Devlet Memurunun Görevden Çekilmesi

DEVLET MEMURUNUN GÖREVDEN ÇEKİLMESİ

  • Memurluktan çekilme isteği: Bir devlet memuru, bağlı olduğu kuruma yazılı olarak başvurarak memurluktan çekilme isteğinde bulunabilir. Ancak mezuniyetsiz veya kurumlarınca kabul edilen bir mazereti olmadan görevi terk eder ve bu terk kesintisiz olarak 10 gün devam ederse, yazılı başvuru şartı aranmaksızın çekilme isteği kabul edilmiş sayılır.
  • Görevine devam süresi: Çekilmek isteyen memur, yerine atanan kişinin gelmesini veya çekilme isteğinin kabul edilmesini beklemek suretiyle görevine devam etmekle yükümlüdür. Yerine atanan kişi bir aya kadar gelmez veya yerine bir vekil atanmazsa, memur üstüne haber vererek görevini bırakabilir.
  • Olağanüstü mazeretle çekilenler: Olağanüstü bir mazeretle görevden çekilen memurlar, üstlerine haber verme şartıyla bir aylık bekleme süresine tabi değildirler. Yani, mazeretleri gerektirdiği durumlarda, bir ay beklemeksizin görevden ayrılabilirler.

DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇEKİLME

Memuriyetten çekilme hakkı, Türkiye’de devlet memurlarının yazılı başvuru yaparak memurluktan ayrılma hakkını içeren 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 94. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, bir memurun çekilme talebi için yazılı başvuruda bulunması gerekmektedir. Ancak sadece yazılı başvuru yapmak yeterli değildir, çünkü memur çekilmek istediği süre boyunca yerine atanacak kişinin gelmesini veya çekilme talebinin kabul edilmesini beklemekle yükümlüdür.

Çekilme talebinde bulunan memurun yerine atanacak kişinin bir aya kadar gelmemesi durumunda, memur çekilme talebinde bulunduktan sonra bir ay süreyle görevde kalmayı sürdürebilir. Bu sürenin sonunda ise yerine atanacak bir memurun gelip gelmemesine bakılmaksızın görevden ayrılma hakkına sahiptir. Böylece, atama süreci bürokratik nedenlerle uzarsa, memur çekilme başvurusundan itibaren en fazla bir ay daha görevde kalır ve bu sürenin sonunda görevinden ayrılabilir.

Ancak memurun çekilme talebinin kabul edilmesi durumunda farklı bir durum söz konusudur. Kanun, çekilme talebi kabul edilen memurun bir aylık bekleme süresine tabi olmaksızın görevini derhal bırakabileceğini belirtmektedir. Dolayısıyla, çekilme talebi kurum tarafından kabul edildiği anda memur görevine devam etmekle yükümlüdür. İstifası kabul edilmemiş olsa bile memur, çekilme talebinden itibaren en fazla bir ay daha görevde kalabilir. Yani, çekilme talebinde bulunan memurun yerine atanacak kişinin gelmesini veya çekilme talebinin kabul edilmesini beklerken görevine devam etmesi gerekmektedir. Ancak bu süre, bir ayı geçmeyecektir. Eğer yerine atanan kişi bir aya kadar gelmezse, memur görevini üstlere haber vererek bırakabilir.

Ayrıca, olağanüstü durumlarla çekilen memurlar, bir ay bekleme süresine tabi olmaksızın ve üstlerine haber vererek görevden ayrılabilirler.

OLAĞANÜSTÜ YÖNETİM HALLERİNDE ÇEKİLME

Olağanüstü hal, seferberlik ve savaş hallerinde veya genel hayata müessir afetlere uğrayan yerlerdeki devlet memurları, çekilme istekleri kabul edilmedikçe veya yerlerine atanacak kişiler gelip işe başlamadıkça görevlerini bırakamazlar. Bu durumlar, Devlet Memurları Kanunu’nun 96. maddesinde düzenlenmiştir.

Devlet memurlarının görevden çekilmesi, olağanüstü durumlarda kamunun düzeninin ve işleyişinin aksamamasını sağlamak amacıyla belirli koşullara bağlanmıştır. 96. maddeye göre, devlet memurları sadece aşağıdaki durumlarda görevlerini bırakabilirler:

  • Seferberlik hali,
  • Savaş hali,
  • Olağanüstü haller,
  • Genel hayata tesir eden afetlere uğrayan yerler.

Bu durumlar Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilmiştir. Savaş hali, bir savaş durumunun ortaya çıkması, ayaklanma veya ülkenin bütünlüğünü veya demokratik düzeni tehdit eden yaygın şiddet hareketleri gibi durumları kapsar. Genel hayata tesir eden afetler ise 7269 sayılı “Milli Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun”da tanımlanmıştır.

Bu koşullar altında, devlet memurları çekilme isteklerini gerçekleştirebilmek için çekilme taleplerinin kabul edilmesi veya yerlerine atanacak kişilerin gelip göreve başlaması gerekmektedir.

DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇEKİLMİŞ SAYILMA

657 sayılı Kanunun hükümlerine göre, memurların kesintisiz olarak 10 gün süreyle göreve gitmemesi durumunda çekilmiş sayılabileceği belirtilmektedir. Bu durumda, idareler genellikle yazılı bildirim yaparak çekilmiş sayılmanın gerçekleştiğini ve kamu görevinin sona erdiğini belirten bir idari işlemi tebliğ etmektedir. Bu idari işlem, teknik olarak istifa olarak kabul edilemez ve idari yargı mercileri önünde iptal davasına konu edilebilir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, 657 sayılı Kanun, devlet memurluğundan çıkarma cezası olarak düzenlenmiştir, ancak 10 gün süreyle kesintisiz göreve devam etmeme durumu disiplin cezası olarak düzenlenmemiştir. Ayrıca, Kanunda bir veya iki gün özürsüz olarak göreve gelmemek durumunda “aylıktan kesme” cezası (m. 125/C/b); özürsüz ve kesintisiz 3-9 gün göreve gelmemek durumunda “kademe ilerlemesinin durdurulması” cezası (m. 125/D/b); bir yılda toplam 20 gün özürsüz olarak göreve gelmemek durumunda ise “devlet memurluğundan çıkarma” cezası öngörülmüştür. Ancak, “mezuniyetsiz veya kurumlarınca kabul edilen mazereti olmaksızın görevin terk edilmesi ve bu terkin kesintisiz 10 gün devam etmesi” durumu, 94. madde uyarınca disiplin cezası olarak düzenlenmemiştir.

Görevini terk eden bir memurun çekilmiş sayılabilmek için, ilgili görevin (izinsiz) veya kurumlarınca kabul edilen bir mazereti olmaksızın terk edilmesi ve bu terkin kesintisiz 10 gün devam etmesi gerekmektedir. Eğer görev terk edildiyse, ilk olarak tespit edilmesi gereken husus, terkinin izinsiz olarak mı gerçekleştiği yoksa kurum tarafından kabul edilen bir mazerete dayalı mı olduğudur. Memurun izinsiz olarak görevini terk ettiği kabul edilebilmesi için, terkinin 657 sayılı Kanun’un 23. maddesinde tanınan izin hakkına aykırı bir şekilde gerçekleşmesi gerekmektedir.

Ayrıca, 94. maddeye dayalı olarak yapılan çekilmiş sayılma işleminin geçerli olabilmesi için, görev terkinin kabul edilebilir bir mazerete dayanmaması gerekmektedir. Eğer memurun göreve devamını engelleyen makul ve meşru bir mazeret bulunuyorsa, 94. madde uyarınca çekilmiş sayılma işlemi yapılması mümkün değildir. İdare, memurun ileri sürdüğü mazereti kabul etme veya etmeme konusunda takdir yetkisine sahip olabilir, ancak bu yetkiyi kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun, keyfi olmayan, objektif ve makul bir şekilde kullanmalıdır.

Bu çerçevede, “hastalık, kaza, ulaşım aksaması, sokağa çıkma yasağı, tutukluluk veya gözaltına alınma” gibi fiili veya hukuki durumlar veya imkânsızlık halleri, memurun göreve devam edememesine mazeret oluşturan sebepler olarak kabul edilmelidir. Memurun göreve gelememesinin mazur görülebilmesi için, söz konusu durumun resmi bir belge (sağlık raporu vb.) ile ispat edilmesi veya idare tarafından yapılacak incelemeyle tespit edilebilecek nitelikte olması gerekmektedir.

ÇEKİLMİŞ SAYILMA VE YASAL USULE AYKIRI ŞEKİLDE GÖREVİ BIRAKMANIN SONUÇLARI

Çekilmiş sayılma ve yasal usule aykırı şekilde görevini bırakan memurun 657 sayılı kanunun 97. Maddesine göre memuriyetten çekilmiş olduğu tarih mazeretsiz işe başlamadığı gün kabul edilir.

Görevi, çekilmiş sayıldığı gün itibariyle sona erer ve bir yıl geçmeden tekrar devlet memurluğuna dönemez.

Devlet memurluğundan çekilmiş sayılma ile ilgili danıştay kararı;

İnceleme ve Gerekçe:

Dosyanın incelenmesinden; Muğla ili, …Adliyesinde hizmetli olarak görev yapan davacının, 31/07/2017 tarihinden itibaren yıllık izin kullanmak üzere görevden ayrıldığı, yıllık izin süresinin 21 gün olduğu ve buna göre 21/08/2017 tarihinde göreve başlaması gerekirken göreve başlamadığının görülmesi üzerine, işe başlamadığına ilişkin olarak 21/08/2017, 22/08/2017, 23/08/2017, 24/08/2017 ve 25/08/2017 tarihli tutanakların düzenlendiği, 25/08/2017 – 05/09/2017 tarih aralığının ise resmî ve idarî tatil olduğu, bu tatilin bitmesinden sonra davacının 05/09/2017, 06/09/2017, 07/09/2017 ve 08/09/2017 tarihlerinde de işe gelmediği, 09/09/2019 tarihinde göreve başladığı, bu fiili nedeniyle davacı hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda Disiplin Amirinin 05/01/2018 tarih ve 2017/1 sayılı kararıyla, davacının 657 sayılı Kanun’ un 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (b) alt bendinde yer alan ” Özürsüz ve kesintisiz 3 – 9 gün göreve gelmemek” fiili kapsamında kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılması için soruşturma dosyasının Adlî Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonuna gönderilmesine karar verildiği, Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 09/05/2019 tarih ve 38649 sayılı yazısı ile davacının göreve gelmediği 9 günün kesintisiz göreve gelmemek olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle davacının göreve gelmeme fiili karşılığında, resmî ve idarî tatilin öncesindeki 5 gün için ayrı, sonrasındaki 4 gün için ayrı olarak kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasının gerekmesi nedeniyle disiplin cezası teklifinin buna göre yeniden gönderilmesinin Disiplin Amirinden istenildiği, bunun üzere Disiplin Amirinin 13/05/2019 tarih ve 2017/1 sayılı kararıyla, davacının göreve gelmediği 21 – 25/08/2017 tarihleri için ayrı, 05 – 08/09/2017 tarihleri için ise ayrı olmak üzere 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin (D) bendinin (b) alt bendi uyarınca iki ayrı kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, Bakanlık Disiplin Kurulunun 20/06/2019 tarih ve 218 sayılı kararıyla, davacı hakkında iki ayrı kademe ilerlemesinin durdurulması cezası teklif edilmiş ise de, davacının göreve gelmemesi kesintisiz olarak kabul edilemeyeceğinden, göreve gelmediği günler için davacı hakkında 657 sayılı Kanun’un memurluktan çekilmiş sayılma hükümlerine göre işlem yapılması gerektiği gerekçesiyle dosyanın Personel Genel Müdürlüğüne gönderilmesine karar verildiği, Personel Genel Müdürlüğünce davacının göreve gelmediği günlerle ilgili hakkında değerlendirme yapılarak karar verilmesi için ilgili belgelerin Muğla Adlî Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonuna gönderildiği, Adalet Komisyonunun …tarih ve …sayılı kararıyla, davacının görevine 21/08/2017 – 08/09/2017 tarihleri arasında mazeretsiz ve izinsiz olarak gelmediğinden bahisle, 657 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesi uyarınca görevden çekilmiş sayılmasına karar verildiği ve bu kararın Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce 30/09/2019 tarihinde onaylanması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

MEVZUAT:

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 94. maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet memuru bağlı olduğu kuruma yazılı olarak müracaat etmek suretiyle memurluktan çekilme isteğinde bulunabilir. Mezuniyetsiz veya kurumlarınca kabul edilen mazereti olmaksızın görevin terk edilmesi ve bu terkin kesintisiz 10 gün devam etmesi halinde, yazılı müracaat şartı aranmaksızın, çekilme isteğinde bulunulmuş sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.

HukukiDeğerlendirme:

Uyuşmazlık konusu olayda, dava dosyasında mevcut olan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 28/07/2017 tarihli dilekçeyle 31/07/2017 tarihinden itibaren 2017 yılı yıllık izinlerini kullanmak için başvuruda bulunduğu, bu dilekçenin aynı tarihte onaylandığı ve yıllık izne ayrılmak istediği 31/07/2017 tarihinde görevden ayrılışının yapıldığı; mübaşir olarak görev yaptığı …. Asliye Hukuk Hakimliği’nin …tarihli ve …sayılı yazıları ile …Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonuna Mübaşir …’ın 2017 yılına ait yıllık izninden kullanmak üzere 31/07/2017 tarihinden mahkemedeki görevinden ayrıldığının bildirildiği; ancak, davacının yıllık izin kullanma talepli dilekçesine karşılık olarak davalı idare tarafından kaç gün yıllık izin verildiğine ilişkin bir onay yazısı mevcut olmadığı gibi, davacıya kaç gün yıllık izin verildiğine ilişkin yapılmış bir bildirimin de bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davacıya 2017 yılına ait 21 gün yıllık izin verildiğinin ve buna göre 21/08/2017 tarihinde göreve başlaması gerektiğinin somut olarak ortaya konulamaması ve bu hususun davacıya bildirilmemiş olması karşısında 657 sayılı Kanun’un 94. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen “Mezuniyetsiz veya kurumlarınca kabul edilen mazereti olmaksızın görevin terk edilmesi” hâlinin söz konusu olmayacağı sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 23/02/2022 tarihinde, kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı usul ve hukuka uygun olduğundan, onanması gerektiği görüşüyle aksi yönde verilen çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

go top