
Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası Nedir
Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası, bireylerin resmi belgelere yansıyan nüfus kayıtlarının hatalı, eksik veya yanlış bilgiler içermesi durumunda başvurabilecekleri bir hukuki süreçtir. Bu dava, bireylerin nüfus kayıtlarının gerçeği yansıtacak şekilde düzeltilmesini sağlamayı amaçlar. Örneğin, isim, doğum tarihi, medeni durum gibi bilgilerde meydana gelen yanlışlıklar veya eksiklikler, bireylerin resmi işlemlerini, haklarını ve yükümlülüklerini etkileyebilir. Ayrıca, akrabalık ilişkilerinin nüfus kayıtlarına hatalı ya da eksik şekilde kayıt edilmiş olması, kişilerin mirastan doğan haklarını engelleyebilmektedir. Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası, mahkemeye başvurularak yürütülür ve ilgili kişinin haklılığı ve talebinin haklı gerekçelere dayandırılması gereklidir. Bu dava sayesinde bireyler, nüfus kayıtlarındaki hataların düzeltilmesini sağlayarak yasal haklarını koruma imkanına sahip olurlar.
Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Nüfus kayıtlarının ve aile kütüğünün hatalı şekilde tutulması halinde Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesi kapsamında nüfus kaydının düzeltilmesi davası açılabilmektedir. Nüfus kaydının düzenli ve gerçeğe uygun tutulması kamu düzenine ilişkindir. İlgili Kanun maddesinde, nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu düzenlenmiştir;
Nüfus davaları
MADDE 36- (1) Mahkeme kararı ile yapılan kayıt düzeltmelerinde aşağıdaki usûllere uyulur:
a) Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kayıt düzeltme davaları (..)nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır.
b) (Değişik: 19/10/2017-7039/9 md.) Haklı sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin düzeltme yapılması hâkimden istenebilir. Ad değişikliği hâlinde, nüfus müdürlüğü bu kişinin çocuklarının baba veya ana adına ilişkin kaydı, soyadı değişikliğinde ise eşin ve ergin olmayan çocukların soyadını da düzeltir.
c) Tespit davaları, kaydın iptali veya düzeltilmesi için açılacak davalara karine teşkil eder.
(2) Kişilerin başkasına ait kaydı kullandıklarına ilişkin başvurular Bakanlıkça incelenip sonuçlandırılır.
Dolayısıyla, davayı açan kişinin bulunduğu yerde yetkili asliye hukuk mahkemesinde bu davanın açılması gerekmektedir.
Davayı Kimler Açabilir ve Kime Karşı Açılır?
Herkesin kendi soyunu bilme hakkı bulunmakla birlikte; devletin de bu kayıtları doğru şekilde tutma yükümlülüğü vardır. Nüfus kaydının düzeltilmesi davasının açılabilmesi için, davayı açan kişinin bir hukuki yararının bulunması gerekmektedir. Nüfus kayıtlarında hata bulunan ya da eksik olan, akrabalık ilişkileri ve aile kütüğü hatalı bir şekilde kayıt edilen herhangi bir kişi nüfus kaydının düzeltilmesi davasını açabilir.
Nüfus kaydının düzeltilmesi davalarında, davaya konu olan kişilerin taraf olarak eklenmesi gerekmekle birlikte; bu kişilerin hayatta olmaması halinde mirasçıların taraf olması gerekmektedir. Bununla birlikte, nüfus müdürlüğünün de davada taraf olarak gösterilmesi gerekmektedir.
Nüfus kaydının düzeltilmesi davası hangi delillerle ispat edilebilir?
Nüfus kaydının düzeltilmesi talepli davaların, kamu düzenini ilgilendiren nitelikte davalar olması sebebiyle her türlü delil ile ispatı mümkündür. Yani, tanık, yemin, DNA araştırması vb. her türlü delil ile bu davanın ispat edilmesi mümkündür.
Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davasında Zamanaşımı ya da Hak Düşürücü Süre Var Mıdır?
Nüfus kaydının düzeltilmesi davalarında herhangi bir zamanaşımı ya da hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Bu nedenle, herhangi bir zamanda bu davanın açılması mümkündür.
YARGITAY KARARLARI
Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davasında Hak Düşürücü Süre Olmadığına ve Her Türlü Delil İle İspat Edebileceğine Dair Karar
T.C. Yargıtay Hukuk Dairesi 2019/5440 E. 2021/3370 K. 12.4.2021 tarihli kararında özetle;
“Kayıt düzeltilmesi, aile kütüğüne işlenmiş kaydın bir kısmının düzeltilmesi veya değiştirilmesidir. Nüfus kütüklerindeki doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi için mahkemeden karar alınması zorunludur. İşte bu noktada, nüfus kütüğünde yer alan doğru olmayan kayıtlar, ilgililerince açılacak kayıt düzeltme davası ile gerçek durumuna uygun hale getirilebilir ki, bu dava uygulamada nüfus kaydının düzeltilmesi davası olarak adlandırılmakta olup zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmayan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda, her türlü kanıta başvurulabilir (YHGK, 11.02.1998, 2-87/77 Sayılı kararı)”
Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davasında Hukuki Yararın Bulunması Gerektiğine Dair Karar
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2008/13027 E. 2008/15293 K. 17.11.2008 tarihli kararında özetle;
“Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda yada başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimse iddiasını ispat etmek zorundadır. (TMK.m.29/1) Doğum ve ölüm, nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur. (TMK. m.30/1) Nüfus sicilinde bir kayıt yoksa gerçek durum her türlü delille ispatlanabilir. (TMK. m.30/2) Ölüme bağlı hakların kullanılabilmesi için; kişinin öldüğünün veya belirli bir zamanda ölü olduğunun tespitini talep etmekte davacıların hukuki yararları mevcuttur.”
Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davasında Taraf Teşkilinin Sağlanması Gerektiğine Dair Karar
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2014/5597 E. 2014/10218 K. 10.06.2014 tarihli kararında özetle;
“Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve davacı vekilinin duruşma istemi davetiye masrafı eklenmemiş olması nedeniyle redd edildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava, nüfus kaydının düzeltilmesi istemine ilişkindir. Nüfus kaydındaki düzeltme davaları kamu düzeni ile yakından ilgili olup, mahkemeler hiç bir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorundadır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde taraf teşkilinin sağlanmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece A.K.ve F.R.’ye ait veraset ilamı getirtilip, mirasçıları davaya dahil edildikten sonra karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan ve eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”
