiş olsa dahi borcun varlığı konusunda hatalı hukuki sonuçlara ulaşılmasına neden olabilmektedir.
Faturaya İtiraz Süresinin Kaçırılması
Faturaya itiraz süresinin kaçırılması halinde savunma imkânları tamamen ortadan kalkmış değildir. Sekiz günlük süre içerisinde faturaya itiraz edilmemiş olması, her durumda borcun kesin olarak kabul edildiği anlamına gelmez. Bu süre daha çok ispat hukukuna ilişkin sonuçlar doğurur ve somut olayın özelliklerine göre çeşitli savunmalar ileri sürülebilir.
Bu kapsamda, taraflar arasında faturaya dayanak teşkil eden bir sözleşme veya sürekli bir ticari ilişki bulunmadığı savunulabilir. Faturaya itiraz edilmemiş olsa dahi, faturayı düzenleyen taraf, alacağını talep edebilmek için öncelikle taraflar arasında borç doğurucu bir hukuki ilişkinin varlığını ispatlamak zorundadır. Sözleşme ilişkisinin bulunmaması hâlinde, faturaya dayalı alacak iddiası geçerlilik kazanmaz.
Bunun yanında, faturanın sözleşmede kararlaştırılan bedelden farklı şekilde düzenlenmiş olması da savunma konusu yapılabilir.
Ayrıca, faturada yer alan tutarın muğlak olması, bedelin hangi hesaplamaya dayandığının açıkça anlaşılamaması veya karmaşık hesaplamalar içermesi hâllerinde de savunma imkânı devam eder. Bu gibi durumlarda, fatura içeriği her ne kadar şeklen kabul edilmiş sayılsa da, bedelin doğruluğu ve alacağın dayanağı yargılama aşamasında tartışılabilir.
Sonuç olarak, faturaya itiraz süresinin kaçırılması savunma alanını daraltmakla birlikte, sözleşme ilişkisinin yokluğu, faturanın sözleşmeye aykırı düzenlenmesi veya bedelin belirsizliği gibi temel hususlar her hâlükârda ileri sürülebilecek savunmalar arasında yer almaktadır.
Temel Fatura ile Temel Faturaya İtiraz Arasındaki Fark
Ticari fatura, alıcının sistem üzerinden faturayı kabul veya reddetme imkânına sahip olduğu fatura türüdür. Ticari faturada alıcı, e-fatura sistemi üzerinden faturayı reddedebilir ve bu ret işlemi faturanın hukuken geçerlilik kazanmamasını sağlar. Bu yönüyle ticari faturada itiraz, teknik olarak sistem üzerinden ve doğrudan fatura kaydı üzerinden yapılabilmektedir.
Temel fatura ise alıcının sistem üzerinden faturayı reddetme imkânının bulunmadığı fatura türüdür. Temel faturada fatura, alıcıya ulaştığı anda hukuken düzenlenmiş sayılır ve sistem üzerinden iptal edilemez. Bu durumda faturanın geçersizliğinin ileri sürülebilmesi için, alıcının ayrıca yazılı bir itirazda bulunması ve bu itirazı karşı tarafa iletmesi gerekir. Temel faturada karşı tarafın kabulü veya reddi, sistem üzerinden değil, yazılı bildirim yoluyla değerlendirilir.
Her iki fatura türü bakımından da, faturaya süresi içerisinde yazılı itiraz yapılması uygulamada büyük önem taşımaktadır. Ticari faturada sistem üzerinden ret imkânı bulunsa dahi, itirazın ayrıca yazılı olarak yapılması, ileride çıkabilecek uyuşmazlıklarda ispat kolaylığı sağlar. Temel faturada ise yazılı itiraz, neredeyse zorunlu niteliktedir.
Sonuç olarak, ticari fatura sistem üzerinden reddedilebilirken, temel faturada bu imkân bulunmamaktadır. Ancak her hâlükârda, faturanın kabul edilmediğinin açık ve yazılı şekilde bildirilmesi, hak kaybı yaşanmaması ve ispat sorunlarıyla karşılaşılmaması açısından faydalı ve çoğu zaman gerekli bir uygulamadır.
Faturadan aynaklanan alacaklar ve itiraz süreçlerinde mutlaka deneyimli bir avukata başvurmanın önemi
Faturadan kaynaklanan alacaklar ve faturaya itiraz süreçleri, sürelerin kısa olması, ispat kurallarının teknik niteliği ve ticari defter kayıtlarının doğrudan hukuki sonuç doğurması nedeniyle uygulamada ciddi riskler barındırmaktadır.
Faturaya itiraz edilip edilmediği, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, ticari defter kayıtlarının durumu ve faturanın dayandığı sözleşme ilişkisinin varlığı gibi hususlar, uyuşmazlıkların seyrini doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle, hem faturadan kaynaklanan alacakların takibi hem de faturaya itiraz süreçlerinin başından itibaren deneyimli bir avukat tarafından yürütülmesi, sürecin doğru kurgulanması ve ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda güçlü bir hukuki pozisyon elde edilmesi açısından önem taşımaktadır.
