<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İz Partners İzmir Avukatlık &#8211; Hukuk Bürosu</title>
	<atom:link href="https://www.izpartnershukuk.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.izpartnershukuk.com/</link>
	<description>İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk B&#252;rosu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Jan 2026 07:01:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/05/cropped-qqq.fw_-32x32.png</url>
	<title>İz Partners İzmir Avukatlık &#8211; Hukuk Bürosu</title>
	<link>https://www.izpartnershukuk.com/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Anonim Şirket ve Limited Şirket Ortakların Şahsi Sorumluluğu</title>
		<link>https://www.izpartnershukuk.com/anonim-sirket-ve-limited-sirket-ortaklarin-sahsi-sorumlulugu/</link>
					<comments>https://www.izpartnershukuk.com/anonim-sirket-ve-limited-sirket-ortaklarin-sahsi-sorumlulugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2026 07:01:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Anonim şirketler]]></category>
		<category><![CDATA[ortağın sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[şirketler hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.izpartnershukuk.com/?p=36329</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anonim şirket ve limited şirket ortaklarının şahsi sorumluluğu, şirket borçları nedeniyle ortakların kişisel malvarlıklarının risk altında olup olmadığı sorusunun cevabını doğrudan ilgilendiren kritik bir konudur. Uygulamada, özellikle şirketin borçlarını ödeyememesi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/anonim-sirket-ve-limited-sirket-ortaklarin-sahsi-sorumlulugu/">Anonim Şirket ve Limited Şirket Ortakların Şahsi Sorumluluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Anonim şirket ve limited şirket ortaklarının şahsi sorumluluğu, şirket borçları nedeniyle ortakların kişisel malvarlıklarının risk altında olup olmadığı sorusunun cevabını doğrudan ilgilendiren kritik bir konudur. Uygulamada, özellikle şirketin borçlarını ödeyememesi hâlinde, alacaklılar tarafından ortaklara yönelinip yönelinemeyeceği sıkça tartışma konusu olmaktadır. Bu yazıda, anonim şirket ve limited şirket ortaklarının şahsi sorumluluğunun kapsamı, hangi hâllerde istisnaen sorumluluk doğabileceği ve uygulamada en sık karşılaşılan yanlış kabuller ele alınacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Anonim şirket ve Limited Şirket Ortakları şirketin borcundan sorumlu mudur?  </h2>



<p>Türk Ticaret Kanunu&#8217;nun 329/1. maddesi gereğince, anonim şirketler borçlarından dolayı yalnızca malvarlığı ile sorumlu tutulabilirler. Bu durum, anonim ya da limited şirketin bir tüzel kişiliğe haiz olması ve bu nedenle hak ehliyetine sahip olmalarından kaynaklanmaktadır. Şirkete karşı borcu olan bir alacaklı, borcunu şirketin mal varlığından tahsil etmelidir. </p>



<p>Tüzel kişi olan şirketin organları aracılığıyla bulunduğu faaliyetler sonucunda doğan borçlar kendilerini oluşturan üyelerine değil, doğrudan tüzel kişiye ait olur. </p>



<p>Şirket ortaklarının, şirketin borçlarından doğan sorumluluğunun sınırı Türk Ticaret Kanunu&#8217;nun 392/2. maddesinde belirlenmiştir. Bu kapsamda, pay sahipleri yalnızca taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile şirkete karşı sorumludur. </p>



<p>Ayrıca, Türk Ticaret Kanunu&#8217;nun 408/1. maddesinde; <em> esas sözleşmeyle pay sahibine, pay bedelini veya payın itibarî değerini aşan primi ifa dışında borç yükletilemez</em>&#8221; düzenlemesi bulunmaktadır. Bu düzenlemelerden hareketle, anonim şirket ya da limited şirket ortağının şirkete karşı sorumluluğu yalnızca taahhüt ettiği sermaye bedelidir. </p>



<p>Limited Şirketler için düzenleme ise Türk Ticaret Kanunu&#8217;nun 573/2. maddesinde yer almakta olup, ortakların şirket borçlarından sorumlu olmadığı açık bir şekilde yer almaktadır. </p>



<p>Bu bilgiler ışığında örnek vermek gerekirse, A şirketinin faaliyeti sırasında birçok şirkete borçlandığı, borçlarını ödeyemez hale geldiğini ve A şirketine karşı birçok icra takibinin başlatıldığını düşünelim. A şirketine karşı alacaklı olan diğer kişiler alacaklarını ancak tüzel kişiden isteyebilirler. Tüzel kişinin mal varlığının alacakları karşılamaya yetmemesi halinde, şirket ortaklarının şahsi mal varlıklarından alacaklarını tahsil etmeleri mümkün değildir. Yalnızca, şirket ortaklarının taahhüt ettikleri sermaye bedelini şirkete ödemesi gerekmektedir. </p>



<p>Şirket ortağının sınırlı sorumluluğunun bir istisnası bulunmaktadır. O da, şirketin amme borçlarından kaynaklı sorumluluktur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Anonim Şirket ve Limited Şirket Ortaklarının Amme Şirketin Amme Borçlarından Kaynaklı Sorumluluğu</h2>



<p>Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun&#8217;un 35. maddesinde, şirket ortaklarının amme alacakları için takip edilebileceğini düzenlemektedir. İlgili maddede yer alan &#8220;amme alacakları ise&#8221;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Vergiler</li>



<li>Vergi cezaları gibi asli amme borçları</li>



<li>Gecikme Cezaları</li>



<li>Faizler</li>



<li>SGK prim borçları</li>
</ul>



<p>Bu sorumluluk, ortağın şirket hisse oranı ile orantılıdır. </p>



<p>Şirket ortaklarına karşı amme alacaklarının tahsil yoluna gidilebilmesi için öncelikle amme alacaklarına ilişkin şirket adına usulüne uygun tarhiyat, tebligat, tahakkuk ve tahsil aşamalarının izlenmiş olması gerekir. Bununla birlikte, tüm bu işlemlere ve amme alacaklarının usulüne uygun kesinleştirilmesine rağmen şirketten tahsil edilememiş olması gerekmektedir.</p>



<p>Tahsil edilemeyen alacak kavramı; borçlu hakkında yapılan malvarlığı araştırmaları neticesinde haczedilebilen mallarının bulunmaması ya da haczedilen malları satılmasına rağmen elde edilen satış bedelinin alacağı karşılamaya yetmemesi gibi sebeplerle tahsil edilemeyen alacakları ifade etmektedir. Alacağın tamamını değil, yalnızca bir kısmının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde dahi şirket ortağının sorumluluğuna gidilebilir. Ancak bunun için hukuki geçerliğe sahip yeterli delillerin sunulması ve alacağın şirketten tahsil edilemeyeceğinin net bir biçimde ortaya konulması gerekmektedir</p>



<ol start="3" class="wp-block-list"></ol>



<p> Şirkete karşı bu aşamaların tamamlanması akabinde şirket ortağına başvurulması mümkün olur. Bu durumda, şirket ortağına da ödeme emri gönderilir. Ortaklar şirketin ödenmeyen amme borçlarının yalnızca payları oranına isabet eden sınırlı bir bölümünden tüm malvarlıklarıyla sorumlu olmaktadır. Kendi payına düşen amme borcunu ödeyen ortaklar takipten kurtulmakta ve ödeme tarihi itibariyle gecikme zammı gibi müeyyidelere muhatap olmamaktadır. Örnek vermek gerekirse, şirketin 100.000 TL vergi borcunun olduğunu, bu borcun şirket tarafından karşılanamadığını düşünelim. Şirketin %60 ve %40 paylara sahip iki ortağı bulunsun. Bu durumda ortaklar pay yüzdeleri kapsamında 60.000 TL ve 40.000 TL&#8217;den ayrı ayrı sorumlu olurlar. Her ortak kendisine düşün kısmı ödemesi ile borçtan kurtulmuş olur. Ortakların taahhüt ettikleri sermaye bedelini ödeyip ödemediğine bakılmaz, taahhüt edilen sermaye üzerinden belirlenen oranlar dikkate alınır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">PAYIN DEVREDİLMESİ HALİNDE AMME ALACAKLARINDAN SORUMLULUK</h2>



<p>AATUHK’un 35/2. maddesine göre limited şirket ortaklarının paylarını devrettiği durumlarda devreden ve devralan ortaklar devirden önceki dönemlere ait amme borçlarının ödenmesinden müteselsilen sorumludurlar. Ancak devreden ve devralan ortaklar arasındaki pay devrine ilişkin işlemlerin geçerli olması gerekmektedir.</p>



<p>Ayrıca pay devrinden sonraki dönemlerde meydana gelen borçlardan sadece payı devralan yeni ortağın sorumlu<br>olacağı eski ortakların sorumlu olmadığı da açıktır. Benzer şekilde amme borçlarının yapılandırılmasının talep edildiği dönemde şirket ortağı olmayan eski ortakların takibi mümkün değildir</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tüzel Kişiliği Sona Eren Anonim veya Limited Şirketlerde Bakımından Sorumluluk</h2>



<p>Vergi Usul Kanunu&#8217;nun 10. maddesinin 5. fıkrasında yer alan düzenleme ile sicilden silinen şirketlerin silinme tarihinden sonra ortaya çıkan amme borçlarının ortak ve temsilcilerinden tahsil edilebileceği düzenlenmiş ve ortakların sorumluluğunun, tasfiye öncesi dönemlere ait olan amme alacaklarından payları oranında olduğu belirlenmiştir.</p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><thead><tr><th>Borç Türü</th><th>Ortakların Şahsi Sorumluluğu</th></tr></thead><tbody><tr><td>Şirketin ticari borçları (tedarikçi, banka, kira vb.)</td><td>Hayır</td></tr><tr><td>Özel hukuk borçlarına dayalı icra takipleri</td><td>Hayır</td></tr><tr><td>Şirketin iflas etmesi</td><td>Hayır</td></tr><tr><td>Taahhüt edilen sermaye bedeli</td><td>Evet (şirkete karşı)</td></tr><tr><td>Vergi borçları</td><td>Evet (pay oranında)</td></tr><tr><td>Vergi cezaları</td><td>Evet (pay oranında)</td></tr><tr><td>Gecikme faizi ve gecikme zamları</td><td>Evet (pay oranında)</td></tr><tr><td>SGK prim borçları</td><td>Evet (pay oranında)</td></tr><tr><td>Şirketten tahsil edilemeyen kamu borçları</td><td>Evet (pay oranında)</td></tr><tr><td>Pay devrinden önceki kamu borçları</td><td>Evet (pay oranında)</td></tr><tr><td>Pay devrinden sonraki kamu borçları</td><td>Evet (kendi dönemine ilişkin müteselsil sorumluluk payı oranında)</td></tr><tr><td>Sicilden silinen şirketin kamu borçları</td><td>Evet (pay oranında)</td></tr></tbody></table></figure>



<p>Anonim ve limited şirket ortaklarının şahsi sorumluluğu, istisnaları ve uygulama koşulları bakımından son derece teknik ve hataya açık bir alandır. Özellikle kamu borçları, pay devri, sicilden silinme ve tahsil edilememe kriterlerinin yanlış değerlendirilmesi, ortaklar açısından ciddi maddi kayıplara yol açabilmektedir. Bu nedenle, şirket borçlarından doğan sorumluluk riskinin doğru tespit edilmesi ve sürecin hukuka uygun şekilde yönetilebilmesi için mutlaka deneyimli bir <a href="https://www.izpartnershukuk.com/iletisim/">avukata</a> başvurulması büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/anonim-sirket-ve-limited-sirket-ortaklarin-sahsi-sorumlulugu/">Anonim Şirket ve Limited Şirket Ortakların Şahsi Sorumluluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.izpartnershukuk.com/anonim-sirket-ve-limited-sirket-ortaklarin-sahsi-sorumlulugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayrılma Akçesi</title>
		<link>https://www.izpartnershukuk.com/ayrilma-akcesi/</link>
					<comments>https://www.izpartnershukuk.com/ayrilma-akcesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jan 2026 08:33:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrılma akçesi]]></category>
		<category><![CDATA[izmir avukat]]></category>
		<category><![CDATA[şirket avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.izpartnershukuk.com/?p=36327</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayrılma akçesi, limited şirketlerde ortaklıktan çıkma veya ortaklıktan çıkarılma hâllerinde, ayrılan ortağın ortaklık payı karşılığında talep edebileceği bedeli ifade eder. Özellikle limited şirkette ortaklıktan çıkarma süreçlerinin devamında gündeme gelen ayrılma [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/ayrilma-akcesi/">Ayrılma Akçesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ayrılma akçesi, limited şirketlerde ortaklıktan çıkma veya ortaklıktan çıkarılma hâllerinde, ayrılan ortağın ortaklık payı karşılığında talep edebileceği bedeli ifade eder. Özellikle limited şirkette ortaklıktan çıkarma süreçlerinin devamında gündeme gelen ayrılma akçesi, hem şirketin mali yapısını hem de ortağın ekonomik haklarını doğrudan etkileyen kritik bir konudur. Bu yazıda, <a href="https://www.izpartnershukuk.com/limited-sirkette-ortakliktan-cikarma/">limited şirketlerde ortaklıktan çıkma </a>veya çıkarılma durumunda ortaklık payının akıbeti ve ayrılma akçesine ilişkin temel hukuki esaslar ele alınacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ayrılma akçesi nedir?</h2>



<p>Ayrılma akçesi, şirketten ayrılan, ortaklıktan çıkan veya çıkarılan ortağa ödenmesi gereken değeri ifade etmektedir. Ayrılma akçesi, Türk Ticaret Kanunu&#8217;nun 642. maddesinde düzenlenmiş olup; ortağın payının gerçek değerini ifade etmektedir. </p>



<p>TTK md. 642’de ayrılma akçesi kavramına yer verilmiş olmasına karşın, literatürde ayrılma akçesi kavramı yerine, ayrılma payı, çıkma payı, çıkarılma payı, sermaye payı gibi kavramlar da kullanılmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ayrılma Akçesi Hangi Durumlarda Verilir?</h2>



<p>Ortağın şirketten ayrıldığı durumda, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkı bulunur. Bu hak ortağa kanunen tanınmış olup, şirket sözleşmesiyle kaldırılması veya iradi ayrılma dışında sınırlandırılması mümkün değildir. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Ayrılma Akçesinin Şirket Sözleşmesi ile Düzenlenmesi</h2>



<p>Ortağın ayrılma akçesine hak kazanması için bu durumun şirket ana sözleşmesinde yer alması gerekmez. Nitekim, bu hak doğrudan kanundan doğan bir haktır. Ancak, şirket ana sözleşmesinde, çıkma hakkının kullanılma usulü, süresi, ayrılma akçesinin hesaplanma yöntemi ve ödeme koşulları düzenlenebilir. </p>



<p>Bu bağlamda, ayrılma akçesinin nakden veya aynen ödenmesi, kısmen nakit kısmen ayın ile ödenmesi de düzenlenebilir. Sözleşmede belirlenen bedel belirleme yöntemi bilimsel olmalı, eşit işlem ilkesine aykırı olmamalı, objektif ve anlaşılır olmalıdır. </p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Ayrılma Akçesinin Hesaplanması</strong></h2>



<p>TTK’nın 641/1. maddesinde, ortağın şirketten ayrılması durumunda, esas sermaye payının gerçek değerine karşılık gelen ayrılma akçesini talep etme hakkına sahip olduğu açık biçimde hüküm altına alınmıştır.</p>



<p>Şirketten ayrılan veya çıkarılan ortak, sahip olduğu esas sermaye payını ve bu paya bağlı tüm hakları yitirmektedir. Bu kaybın ekonomik açıdan dengelenmesi ve ortağın, şirketten ayrıldıktan sonra da ayrılmadan önceki ekonomik konumuna karşılık gelen bir değeri muhafaza edebilmesi amacıyla, ayrılan ortağa esas sermaye payının gerçek değerine tekabül eden tutarda ayrılma akçesi talep etme hakkı tanınmıştır.</p>



<p>Ortağın şirketten ayrılması halinde, ortaklık ilişkisi yalnızca ayrılan ortak bakımından sona ermekte; şirket, diğer ortaklar yönünden faaliyetini sürdürmektedir. Bu nedenle, bir veya birden fazla ortağın ayrılması, şirketin sona erdiği ya da tasfiyeye girdiği anlamına gelmez. Şirketin kısmen veya tamamen fiilen tasfiyesi söz konusu olmadığından, ortağın şirketle olan ilişkisinin muhasebesel olarak sona erdirilmesi ve ayrılma akçesinin hesap yoluyla belirlenmesi gerekir. Bu doğrultuda, ortağa ödenecek ayrılma akçesinin tespiti için ara envanter düzenlenmesi ve buna dayalı bir bilanço çıkarılması gerekir.</p>



<p>Yargıtay, ayrılma akçesinin gerçek değer üzerinden belirlenmesini, limited şirkette geçerli olan eşit işlem ilkesinin özel bir uygulaması olarak kabul etmektedir. Bu kapsamda gerçek değerin, iki aşamalı bir hesaplama yöntemiyle tespit edilmesi gerektiği içtihat edilmiştir. Buna göre, öncelikle şirketin gerçek değeri hesaplanmalı; bu aşama tamamlandıktan sonra, ayrılan ortağın şirketteki payının nominal değeri esas alınarak ayrılma akçesi belirlenmelidir. Ayrılma akçesinin gerçek değeri hesaplanmadan önce, şirketin gerçek değerinin tespiti zorunludur.</p>



<p>Yargıtay&#8217;a göre şirketin gerçek değeri belirlenirken dikkate alınacak unsurlar şunlardır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Şirketin tüm aktif ve pasifleri</li>



<li>Gelecek dönemlerde elde edilmesi muhtemel kazançlar</li>



<li>Şirketin karşılaşabileceği ticari ve finansal riskler</li>



<li>Açık ve gizli yedekler</li>



<li>Depo malları ve stoklar</li>



<li>Müşteri çevresi ve pazar ilişkileri</li>



<li>Şirketin faaliyet gösterdiği bölge</li>



<li>Şirketin sahip olduğu şöhret, itibar unsurları</li>
</ul>



<p>Bu unsurlar birlikte değerlendirilerek, şirketin tümüyle satılması halinde bir alıcının ödemeye razı olacağı bedeli ifade eden “yaşayan şirket değeri” şirketin gerçek değeri olarak kabul edilmektedir. Uyuşmazlığa dönen hallerde bu bedel bilirkişiler tarafından yukarıda sıralanan kriterler dikkate alınarak belirlenmektedir. </p>



<p>Gerçek değer, öğretide ve uygulamada kabul gören değerleme yöntemleri çerçevesinde şirketin ekonomik değerinin tespiti suretiyle belirlenir. Bu kapsamda şirket değeri, kural olarak işletmenin faaliyetlerine devam edeceği varsayımı altında, geleceğe yönelik gelir beklentileri ve öngörülen finansal tablolar dikkate alınarak hesaplanır. Ancak gerçek değer, yalnızca gelecekte beklenen gelirlerle sınırlı olmayıp; şirketin mevcut varlıkları, açık ve gizli yedekleri, kârlılık durumu, geçmiş yıllara ait kazançları ve sermaye yapısı gibi şirkete özgü unsurların bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucunda ortaya çıkan değeri ifade eder. Bu değerlendirmede, şirketin ilerleyen dönemlerde elde etmesi muhtemel kazançlar ile maruz kalabileceği riskler de belirleyici niteliktedir.</p>



<p>Gerçek değerin tespitinde ayrıca, şirketin faaliyet gösterdiği sektör, operasyonel başarısı, gelir üretme kapasitesi ile beklenen kazanç ve risk dengesi temel kriterler arasında yer alır. Nitekim Yargıtay, bir maden şirketine ilişkin kararında, şirketin gerçek değerinin sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için ruhsat kapsamındaki madenin şirket açısından malvarlığı değerinin tespit edilmesi gerektiğini; bu tespitte varsayımsal maden rezervinin esas alınarak ruhsat süresi, rezervin niteliği ve zenginliği ile fiilen işletilebilir olup olmadığı gibi hususların ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini kabul etmiştir. Bu doğrultuda, ayrılma akçesinin gerçek değerinin belirlenmesinde, gizli ve açık yedekler, depo malları ve şerefiye unsurları da dâhil olmak üzere, faaliyetine devam eden işletmenin bütüncül ve yaşayan değeri esas alınmalıdır. (<a href="https://www.yargitay.gov.tr">Yargıtay </a>11. HD., E. 2018/ 648, K. 2019/6161, T. 03.10.2019, ET. 18.06.2023.)</p>



<h2 class="wp-block-heading">Şirketin Borca Batık Olması Halinde Ayrılma Akçesi</h2>



<p>Yargıtay içtihatlarında, şirketin özvarlıklarının borçlarıyla karşılaştırılması sonucunda şirket değerinin eksiye düştüğü, diğer bir ifadeyle şirketin borca batık durumda bulunduğu hallerde, ayrılma akçesinin hesaplanmasının mümkün olmadığı kabul edilmektedir. Bu tür durumlarda, şirketin ekonomik değerinin negatif olması nedeniyle, ayrılan ortağa ödenebilecek bir ayrılma akçesinden söz edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.</p>



<p>Benzer bir yaklaşım İstinaf Mahkemesi kararlarında da görülmektedir. Nitekim bir kararda, şirket özvarlığının rapor tarihi itibarıyla negatif çıkması sebebiyle davacı ortağın ayrılma payının bulunmadığı tespit edilmiş; her ne kadar somut olayda haklı nedenlerle ortaklıktan çıkma şartları gerçekleşmiş olsa da, şirketin borca batık durumda olması nedeniyle ayrılma sonucunda davacı ortağın payına ekonomik anlamda herhangi bir değer düşmediği gerekçesiyle ayrılma akçesine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ayrılma Akçesi Gerçek Değerin Belirlenmesine Esas Alınacak Tarih</h2>



<p>Kanunda bu hususa ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, doktrindeki görüşlere göre, ortağın ayrıldığı tarih esas alınmalıdır. Hangi tarihin dikkate alınacağı ayrıca şirket sözleşmesinde de düzenlenebilir. </p>



<p>Sözleşmesel sebeplere dayalı şirketten çıkma veya çıkarılma halinde ayrılma akçesi ayrılmanın hüküm ve sonuçlarının doğurduğu tarihe göre belirlenir. Genel kurul kararı ile çıkarılma halinde karar tarihine göre belirlenir. </p>



<p>Ortağın dava yolu ile çıktığı ya da çıkarılmak istendiği hallerde ise; Yargıtay&#8217;ın yerleşik uygulamasında ayrılma akçesine esas gerçek değer, karara en yakın tarihteki verilere göre hesaplanır. Ancak şu husus belirtmek gerekir. Ortağın haklı sebeple ayrılma akçesini talep ettiği durumlarda gerçek değerin karar tarihine yakın bir tarih esas alınarak hesaplanması türlü sorunlara yol açabilmektedir. Davaların uzun sürmesi, davanın açıldığı tarihten sonra şirket mal varlığının kasten ve muvazaalı şekilde azaltılmaya çalışıldığı durumlarda gerçek değer düşük çıkabilmektedir. Bu nedenle bazı yazarlar, ayrılma akçesi için davanın başında mahkemece bir ayrılma bilançosu hazırlatılması ve dava sonunda hesaplanacak gerçek değerle bilançodaki verilerin karşılaştırılarak bir belirleme yapılması ve böylece şirket malvarlığının azaltma ihtimalinin önüne geçilebileceğini belirtmektedir. </p>



<p>Bunun yanı sıra, ayrılma akçesinin belirlenmesine ilişkin mahkeme kararı kesin karardır. Yani, ayrılma akçesine karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulması mümkün değildir. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Ayrılma Akçesi Talepli Dava Açıldıktan Sonra Şirket Mal Varlığının Azaltılması Riskine Karşı Tedbirler</h2>



<p>Ayrılma akçesi kural olarak karar tarihine en yakın şirket değeri esas alınarak hesaplanır. Ancak dava süreci devam ederken, şirket malvarlığının özensiz yönetilmesi ya da diğer ortaklar tarafından bilinçli olarak azaltılması ihtimali bulunmaktadır. Bu nedenle ayrılan ortak, şirket malvarlığının korunması amacıyla mahkemeden gerekli tedbirlerin alınmasını talep edebilir.</p>



<p>Çıkma veya çıkarılma davası açıldıktan sonra şirket değerinde meydana gelen azalmaların ayrılan ortağa yansıtılması hakkaniyete uygun değildir. Bu sebeple, sermaye azaltımı, işletme devri veya şirket değerini düşürebilecek benzeri işlemlerin uygulanmasının durdurulması için ihtiyati tedbir istenebilir. Böylece ayrılan ortağın payının gerçek değeri korunmuş olur.</p>



<p>Her şeye rağmen şirket değerini düşüren işlemler yapılmışsa, ayrılma akçesi bu azalma dikkate alınmaksızın belirlenmelidir. Bu durumda gerçek değerin, karar tarihine en yakın veriler yerine, şirket değerini azaltıcı işlemler yapılmadan önceki mali veriler esas alınarak hesaplanması gerekir.</p>



<p>Nitekim İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi, E. 2018/787, K. 2018/1568, T. 20.12.2018 tarihli kararında, genel kuralın karar tarihine en yakın bilanço verilerinin esas alınması olduğunu, ancak dava açıldıktan sonra şirket yönetiminin ayrılma payını düşürmek amacıyla şirket özvarlığını azalttığı durumlarda bu kuralın uygulanmasının haksız sonuçlar doğurabileceğini kabul etmektedir. Bu nedenle, her somut olayın özellikleri dikkate alınarak ayrılan ortağın talep edebileceği gerçek pay değerinin belirlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.</p>



<p>Sonuç olarak, ayrılma akçesinin tespiti ve şirket değerinin belirlenmesine ilişkin bu süreçler hem hukuki hem de mali açıdan ciddi riskler barındırmaktadır. Şirket değerinin dava sürecinde azalması, hatalı değerleme yapılması veya gerekli tedbirlerin zamanında talep edilmemesi, ayrılan ortağın telafisi güç hak kayıplarına uğramasına yol açabilir. Bu nedenle çıkma veya çıkarılma davalarının, somut olayın tüm özellikleri dikkatle değerlendirilerek ve stratejik biçimde açılması büyük önem taşımaktadır. Hak kaybı yaşanmaması ve sürecin doğru şekilde yönetilebilmesi için, bu alanda deneyimli bir <a href="https://www.izpartnershukuk.com/iletisim/">avukattan</a> hukuki destek alınması zorunlu niteliktedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">SIKÇA SORULAN SORULAR</h2>



<p>Soru 1: Ayrılma akçesi kimden istenir?<br>Ayrılma akçesinin borçlusu şirketin tüzel kişiliğidir. Ayrılma akçesi, şirketten talep edilir; diğer ortaklardan doğrudan ayrılma akçesi istenmesi mümkün değildir.</p>



<p>Soru 2: Ayrılma akçesinin verilmeyeceği şirket esas sözleşmesinde kararlaştırılabilir mi?<br>Hayır. Ayrılma akçesi, kanundan doğan bir haktır. Şirket esas sözleşmesi ile ayrılma akçesinin tamamen ortadan kaldırılması veya hiç ödenmeyeceğinin kararlaştırılması mümkün değildir.</p>



<p>Soru 3: Ayrılma akçesi, şirketin ortağı ortaklıktan çıkardığı hâllerde de istenebilir mi?<br>Evet. Ayrılma akçesi, hem ortağın kendi iradesiyle ortaklıktan çıktığı durumlarda hem de şirket tarafından ortaklıktan çıkarıldığı hâllerde talep edilebilir.</p>



<p>Soru 4: Ortağın kusurunun bulunup bulunmaması ayrılma akçesinin verilmesini etkiler mi?<br>Hayır. Ayrılma akçesi, kusura bağlı bir tazminat değildir. Ortağın kusurlu olup olmaması, ayrılma akçesi talep etme hakkını ortadan kaldırmaz.</p>



<p>Soru 5: Ödenmemiş sermaye ayrılma akçesini etkiler mi?<br>Ödenmemiş sermaye, ayrılma akçesinin hesaplanmasında dikkate alınan payın gerçek değerini ortadan kaldırmaz. Yargıtay uygulamasında, esas sermaye payının gerçek değerinin belirlenmesinde ödenen değil, taahhüt edilen sermaye payının esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Ancak şirket, ödenmemiş sermaye borcu bulunması hâlinde, bu tutar için ayrılma akçesinden takas veya mahsup talebinde bulunabilir.</p>



<p>Soru 6: Ayrılma akçesinin davaya konu olması durumunda hangi tarih esas alınır</p>



<p>Yargıtay uygulaması gereği karar tarihine en yakın değer esas alınmaktadır.<br><br></p>



<p><br></p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/ayrilma-akcesi/">Ayrılma Akçesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.izpartnershukuk.com/ayrilma-akcesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Limited Şirkette Ortaklıktan Çıkarma</title>
		<link>https://www.izpartnershukuk.com/limited-sirkette-ortakliktan-cikarma/</link>
					<comments>https://www.izpartnershukuk.com/limited-sirkette-ortakliktan-cikarma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 07:10:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.izpartnershukuk.com/?p=36325</guid>

					<description><![CDATA[<p>Limited şirkette ortaklıktan çıkarma, ortaklar arasındaki uyuşmazlıkların şirketin işleyişini ciddi şekilde etkilemesi hâlinde gündeme gelen önemli bir hukuki yoldur. Özellikle şirket faaliyetlerinin kilitlenmesi, güven ilişkisinin ortadan kalkması veya bir ortağın [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/limited-sirkette-ortakliktan-cikarma/">Limited Şirkette Ortaklıktan Çıkarma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Limited şirkette ortaklıktan çıkarma, ortaklar arasındaki uyuşmazlıkların şirketin işleyişini ciddi şekilde etkilemesi hâlinde gündeme gelen önemli bir hukuki yoldur. Özellikle şirket faaliyetlerinin kilitlenmesi, güven ilişkisinin ortadan kalkması veya bir ortağın yükümlülüklerini ihlal etmesi durumunda, limited şirkette ortaklıktan çıkarma davası şirketin ve diğer ortakların korunması açısından zorunlu hâle gelebilir. Bu yazıda, limited şirkette ortaklıktan çıkarma şartları, dava süreci ve uygulamada en sık karşılaşılan sorunlar ele alınacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Limited şirkette ortaklıktan çıkarma hangi hallerde mümkündür?</h2>



<p>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 640. maddesi uyarınca limited şirkette ortaklıktan çıkarma, temel olarak birden fazla hukuki yol üzerinden mümkündür. Ortaklıktan çıkarma halleri, kanunda sınırlı sayıda düzenlenmiş olup uygulamada şu şekilde karşımıza çıkmaktadır:</p>



<p>Şirket sözleşmesinde açıkça düzenlenen bir sebebe dayanılarak, genel kurul kararı ile ortağın ortaklıktan çıkarılması. Bu durumda, ortaklıktan çıkarma yetkisi ve şartları şirket sözleşmesinde önceden öngörülmüş olmalıdır.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Şirket sözleşmesinde açıkça düzenlenen bir sebebe dayanılarak, genel kurul kararı ile ortağın ortaklıktan çıkarılması. Bu durumda, ortaklıktan çıkarma yetkisi ve şartları şirket sözleşmesinde önceden öngörülmüş olmalıdır.</li>



<li>Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, mahkeme kararı ile ortağın ortaklıktan çıkarılması. Bu yol, şirket sözleşmesinde özel bir düzenleme bulunmasa dahi, ortaklık ilişkisinin devamını çekilmez hâle getiren durumların varlığı hâlinde gündeme gelir.</li>



<li>Haklı nedenle şirketin feshi davası kapsamında, hâkimin şirketin feshi yerine, davacı ortağın şirketten çıkarılmasına karar vermesi. Bu hâl, uygulamada dolaylı bir ortaklıktan çıkarma yolu olarak kabul edilmekte ve şirketin devamının korunması amacıyla tercih edilmektedir.</li>
</ul>



<p>Bu üç yol, limited şirkette ortaklıktan çıkarma bakımından kanunen tanınan başlıca imkânları oluşturmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Genel Kurul Kararı ile Limited Şirketlerde Ortaklıktan Çıkarma</h2>



<p>Şirket sözleşmesine dayalı olarak bir ortağın ortaklıktan çıkarılabilmesi için, öncelikle iki temel şartın birlikte sağlanması gerekir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ortaklıktan çıkarma yetkisinin ve sebeplerinin açıkça şirket ana sözleşmesinde yer alması</li>



<li>Ana sözleşmede düzenlenen çıkarma sebebinin net, belirli ve tereddüte yer vermeyecek şekilde kaleme alınmış olması</li>
</ul>



<p>Bu şartların mevcut olması halinde, mahkemeye başvurmaksızın genel kurul kararı ile ortağın ortaklıktan çıkarılması mümkündür. </p>



<p>Şirket sözleşmesinde yer alan çıkarma sebepleri, şirketin keyfî şekilde ortaklıktan çıkarma yetkisi kullanmasına imkân verecek şekilde düzenlenemez. Hangi davranışın, hangi sonuca yol açacağı, hangi koşullarda çıkarma kararının alınabileceği ana sözleşmede somut olarak gösterilmelidir. Belirsiz, yoruma açık veya geniş takdir alanı bırakan hükümler, uygulamada geçersiz sayılmakta ve ortaklıktan çıkarma kararlarının iptaline yol açabilmektedir.</p>



<p>Bu çerçevede, şirket ana sözleşmesine “haklı sebeplerin varlığı”, “şirket menfaatlerine aykırı davranış”, “güven ilişkisinin zedelenmesi” gibi soyut ve sınırları belirsiz ifadelerin tek başına çıkarma sebebi olarak yazılması yeterli değildir. Bu tür ifadeler, ancak hangi fiillerin bu kapsama girdiği açıkça tanımlandığı ölçüde hukuki sonuç doğurabilir.</p>



<p>Şirket sözleşmesinde ortaklıktan çıkarma hükümlerinin bulunmadığı hâllerde ise, şirketin genel kurul kararı ile ortağı ortaklıktan çıkarması mümkün değildir. Bu durumda başvurulabilecek tek yol, haklı sebeplerin varlığına dayanılarak mahkeme aracılığıyla ortaklıktan çıkarma talebinde bulunulmasıdır. Buna karşılık, çıkarma yetkisinin ana sözleşmede açıkça ve belirli şekilde düzenlenmiş olması hâlinde, şirket, yalnızca genel kurul kararı almak suretiyle doğrudan sonuç doğuran bir hakkını kullanabilmektedir.</p>



<p>Bu nedenle limited şirket ana sözleşmelerinde, ortaklıktan çıkarma hükümlerinin soyut kavramlara dayanmadan, somut ve ölçülebilir kriterler üzerinden düzenlenmesi, ileride yaşanabilecek ortaklık uyuşmazlıklarında hem şirketin hem de ortakların hukuki güvenliği açısından kritik öneme sahiptir.<br></p>



<h3 class="wp-block-heading">Genel Kurul Kararı ile Ortaklıktan Çıkarma için Haklı Sebep Gerekir Mi?</h3>



<p>Şirket ana sözleşmesinde düzenlenen ortaklıktan çıkarma sebeplerinin, mutlaka haklı sebep niteliği taşıması zorunlu değildir. Ana sözleşmede yer verilen bu sebepler, taraflar bakımından bağlayıcı nitelikte olup, ortaklık ilişkisinin belirli durumlarda sürdürülemeyeceğinin baştan kabul edildiği hâlleri ifade eder. Başka bir anlatımla, ana sözleşmeye çıkarma sebeplerinin yazılmasıyla, hangi koşullarda ortaklık ilişkisinin sona erdirilebileceği önceden ve açık şekilde belirlenmiş olur.</p>



<p>Bu nedenle, uyuşmazlığın yargıya taşınması hâlinde mahkemenin yapacağı inceleme, sözleşmede yer alan çıkarma sebebinin soyut olarak haklı sebep sayılıp sayılmadığı yönünde olmayacaktır. Mahkeme, esasen ana sözleşmede öngörülen çıkarma sebebinin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini ve bu düzenlemenin genel hukuk kurallarına, özellikle Borçlar Kanunu çerçevesinde hukuka uygun olup olmadığını değerlendirecektir. Bu yönüyle, şirket sözleşmesine dayalı ortaklıktan çıkarma, haklı sebebe dayalı mahkeme yolundan farklı bir hukuki rejime tabi bulunmaktadır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Genel Kurul Kararı ile Ortaklıktan Çıkarma için Oy Nisabı</h3>



<p>Türk Ticaret Kanunu&#8217;nun 621/(1)-h bendinde, şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı ortaklıktan çıkarma ve haklı sebep halinde mahkemeye başvurarak ortaklıktan çıkarma hali için gereken oy nisabı düzenlenmiştir. Bu kapsamda, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde karar alınabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Genel Kurul Kararı ile Ortaklıktan Çıkarma Durumunda Noter Bildirimi</h3>



<p>Şirket sözleşmesinde öngörülen sebeplere dayanılarak genel kurul kararı ile ortaklıktan çıkarma yapılmış olsa dahi, bu kararın çıkarılan ortağa mutlaka noter aracılığıyla bildirilmesi gerekir. Bu bildirim, yalnızca usuli bir işlem olmayıp, ortağın hukuki haklarını kullanabilmesi açısından zorunlu bir aşamadır.</p>



<p>Türk Ticaret Kanunu uyarınca, ortaklıktan çıkarma kararına karşı açılabilecek iptal davasında üç aylık dava açma süresi, genel kurul karar tarihinden değil; çıkarma kararının ilgili ortağa noter yoluyla tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar. Bu yönüyle, ortaklıktan çıkarma kararları, genel kurul kararlarının iptaline ilişkin genel rejimden ayrılmakta ve çıkarılan ortağa özel bir koruma sağlanmaktadır.</p>



<p>Önemle belirtmek gerekir ki, çıkarılan ortağın genel kurul toplantısına katılmış olması, karardan fiilen haberdar bulunması veya toplantıda oy kullanmış olması, noter tebligatı zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Kanunda bu konuda bir ayrım yapılmadığından, her hâlükârda çıkarma kararının noter aracılığıyla tebliğ edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle kanun koyucu, iptal davası süresinin başlangıcını genel kurul tarihi yerine noter tebliğ tarihi olarak kabul etmiştir.</p>



<p>Çıkarılan ortağın, noter tebliğinden itibaren üç ay içinde iptal davası açmaması hâlinde, ortaklıktan çıkarma kararı kesinleşir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, mahkeme tarafından re’sen dikkate alınır. Buna karşılık, açılan iptal davası sonucunda çıkarma kararı iptal edilirse, ortağın ortaklık sıfatı geçmişe etkili olarak değil, karar tarihinden itibaren korunmuş sayılır; bu süreçte alınan genel kurul kararlarının ise geçerliliği devam eder.</p>



<p>Genel kurul kararı ile limited şirkette ortaklıktan çıkarma süreci, özetle aşağıdaki şartların birlikte sağlanmasını gerektirir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ortaklıktan çıkarma yetkisi ve sebepleri, öncelikle şirket ana sözleşmesinde yer almalıdır.</li>



<li>Ana sözleşmede düzenlenen çıkarma sebepleri açık, net ve tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmiş olmalıdır.</li>



<li>Ana sözleşmede öngörülen sebebin gerçekleşmesi hâlinde, ortak mahkeme yoluna gidilmeksizin genel kurul kararı ile ortaklıktan çıkarılabilir.</li>



<li>Ortaklıktan çıkarma kararı, Türk Ticaret Kanunu’nun 621. maddesi uyarınca, şirket sermayesinin en az üçte ikisini temsil eden ortakların oylarıyla alınmalıdır.</li>



<li>Genel kurulda alınan ortaklıktan çıkarma kararı, çıkarılan ortağa mutlaka noter aracılığıyla tebliğ edilmelidir.</li>
</ul>



<p>Bu adımların eksiksiz şekilde uygulanması, genel kurul kararı ile ortaklıktan çıkarma işleminin hukuken geçerli olabilmesi açısından zorunludur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">HAKLI SEBEPLE MAHKEMEYE BAŞVURARAK ORTAKLIKTAN ÇIKARMA</h2>



<p>Türk Ticaret Kanunu’nun 640. maddesi kapsamında, şirket sözleşmesinde özel bir düzenleme bulunmasa dahi, bir ortağın haklı sebeplerin varlığı hâlinde mahkeme kararıyla ortaklıktan çıkarılması mümkündür. Ancak bu yola başvurulabilmesi için, öncelikle şirket genel kurulunun, ortağın ortaklıktan çıkarılması talebiyle mahkemeye başvurulması yönünde karar alması gerekir. Bu karar uyarınca, dava bizzat şirket tarafından ve çıkarılması istenen ortağa karşı açılacaktır.</p>



<p>Haklı sebeple ortaklıktan çıkarma, şirketin tek taraflı iradesiyle doğrudan sonuç doğuran bir işlem olmayıp, yargısal denetime tabi bir süreçtir. Ortaklık ilişkisinin şirket ve diğer ortaklar bakımından katlanılamaz hâle gelmiş olması, bu yolun temel şartını oluşturur. Bir ortağın davranışları veya kişisel tutumu, şirket faaliyetlerini ciddi şekilde aksatıyor, ortaklar arasındaki güven ilişkisini ortadan kaldırıyor veya şirketin devamını tehlikeye düşürüyorsa, bu durum haklı sebep olarak ileri sürülebilir.</p>



<p>Bu düzenlemenin amacı, şirketin iç barışının ve faaliyetlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanmasıdır. Ancak haklı sebeple ortaklıktan çıkarma, son çare niteliğindedir. Ortaklık içinde yaşanan sorunlar, daha hafif hukuki yollarla çözülebiliyorsa, örneğin genel kurul kararlarının iptali veya geçersizliğinin tespiti gibi imkânlarla giderilebiliyorsa, doğrudan ortaklıktan çıkarma yoluna başvurulmamalıdır. Mahkeme, haklı sebebin varlığını değerlendirirken ölçülülük ilkesini de dikkate alacaktır.</p>



<p>Ayrıca birden fazla ortağın aynı anda ortaklıktan çıkarılması talep edilecekse, her bir ortak için ayrı ayrı genel kurul kararı alınması ve her ortağa karşı bağımsız dava açılması gerekmektedir. Son olarak belirtmek gerekir ki, haklı sebeplerin varlığı hâlinde şirketin mahkemeye başvurma hakkı, şirket sözleşmesi ile ortadan kaldırılamaz; bu hak kanundan doğan ve vazgeçilmesi mümkün olmayan bir güvencedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">ORTAĞIN ŞİRKETİN FESHİ TALEPLİ DAVA AÇMASI HALİNDE MAHKEME KARARI İLE ORTAKLIKTAN ÇIKARILMASI</h2>



<p>Türk Ticaret Kanunu’nun 636. maddesi, limited şirketlerde haklı sebeplerin varlığı hâlinde her bir ortağa şirketin feshini mahkemeden talep etme hakkı tanımaktadır. Bu hak, ortağa şahsen tanınmış olup vazgeçilmesi mümkün olmayan bireysel bir haktır. Kanun koyucu, bu düzenleme ile özellikle çoğunluk karşısında zayıf konumda kalabilecek ortakların korunmasını amaçlamıştır.</p>



<p>Ancak mahkeme, ortağın fesih talebiyle bağlı değildir. Kanun, hâkime geniş bir takdir yetkisi tanımış; fesih talebi yerine, davacı ortağın payının gerçek değeri ödenmek suretiyle şirketten çıkarılmasına veya somut olaya daha uygun ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verilebileceğini öngörmüştür. Bu yaklaşım, bir yandan ortakların haklarını güvence altına alırken, diğer yandan şirketin devamlılığının korunmasına imkân tanımaktadır.</p>



<p>Mahkemenin, fesih davası kapsamında ortağın şirketten çıkarılmasına karar verebilmesi için bazı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Buna göre; ortağın haklı sebeple şirketin feshini talep etmiş olması, mahkemenin ileri sürülen sebepleri fesih talebini haklı kılacak ağırlıkta görmesi ve davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesini öngörmesi gerekir.</p>



<p>Kanunda, hangi durumların şirketin feshini gerektirecek nitelikte haklı sebep sayılacağı tek tek belirtilmemiştir. Bu bilinçli bir tercihtir. Haklı sebep kavramının içeriği, doktrin ve yargı kararlarıyla şekillenmektedir. Genel olarak; ortaklığın devamının dürüstlük ve güven kuralları çerçevesinde dava açan ortaktan artık beklenemediği hâller haklı sebep olarak kabul edilmektedir. Örneğin, ortaklık haklarının sürekli ihlali, bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin uzun süre zarar etmesi veya şirket yapısının ortak bakımından katlanılamaz hâle gelmesi bu kapsamda değerlendirilebilmektedir.</p>



<p>Haklı sebebin var olup olmadığı, her somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından takdir edilir. Hâkim, öncelikle feshi gerektirecek ağırlıkta bir durumun bulunup bulunmadığını değerlendirir; şirketin yaşatılmasının mümkün ve uygun olduğu kanaatine varırsa, fesih yerine davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya başka bir çözüme karar verebilir. Bu yönüyle düzenleme, taleple bağlılık ilkesinin istisnalarından birini oluşturmakta ve hâkime geniş bir hareket alanı tanımaktadır.</p>



<p>Bununla birlikte, ortağın çıkarılması, doğrudan ve ilk başvurulacak bir yol değildir. Mahkeme, fesih veya çıkarma kararı vermeden önce, haklı sebebe yol açan durumun daha hafif ve şirketi koruyucu yöntemlerle giderilip giderilemeyeceğini araştırmalıdır. Bu nedenle, ortağın çıkarılması, feshe göre öncelikli; ancak diğer çözüm yollarına göre ikincil bir seçenek olarak değerlendirilmelidir.</p>



<p>Mahkemenin fesih yerine ortağın çıkarılmasına karar vermesi hâlinde, davacı ortağa ödenecek pay bedelinin gerçek değeri de belirlenmelidir. Gerçek değerin hangi tarihe göre hesaplanacağı kanunda açıkça gösterilmemiş olmakla birlikte, uygulamada karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerin esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Ayrıca, pay bedelinin ödenmesi, çıkarma kararının ayrılmaz bir unsurudur. Öğretide, mahkemenin bu bedelin ödenmesi için şirkete süre tanıması; ödeme yapılmaması hâlinde ise feshe karar vermesi gerektiği görüşü ağırlık kazanmaktadır.</p>



<p>Bu aşamadan sonra, ortaklıktan çıkarma veya fesih yerine çıkarma gibi çözümler gündeme geldiğinde, artık ayrılma akçesinin belirlenmesi, payın gerçek değerinin tespiti, ödeme şekli ve zamanı gibi teknik ve mali boyutların da dikkate alınması gerekir. Bu konular, hem şirketin mali yapısını hem de ortakların haklarını doğrudan etkilediğinden, ayrıca ve detaylı şekilde ele alınmalıdır. Bu başlıklar, ayrı bir yazıda değerlendirilmesi gereken kapsamlı meselelerdir.</p>



<p>Öte yandan, limited şirkette ortaklıktan çıkarma ve fesih süreçleri; dava şartları, süreler, karar nisapları ve tebligat gibi usuli aşamalar bakımından oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu süreçlerde yapılacak bir usul hatası, hem ciddi zaman kayıplarına hem de telafisi güç maddi kayıplara yol açabilmektedir. Bu nedenle, gerek genel kurul aşamasında gerekse yargılama sürecinde, hak kaybı yaşanmaması adına sürecin mutlaka deneyimli bir <a href="https://www.izpartnershukuk.com/iletisim/">avukat </a>eşliğinde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/limited-sirkette-ortakliktan-cikarma/">Limited Şirkette Ortaklıktan Çıkarma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.izpartnershukuk.com/limited-sirkette-ortakliktan-cikarma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cari Hesap Mutabakatı</title>
		<link>https://www.izpartnershukuk.com/cari-hesap-mutabakati/</link>
					<comments>https://www.izpartnershukuk.com/cari-hesap-mutabakati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 08:11:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[cari hesap mutabakatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.izpartnershukuk.com/?p=36323</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cari hesap mutabakatı, ticari ilişkilerde tarafların belirli bir dönem itibarıyla borç ve alacak bakiyelerini karşılıklı olarak teyit ettikleri belgelerdir. Uygulamada, özellikle uzun süreli ticari ilişkilerde, alacakların ispatı bakımından cari hesap [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/cari-hesap-mutabakati/">Cari Hesap Mutabakatı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Cari hesap mutabakatı, ticari ilişkilerde tarafların belirli bir dönem itibarıyla borç ve alacak bakiyelerini karşılıklı olarak teyit ettikleri belgelerdir. Uygulamada, özellikle uzun süreli ticari ilişkilerde, alacakların ispatı bakımından cari hesap mutabakatlarına sıkça başvurulmaktadır.<br></p>



<p>Ancak uygulamada en çok tereddüt edilen husus şudur:<br>Cari hesap mutabakatı alacak davasında tek başına kesin delil niteliği taşır mı?<br>Mutabakat imzalandıktan sonra karşı taraf<strong> </strong>borcu inkâr edebilir mi?<br>Cari hesap mutabakatının hangi döneme ilişkin yapılması gerektiği ve hangi unsurları içermesi gerektiği davanın sonucunu etkiler mi?</p>



<p>Cari hesap mutabakatı kim tarafından imzalanmalıdır? </p>



<p>Özellikle ticari alacak davalarında, cari hesap mutabakatlarının <strong>nasıl düzenlendiği, hangi tarihte yapıldığı</strong> ve hangi borç kalemlerini kapsadığı, ispat bakımından belirleyici rol oynamaktadır. Zira her cari hesap mutabakatı, alacağı kesinleştiren ve uyuşmazlığı ortadan kaldıran bir belge niteliğinde değildir.</p>



<p>Bu yazıda;<br>– Cari hesap mutabakatının alacak davalarındaki ispat gücü,<br>– Mutabakatın hangi dönem için yapılması gerektiği,<br>– İmzasız veya e-posta yoluyla yapılan mutabakatların hukuki durumu,<br>– Cari hesap mutabakatı düzenlenirken dikkat edilmesi gereken kritik noktalar<br>ticari dava uygulaması çerçevesinde ele alınacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Cari Hesap Mutabakatının Hukuki Niteliği</strong></h2>



<p>Cari hesap mutabakatı, kural olarak bağımsız bir sözleşme olmayıp; içeriğine göre borç ikrarı veya yazılı delil başlangıcı niteliği taşıyan, alacak davasında diğer delillerle birlikte değerlendirilen bir belgedir.</p>



<p> Cari hesap mutabakatının hangi şekilde yapıldığı, hangi dönemi kapsadığı ileride meydana gelecek uyuşmazlıklarda mutabakatın ispat gücü açısından oldukça fark etmektedir. </p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Cari Hesap Mutabakatı Düzenlenirken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar</strong></h2>



<p>Cari hesap mutabakatı düzenlenirken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Hesap mutabakatında, hangi başlangıç ve bitiş tarihleri arasındaki işlemleri kapsadığı ve hangi dönem itibariyle bakiye tespiti yapıldığı açık ve tereddütsüz olarak yer almalıdır. </li>



<li>Hesap mutabakatında yer alan tutarın, karşı tarafça açık olarak kabul edildiğine dair ibarelerin yer alması gerekir.</li>



<li>Hesap mutabakatının mutlaka tarafların temsile yetkili kişileri tarafından imzalanması gerekir. Bunun ispatı açısından, hesap mutabakatı ekinde temsile yetkili kişileri gösterir imza sirküleri de eklenebilir.</li>



<li>Hesap mutabakatları KEP üzerinden güvenli elektronik imza kullanılmak suretiyle de gerçekleştirilebilir. Bu durumda imzanın yetkili kişi tarafından atılıp atılmadığı sorunu ortadan kalkmış olur.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">İmzasız veya E-Posta Yoluyla Yapılan Cari Hesap Mutabakatları</h2>



<p>Uygulamada, şirketlerin cari hesap mutabakatlarını çoğu zaman e-posta yoluyla birbirlerine gönderdikleri ve mutabakatın ıslak imzalı nüshasının kargo ile iadesini talep ettikleri görülmektedir. Ancak bu yöntemle gerçekleştirilen cari hesap mutabakatları, ileride bir uyuşmazlık çıkması halinde, uyuşmazlığın hızlı ve etkili şekilde çözülmesine hizmet etmek bir yana, bizzat yeni ve ciddi hukuki sorunların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.</p>



<p>Taraflar arasında cari hesaptan kaynaklanan bir uyuşmazlığın doğması ve bu uyuşmazlığın yargıya taşınması halinde, alacaklı olduğunu iddia eden taraf, çoğu zaman cari hesap mutabakatını delil olarak ileri sürerek alacağını ispatlamaya çalışmaktadır. Ne var ki, e-posta üzerinden gönderilen ve ıslak imzası yüz yüze şekilde, şirketi temsile yetkili kişiler tarafından atılmamış olan mutabakatlarda, davalı tarafça mutabakat üzerindeki imzanın inkâr edilmesi uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu halde, imzanın kime ait olduğu ve imzayı atan kişinin şirketi temsile yetkili olup olmadığı hususlarında ayrıca inceleme yapılması ve bu konuların ayrı bir hukuki tartışma konusu hâline gelmesi söz konusu olabilmektedir. Oysa cari hesap mutabakatının temel amacı, taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisini tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya koymak iken, bu yöntemle yapılan mutabakatlar çoğu zaman tam tersi bir sonuca yol açmaktadır.</p>



<p>Bu nedenle, bu yazıda da vurgulandığı üzere, cari hesap mutabakatlarının mümkün olduğunca tarafların <strong>kayıtlı elektronik posta (KEP)</strong> adresleri üzerinden yapılması veya yüz yüze şekilde, şirketi temsile yetkili kişilerin imzasını taşıyan ıslak imzalı belgeler aracılığıyla gerçekleştirilmesi daha sağlıklı bir yöntem olarak değerlendirilmektedir.</p>



<p>E-posta yoluyla yapılan cari hesap mutabakatları, dava aşamasında karşı tarafça açıkça itiraz edilmemesi hâlinde borç ikrarı niteliği taşıyabilecektir. Ancak bu tür mutabakatlara itiraz edilmesi durumunda; e-postayı gönderen kişinin şirketi temsile yetkili olup olmadığı, mutabakat içeriğinin alacak-borç ilişkisini açık ve yeterli şekilde ortaya koyup koymadığı gibi hususlar ayrıca araştırılacak ve belge, somut olaya göre yazılı delil başlangıcı veya takdiri delil olarak değerlendirilecektir. Bu yöntemin tercih edilmesi hâlinde, imzanın inkâr edilmesi durumunda yargılamanın uzadığı, hatta bazı hâllerde mutabakatın ispat gücünün tamamen ortadan kalktığı da uygulamada görülmektedir. Her hâlükârda, e-posta üzerinden yapılan cari hesap mutabakatlarında, mutabakatı kabul eden tarafın, bakiye tutarı <strong>açık bir irade beyanı ile kabul ettiğini</strong> net şekilde ifade etmesi büyük önem taşımaktadır.</p>



<p>E-posta yoluyla yapılan cari hesap mutabakatlarının bir diğer önemli sorunu ise, bu belgelerin tek başına <strong>kesin delil niteliği taşımamasıdır</strong>. Nitekim uygulamada, yalnızca e-posta üzerinden yapılan cari hesap mutabakatlarına dayanılarak ihtiyati haciz kararı verilmediği sıklıkla görülmektedir.</p>



<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/bolge-adliye-mahkemesi/ankara-bam22-hd-e-2024-933-k-2024-1651-t-11-12-2024">Ankara BAM 22. Hukuk Dairesi, 11.12.2024 tarihli ve 2024/933 E., 2024/1651 K. sayılı kararı</a>nda özetle;</p>



<p class="has-text-align-left">&#8220;özellikle faturaya dayalı alacak için ihtiyati haciz isteminde bulunan alacaklının fatura konusu<br>malların borçluya teslim edildiğini yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde ispat etmesi gerekmesine, sunulan<br>e-irsaliyede malların borçlu veya nakliyecisine teslim edildiğine dair herhangi bir imza bulunmamasına, <strong>hesap<br>mutabakatına ilişkin belgenin suret olmasına,</strong> yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmemiş olmasına göre<br>ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.&#8221;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Hesap Mutabakatlarında Cari Hesap Sözleşmesinin Önemi</strong></h2>



<p>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 07.03.2024 tarihli kararında, cari hesap mutabakatlarının alacak davasındaki delil vasfı, <strong>cari hesap sözleşmesinin varlığı ile açık hesap ilişkisi arasındaki fark gözetilerek</strong> açık biçimde ortaya konulmuştur.</p>



<p>Anılan kararda Daire, taraflar arasında uzun süreli bir ticari ilişki ve düzenli hesap mutabakatları bulunmasına rağmen, <strong>TTK anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını</strong> özellikle tespit etmiştir. Mahkeme, taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliğini “cari hesap” değil, <strong>açık hesap ilişkisi</strong> olarak nitelendirmiştir.</p>



<p>TTK m.94 kapsamında cari hesap bakiyesinden söz edilebilmesi için, öncelikle taraflar arasında <strong>TTK m.89 ve devamı hükümlerine uygun bir cari hesap sözleşmesinin</strong> varlığı gerekir. Cari hesap sözleşmesi bulunmadığı sürece, yapılan mutabakatlar;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>TTK anlamında “cari hesap bakiyesi” oluşturmaz,</li>



<li>Tarafları mutlak ve kesin şekilde bağlayan bir sonuç doğurmaz.</li>
</ul>



<p>Bu yönüyle, uygulamada sıklıkla yapılan ve “cari hesap mutabakatı” olarak adlandırılan belgelerin önemli bir kısmı, <strong>hukuken TTK m.94 anlamında mutabakat niteliği taşımamaktadır</strong>.</p>



<p>İncelenen kararda Daire, taraflar arasındaki ilişkinin açık hesap ilişkisi şeklinde yürütüldüğünü kabul etmiş ve bu kapsamda yapılan mutabakatların <strong>aksinin iddia ve ispat edilebileceğini</strong> özellikle belirtmiştir. Yani, açık hesap ilişkisi kapsamında yapılan hesap mutabakatları borcu ispata elverişli bir belge olabilmekle birlikte, cari hesap ilişkisinde yer alan hesap mutabakatı kadar kuvvetli bir delil değildir. </p>



<p>Bu nedenle, açık hesap ilişkilerinde yapılan mutabakatlar, cari hesap sözleşmesindeki gibi “kesin bakiye” sonucu doğurmaz; fatura, teslim, sözleşme ve ticari defter kayıtlarıyla birlikte değerlendirilir.</p>



<p>Cari hesap mutabakatı, ticari ilişkilerde alacak-borç durumunun tespiti açısından önemli bir araç olmakla birlikte, <strong>her mutabakat alacağı kesinleştiren ve uyuşmazlığı sona erdiren bir belge niteliği taşımaz</strong>. Özellikle taraflar arasında <strong>TTK hükümlerine uygun yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı</strong> hallerde, yapılan mutabakatlar çoğu zaman yalnızca <strong>açık hesap ilişkisine ilişkin bir tespit</strong> olarak değerlendirilmekte ve aksinin her zaman iddia ve ispatı mümkün olmaktadır.</p>



<p>Uygulamada sıkça görüldüğü üzere, cari hesap sözleşmesi olmaksızın yürütülen ticari ilişkilerde yapılan mutabakatların, <strong>TTK m.94 anlamında cari hesap bakiyesi</strong> olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu tür mutabakatlar, alacak davasında tek başına kesin delil teşkil etmemekte; fatura, sözleşme, teslim belgeleri ve ticari defter kayıtlarıyla birlikte değerlendirilmektedir.</p>



<p>Bu nedenle uygulamada aşağıdaki hususlara özellikle dikkat edilmesi gerekir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Taraflar arasında <strong>gerçekten cari hesap ilişkisi kurulmak isteniyorsa</strong>, bu ilişkinin yazılı bir cari hesap sözleşmesi ile açıkça düzenlenmesi gerekir.</li>



<li>Cari hesap mutabakatları, mutlaka <strong>belirli bir dönemi kapsayacak</strong>, alacak ve borç kalemleri açıkça gösterilecek şekilde hazırlanmalıdır.</li>



<li>Mutabakatlar mümkün olduğunca <strong>KEP üzerinden</strong> veya <strong>yüz yüze, temsile yetkili kişiler tarafından imzalanmak suretiyle</strong> yapılmalıdır.</li>



<li>E-posta yoluyla yapılan mutabakatlarda, karşı tarafın <strong>bakiye tutarını açık irade beyanı ile kabul ettiğini</strong> net şekilde ifade etmesi sağlanmalıdır.</li>



<li>Cari hesap mutabakatının, her durumda <strong>kesin delil olmadığı</strong>, özellikle açık hesap ilişkilerinde yalnızca yazılı delil başlangıcı veya takdiri delil niteliği taşıyabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.</li>
</ul>



<p>Sonuç olarak, cari hesap mutabakatları muhasebesel bir formalite olarak değil, <strong>doğrudan hukuki sonuç doğuran belgeler</strong> olarak ele alınmalı; alacak riskini azaltmak amacıyla düzenlenirken, ileride doğabilecek bir uyuşmazlıkta nasıl değerlendirileceği baştan dikkate alınmalıdır. Aksi halde, alacağı güvence altına almak amacıyla yapılan bir mutabakat, yargılama sürecinde beklenen faydayı sağlamadığı gibi, uyuşmazlığın daha da uzamasına neden olabilmektedir.</p>



<p>Bu nedenle, cari hesap mutabakatlarının hazırlanması ve uygulanması sürecinde, yalnızca muhasebesel uygulamalarla yetinilmemeli; mutabakatın <strong>hukuki niteliği ve olası dava sonuçları</strong> mutlaka gözetilmelidir. Özellikle cari hesap sözleşmesi bulunmayan ticari ilişkilerde yapılan mutabakatların, ileride alacak davasında nasıl değerlendirileceği somut olaya göre değişebileceğinden, <strong>mutabakat düzenlenmeden önce veya uyuşmazlık ortaya çıktığında mutlaka deneyimli bir <a href="https://www.izpartnershukuk.com/iletisim/">avukattan </a>hukuki destek alınması</strong> önem arz etmektedir. Bu sayede, alacağın ispatı bakımından telafisi güç hak kayıplarının önüne geçilmesi mümkün olacaktır.</p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/cari-hesap-mutabakati/">Cari Hesap Mutabakatı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.izpartnershukuk.com/cari-hesap-mutabakati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Faturaya İtiraz Süresi</title>
		<link>https://www.izpartnershukuk.com/faturaya-itiraz-suresi/</link>
					<comments>https://www.izpartnershukuk.com/faturaya-itiraz-suresi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 09:22:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[faturadan kaynaklı alacak]]></category>
		<category><![CDATA[faturaya itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret avukatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.izpartnershukuk.com/?p=36321</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faturaya itiraz süresi, ticari hayatta taraflar arasındaki alacak ve borç ilişkilerinin kesinleşmesi bakımından kritik öneme sahiptir. Türk Ticaret Kanunu uyarınca, e-fatura dâhil olmak üzere düzenlenen faturaya karşı itirazın, faturanın tebliğinden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/faturaya-itiraz-suresi/">Faturaya İtiraz Süresi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Faturaya itiraz süresi, ticari hayatta taraflar arasındaki alacak ve borç ilişkilerinin kesinleşmesi bakımından kritik öneme sahiptir. Türk Ticaret Kanunu uyarınca, e-fatura dâhil olmak üzere düzenlenen faturaya karşı itirazın, faturanın tebliğinden itibaren 8 gün içinde yapılması gerekir. Bu süre içinde itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriği kural olarak kabul edilmiş sayılır ve ileride açılacak davalarda ciddi ispat sorunları ortaya çıkar. Bu yazıda, faturaya itiraz süresi kavramı, 8 günlük sürenin hukuki sonuçları ve uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlıklar ele alınacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Faturaya İtiraz Süresi Kaç Gündür? </strong></h2>



<p>Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca, bir tacirin gönderdiği faturaya muhatap olan tacir, faturanın kendisine ulaştığı tarihten itibaren 8 gün içinde itirazda bulunmak zorundadır. Bu süre, faturanın fiziki veya elektronik ortamda muhataba tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. </p>



<p>Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen bu süre hak düşürücü nitelikte olmayıp, ispat hukukuna ilişkin sonuçlar doğurur. Başka bir ifadeyle, faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, borcun kesin olarak doğduğu anlamına gelmez; ancak fatura içeriğine karşı ileri sürülebilecek itirazların ispatını önemli ölçüde zorlaştırır. Bu nedenle, faturaya itiraz süresi, ticari uyuşmazlıklarda alacak ve borç ilişkilerinin şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Faturaya İtiraz Nasıl Yapılır? </h2>



<p>Faturaya itiraz nasıl yapılır sorusu, uygulamada en çok ispat sorununa yol açan başlıklardan biridir. Faturaya itirazın geçerli ve ileride ispatı kolay olacak şekilde yapılabilmesi için, Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesi kapsamında güvenli iletişim araçlarının kullanılması önemlidir. Bu kapsamda, faturaya itirazın güvenli elektronik posta (KEP), noter aracılığıyla veya iadeli taahhütlü posta yoluyla yapılması önerilmektedir. Uygulamada ise, hız ve ispat kolaylığı sağlaması nedeniyle faturaya itirazın çoğunlukla KEP üzerinden gerçekleştirildiği görülmektedir.</p>



<p>Faturaya itiraz, açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde yapılmalı; itiraz metninde ilgili faturanın kabul edilmediği, hangi yönlerden itiraza konu edildiği ve fatura içeriğinin benimsenmediği net olarak belirtilmelidir.</p>



<p>Öte yandan, uygulamada faturaya süresi içerisinde itiraz edilmesine rağmen faturayı tebliğ alan tarafın ticari defterine işlediği durumlara da rastlanmaktadır. Bu halde, ileride yaşanacak bir uyuşmazlıkta ispat kolaylığı açısından, itiraz süresi içerisinde iade faturası düzenlenmesi de faydalı olacaktır. Bu nedenle, faturaya itiraz süreci, bildirim ve muhasebe kayıtları birlikte gözetilerek yürütülmelidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Faturaya İtiraz Edilmemesinin Sonuçları</h2>



<p>Faturaya itiraz edilmemenin sonuçları, Türk Ticaret Kanunu’nda açık şekilde düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2 maddesi kapsamında;</p>



<p>“Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.”</p>



<p>hükmü yer almaktadır.</p>



<p>Bu düzenleme uyarınca, faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi hâlinde kabul edilmiş sayılan “faturanın içeriği” şu unsurlardan oluşur:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Faturanın düzenlenme tarihi, seri ve sıra numarası</li>



<li>Faturayı düzenleyenin adı ve varsa ticari unvanı, adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası</li>



<li>Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası</li>



<li>Malın veya işin nev’i, fiyatı ve tutarı</li>



<li>Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası</li>
</ul>



<p>Bu kapsamda, faturayı alan kişi sekiz günlük süre içerisinde faturaya itiraz etmezse, faturada yer alan mal veya hizmetin fiyatı ve tutarını kabul etmiş sayılır ve bu bedel yönünden bir kesinlik oluşur. Uygulamada bu durum, alacaklının ispat yükünü önemli ölçüde hafifletirken, faturaya süresinde itiraz etmeyen taraf açısından ciddi savunma güçlüklerine yol açmaktadır.</p>



<p>Ancak bu kuralın istisnası bulunmaktadır. Şöyle ki:</p>



<p>– Fatura bedeli, yalnızca satıcının vakıf olabileceği bilgilerden elde ediliyorsa<br>– Bedel, karmaşık hesaplamalara dayanıyor ve bu hesaplamalar faturada açıkça gösterilmiyorsa<br>– Faturada yalnızca miktar veya toplam tutar belirtilmiş, fiyatın nasıl oluştuğu yansıtılmamışsa</p>



<p>Bu hâllerde, fatura bedelinini faturanın olağan içeriği haline gelmesinden bahsedilemeyecektir. </p>



<p>Aşağıda paylaşılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun temyiz incelemesine konu davada; acente hizmet sözleşmesi kapsamında sözleşmeye aykırı şekilde fazla ödeme yapıldığı ve alacağın iadesi talep edilmiştir.&nbsp;&nbsp;Kararda özetle;&nbsp;</p>



<p><em>“Davalı şirket tarafından düzenlenen 8.4.2005 tarihli&nbsp;faturada&nbsp;sözleşmede kararlaştırılanın aksine müşteri sayısı 3016, kişi başı ödenecek ücret ise 25 Euro olarak&nbsp;faturaya kaydedilmiş ve bu&nbsp;fatura&nbsp;itiraza konu olmaksızın tarafların defterlerine kaydedilmiştir.&nbsp;Faturada&nbsp;başkaca&nbsp;fatura&nbsp;edilmeyen borç olduğuna, ya da bunun kısmi borcu içerdiğine ilişkin açık bir kayıt da bulunmamaktadır.</em></p>



<p><em>Bu haliyle, bulunması gereken zorunlu unsurları kapsayan,&nbsp;alan&nbsp;tarafın&nbsp;itirazına uğramayan, her iki tarafın defterine de kaydedilen&nbsp;faturanın tarafları bağlayacağının ve sözleşme hükümlerinin de&nbsp;fatura&nbsp;içeriğine göre değiştiğinin kabulü gerekir.</em></p>



<p><em>O halde, mahkemece yapılacak iş; bozma ilamında ve yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasında düzenlenen 18.10.2004 tarihli sözleşmenin,&nbsp;fatura&nbsp;içeriğinin kesinleşmesi ve&nbsp;faturanın taraf defterlerine kaydedilmiş olması nedenleriyle değiştiğinin kabulü ile davalı şirket tarafından düzenlenen 8.4.2005 tarihli&nbsp;fatura&nbsp;içeriğindeki gibi 3016 müşteri ve 25 Euro kişi başı ücretten hesaplama yapılarak; davacı tarafın ödediği belirlenen avanstan davalı şirketçe ödenen miktar düşülmek suretiyle sonucuna göre bir karar vermek ve varsa davacının alacağının tahsiline hükmetmek olmalıdır</em></p>



<p>Şeklinde karar verilmiştir. Anılan Yargıtay kararına konu olayda sözleşmede hizmet bedeli kişi başı 95 USD olarak belirlenmiştir. Toplamda 3016 müşteri için hizmet verilmiştir. Ancak fatura kesilirken kişi başı 25 USD olarak kesilmiştir. Yargıtay, 25 USD olarak kesilen faturaya 8 günlük süre içerisinde itiraz edilmemesi, <strong>faturanın tarafların ticari defterlerine işlenmesi sebebiyle sözleşmede kararlaştırılan bedelin değişmiş sayılacağına, faturaya konu bedelin kesinleştiğine karar vermiştir.</strong> </p>



<p>Ayrıca <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/6-hukuk-dairesi-e-2022-385-k-2023-44-t-17-1-2023">Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 17.01.2023 tarihli ve 2022/385 E., 2023/44 K. sayılı kararı</a>nda özetle;</p>



<p><em>“Yerel mahkeme; sözlü olarak eser sözleşmesi varlığının ihtilafsız olduğu, davalı tarafın eserde ayıp iddiasının bulunmadığı, takip ve dava konusu faturaların kabul edilerek davalı tarafça ticari defterlere işlendiği, son fatura tarihinden itibaren 8 günlük itiraz süresi geçtikten sonra kesilen fiyat farkı faturasının davacı aleyhine sonuç doğurmayacağı belirtilerek icra takip tarihinden önceki dönem için işlemiş faiz talebi bulunmadığından talep ile bağlı kalınarak davanın bilirkişi raporlarına göre tarafların birbirini teyit eden bakiye asıl alacak miktarı üzerinden kabulüne, davalı taraf itirazında haksız bulunduğundan ve alacak da faturaya dayalı olup likit olduğundan kabul edilen asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.”</em></p>



<p>şeklinde karar verilmiştir. </p>



<p>Bu açıklamalar ışığında, faturayı alan ve fatura içeriğini kabul etmeyen tarafın, ileride hak kaybına uğramamak için aşağıdaki adımları izlemesi gerekir:</p>



<ol class="wp-block-list">
<li>Faturaya mutlaka sekiz günlük süre içerisinde yazılı olarak itiraz edilmelidir. Bu itiraz, noter aracılığıyla veya güvenli elektronik posta yoluyla yapılmalı; elektronik posta kullanılması hâlinde e-imzalı bildirim tercih edilmelidir.</li>



<li>Fatura, itiraz süresi içerisinde ticari defterlere kaydedilmemelidir. Defterlere kaydedilmesi, fatura içeriğinin kabul edildiği yönünde güçlü bir karine oluşturur.</li>



<li>Fatura ticari defterlere işlenmişse, bu durumda da itiraz hakkı ortadan kalkmaz; ancak yazılı itirazın yanında ayrıca iade faturası düzenlenerek karşı tarafa gönderilmesi gerekir.</li>



<li>Bu adımların yerine getirilmemesi hâlinde, özellikle faturada bir bedel yer alıyor ve bu bedelin nasıl hesaplandığı fatura içeriğinden anlaşılıyorsa, faturayı alan taraf ileride borçlu olmadığını ispat etmek zorunda kalacaktır. Bu durum, yargılamalarda ciddi ispat güçlükleri doğurabilmektedir.</li>
</ol>



<h2 class="wp-block-heading">Faturaya İtiraz Edilmemesi ile Borcun Kabulü Arasında ilişki</h2>



<p>Faturaya itiraz ile borcun kabulü arasındaki ilişki, uygulamada sıklıkla yanlış yorumlanan bir konudur. Yukarıda, faturaya itiraz edilmemesinin hukuki sonuçlarına değinilmiş olmakla birlikte, her durumda faturaya itiraz edilmemesi borcun kesin olarak kabul edildiği anlamına gelmez. Özellikle fatura ticari defterlere kaydedilmemişse, faturadan doğan bir alacağın varlığının ayrıca ispat edilmesi gerekir.</p>



<p>Önemle belirtmek gerekir ki Türk hukuku kapsamında fatura, bir sözleşmenin kurulması aşamasına değil, sözleşmenin ifası aşamasına ilişkin olarak düzenlenen bir belgedir. Bu nedenle faturanın düzenlenebilmesi için, fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu bir hukuki ilişkinin bulunması ve faturanın bu ilişkiye dayanılarak düzenlenmiş olması gerekir. Fatura, tek başına bir sözleşmenin varlığını veya alacağın doğduğunu ispatlayan bir belge niteliğinde değildir.</p>



<p>Bu çerçevede, faturayı alan taraf, faturayı ticari defterlerine kaydetmemiş olmak kaydıyla, taraflar arasında akdi bir ilişki bulunmadığını ileri sürebilir. Bu durumda, faturayı düzenleyen tarafın, öncelikle taraflar arasında geçerli bir sözleşme veya ticari ilişki bulunduğunu ve faturanın bu ilişkiye uygun şekilde düzenlendiğini ispatlaması gerekir. Faturaya süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması, tek başına sözleşmenin varlığını ve faturaya konu alacağın doğduğunu kabul anlamına gelmez.</p>



<p>Sonuç olarak, fatura, sözleşmenin kurulmasına değil ifasına ilişkin bir belge olduğundan, temel borç ilişkisinin varlığı her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir. Bu ayrımın göz ardı edilmesi, faturaya itiraz edilmemiş olsa dahi borcun varlığı konusunda hatalı hukuki sonuçlara ulaşılmasına neden olabilmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Faturaya İtiraz Süresinin Kaçırılması</strong></h2>



<p>Faturaya itiraz süresinin kaçırılması halinde savunma imkânları tamamen ortadan kalkmış değildir. Sekiz günlük süre içerisinde faturaya itiraz edilmemiş olması, her durumda borcun kesin olarak kabul edildiği anlamına gelmez. Bu süre daha çok ispat hukukuna ilişkin sonuçlar doğurur ve somut olayın özelliklerine göre çeşitli savunmalar ileri sürülebilir.</p>



<p>Bu kapsamda, taraflar arasında faturaya dayanak teşkil eden bir sözleşme veya sürekli bir ticari ilişki bulunmadığı savunulabilir. Faturaya itiraz edilmemiş olsa dahi, faturayı düzenleyen taraf, alacağını talep edebilmek için öncelikle taraflar arasında borç doğurucu bir hukuki ilişkinin varlığını ispatlamak zorundadır. Sözleşme ilişkisinin bulunmaması hâlinde, faturaya dayalı alacak iddiası geçerlilik kazanmaz.</p>



<p>Bunun yanında, faturanın sözleşmede kararlaştırılan bedelden farklı şekilde düzenlenmiş olması da savunma konusu yapılabilir. </p>



<p>Ayrıca, faturada yer alan tutarın muğlak olması, bedelin hangi hesaplamaya dayandığının açıkça anlaşılamaması veya karmaşık hesaplamalar içermesi hâllerinde de savunma imkânı devam eder. Bu gibi durumlarda, fatura içeriği her ne kadar şeklen kabul edilmiş sayılsa da, bedelin doğruluğu ve alacağın dayanağı yargılama aşamasında tartışılabilir.</p>



<p>Sonuç olarak, faturaya itiraz süresinin kaçırılması savunma alanını daraltmakla birlikte, sözleşme ilişkisinin yokluğu, faturanın sözleşmeye aykırı düzenlenmesi veya bedelin belirsizliği gibi temel hususlar her hâlükârda ileri sürülebilecek savunmalar arasında yer almaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Temel Fatura ile Temel Faturaya İtiraz Arasındaki Fark</h2>



<p>Ticari fatura, alıcının sistem üzerinden faturayı kabul veya reddetme imkânına sahip olduğu fatura türüdür. Ticari faturada alıcı, e-fatura sistemi üzerinden faturayı reddedebilir ve bu ret işlemi faturanın hukuken geçerlilik kazanmamasını sağlar. Bu yönüyle ticari faturada itiraz, teknik olarak sistem üzerinden ve doğrudan fatura kaydı üzerinden yapılabilmektedir.</p>



<p>Temel fatura ise alıcının sistem üzerinden faturayı reddetme imkânının bulunmadığı fatura türüdür. Temel faturada fatura, alıcıya ulaştığı anda hukuken düzenlenmiş sayılır ve sistem üzerinden iptal edilemez. Bu durumda faturanın geçersizliğinin ileri sürülebilmesi için, alıcının ayrıca yazılı bir itirazda bulunması ve bu itirazı karşı tarafa iletmesi gerekir. Temel faturada karşı tarafın kabulü veya reddi, sistem üzerinden değil, yazılı bildirim yoluyla değerlendirilir.</p>



<p>Her iki fatura türü bakımından da, faturaya süresi içerisinde yazılı itiraz yapılması uygulamada büyük önem taşımaktadır. Ticari faturada sistem üzerinden ret imkânı bulunsa dahi, itirazın ayrıca yazılı olarak yapılması, ileride çıkabilecek uyuşmazlıklarda ispat kolaylığı sağlar. Temel faturada ise yazılı itiraz, neredeyse zorunlu niteliktedir.</p>



<p>Sonuç olarak, ticari fatura sistem üzerinden reddedilebilirken, temel faturada bu imkân bulunmamaktadır. Ancak her hâlükârda, faturanın kabul edilmediğinin açık ve yazılı şekilde bildirilmesi, hak kaybı yaşanmaması ve ispat sorunlarıyla karşılaşılmaması açısından faydalı ve çoğu zaman gerekli bir uygulamadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Faturadan aynaklanan alacaklar ve itiraz süreçlerinde mutlaka deneyimli bir avukata başvurmanın önemi</h2>



<p>Faturadan kaynaklanan alacaklar ve faturaya itiraz süreçleri, sürelerin kısa olması, ispat kurallarının teknik niteliği ve ticari defter kayıtlarının doğrudan hukuki sonuç doğurması nedeniyle uygulamada ciddi riskler barındırmaktadır. </p>



<p>Faturaya itiraz edilip edilmediği, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, ticari defter kayıtlarının durumu ve faturanın dayandığı sözleşme ilişkisinin varlığı gibi hususlar, uyuşmazlıkların seyrini doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle, hem faturadan kaynaklanan alacakların takibi hem de faturaya itiraz süreçlerinin başından itibaren deneyimli bir <a href="https://www.izpartnershukuk.com/iletisim/">avukat</a> tarafından yürütülmesi, sürecin doğru kurgulanması ve ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda güçlü bir hukuki pozisyon elde edilmesi açısından önem taşımaktadır.</p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/faturaya-itiraz-suresi/">Faturaya İtiraz Süresi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.izpartnershukuk.com/faturaya-itiraz-suresi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kur Farkı Alacağı</title>
		<link>https://www.izpartnershukuk.com/kur-farki-alacagi/</link>
					<comments>https://www.izpartnershukuk.com/kur-farki-alacagi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 06:28:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[döviz]]></category>
		<category><![CDATA[kur farkı alacağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.izpartnershukuk.com/?p=36318</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kur farkı alacağı, özellikle son yıllarda ticari ilişkilerde en sık uyuşmazlık konusu haline gelen alacak türlerinden biridir. 2021–2024 yılları arasında döviz kurlarında yaşanan ani ve yüksek dalgalanmalar, taraflar arasında kararlaştırılan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/kur-farki-alacagi/">Kur Farkı Alacağı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kur farkı alacağı, özellikle son yıllarda ticari ilişkilerde en sık uyuşmazlık konusu haline gelen alacak türlerinden biridir. 2021–2024 yılları arasında döviz kurlarında yaşanan ani ve yüksek dalgalanmalar, taraflar arasında kararlaştırılan bedellerin fiilen farklı tutarlara dönüşmesine neden olmuş; bu durum, Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca döviz cinsinden ödeme yapılamayan hallerde ciddi kur farkı alacakları doğurmuştur. Bu yazıda, kur farkı alacağı kavramının hukuki dayanağını, hangi durumlarda talep edilebileceğini ve uygulamada en sık karşılaşılan sorunları ele alacağız.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kur Farkı Alacağı Nedir? </h2>



<p>Kur farkı alacağı, taraflar arasında kurulan sözleşme veya ticari ilişki kapsamında bedelin döviz cinsinden belirlenmesine rağmen, ödemenin Türk Lirası üzerinden yapılması sebebiyle döviz kurunda meydana gelen değişimden kaynaklanan alacak veya borç farkını ifade eder. Kurun sözleşme tarihi ile ödeme tarihi arasında yükselmesi halinde ödeme alan taraf açısından kur farkı alacağı doğabileceği gibi, kurun düşmesi halinde fazla ödeme yapan taraf da ödediği tutar yönünden kur farkı alacağı talep edebilir. Bu yönüyle kur farkı alacağı, yalnızca alacaklıya özgü olmayıp, dövizli veya dövize endeksli ilişkilerde kur değişiminin taraflardan biri aleyhine sonuç doğurması halinde gündeme gelen karşılıklı bir talep hakkıdır.<br><br>Ülkemizde ticari ilişkilerde, özellikle alım-satım işlemlerinde vadeli ödeme yöntemi tercih edilmektedir. Satıcının, faturayı düzenlediği ve malı teslim ettiği, alıcının ise ödemeyi fatura tarihinden belli bir süre geçtikten sonra (30-60-90) yaptığı bir ilişkiye sıklıkla rastlanmaktadır. Bu durumda, ticari ilişkinin döviz cinsinden olduğu ancak ödemenin TL olarak yapıldığı hallerde, ödeme aynı gün yapılmadığı için kurda yaşanan değişim sebebiyle alacak doğmaktadır. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Kur Farkı Alacağı Nasıl Hesaplanır? </h2>



<p>Örnek vermek gerekirse; 01.01.2025 tarihinde 3.000 EUR bedelli bir fatura düzenlendiğini ve fatura tarihindeki EUR kurunun 50,00 TL olduğunu varsayalım. Bu durumda fatura tarihinde TL karşılığı 150.000 TL olacaktır. Ödemenin iki ay sonra yapıldığını ve ödeme tarihinde EUR kurunun 60,00 TL’ye yükseldiğini kabul edelim. Bu kapsamda, iki ay sonra A şirketi tarafından faturada yer alan 150.000 TL<strong> </strong>tutarın ödenmesi hâlinde, fiilen kur farkı nedeniyle yalnızca 2.500 EUR ödeme yapılmış olacaktır.</p>



<p>TL bazında tutulan A şirketi muhasebe kayıtlarında borç kapanmış görünse de, B şirketi bakımından ödeme, ödeme tarihindeki kur üzerinden değil fatura tarihindeki kur esas alınarak yapıldığından ve kayıtların EUR bazında tutulması sebebiyle 500 EUR tutarında bir alacak ortaya çıkacaktır. A şirketi tarafından bu 500 EUR karşılığının ayrıca ödenmesi hâlinde EUR bazında borç kalmayacak; ancak bu kez TL bazında B şirketi aleyhine bir fark oluşacaktır. Bu durumda B şirketi, yapılan ödemenin kur farkından kaynaklandığını açıkça belirten bir kur farkı faturası düzenleyerek TL hesaplarını dengeleyecektir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kur farkı alacağı ile fiyat farkı alacağı arasındaki farklar</h2>



<p>Kur farkı alacağı ile fiyat farkı alacağı, uygulamada sıklıkla birbiriyle karıştırılsa da hukuki dayanakları ve doğuş sebepleri bakımından farklı alacak türleridir. Kur farkı alacağı, sözleşmede bedelin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmesine rağmen ödemenin Türk Lirası üzerinden yapılması ve ödeme tarihi itibarıyla döviz kurunda meydana gelen değişiklik sebebiyle ortaya çıkar. Bu alacak türünde belirleyici unsur, tarafların iradesiyle kararlaştırılan döviz bedeli ve bu bedelin ödeme anındaki TL karşılığıdır.</p>



<p>Fiyat farkı alacağı ise, sözleşme konusu mal veya hizmetin bedelinin, sözleşmenin kurulmasından sonra değişen ekonomik koşullar, maliyet artışları veya sözleşmede öngörülen fiyat farkı hükümleri nedeniyle yeniden belirlenmesinden kaynaklanır. Fiyat farkı alacağında kur değişimi zorunlu bir unsur olmayıp; hammadde fiyatları, işçilik giderleri, enflasyon veya sözleşmede kararlaştırılan endeksler esas alınarak bedelde artış yapılması söz konusudur.</p>



<p>Özetle, kur farkı alacağı döviz kurundaki değişime bağlı olarak doğarken, fiyat farkı alacağı bedelin sözleşme sonrası yeniden uyarlanmasına dayanır. Bu nedenle taraflar arasında kur farkı mı yoksa fiyat farkı mı talep edilebileceği, somut olayda sözleşme hükümleri, fatura düzeni ve ödeme şekli dikkate alınarak ayrı ayrı değerlendirilmelidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kur farkı talep edilebilmesi için satış sözleşmesi veya kur farkı ödeneceğine dair sözleşme zorunlu mudur?</h2>



<p>Yargıtay&#8217;ın güncel kararlarında , satış faturasında malın döviz karşılığında satıldığı ve TL karşılığının gösterildiği hallerde, sözleşme aranmaksızın, kur farkının ödenmesi gerektiğine hükmedilmektedir.</p>



<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/19-hukuk-dairesi-e-2017-3549-k-2018-4033-t-11-9-2018">Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 11.09.2018 tarihli ve 2017/3549 E., 2018/4033 K. sayılı kararı</a>nda özetle;</p>



<p>“Dava kur farkı alacağının tahsili istemine ilişkindir. Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında akdedilen sözleşmede hüküm bulunması ya da faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olması gerekir. Kur farkında vade farkı istemleri gibi teamülün olup olmadığı önemli değildir. <strong>Taraflar arasında kur farkı alacağını öngören sözleşme bulunmamakla birlikte dosyada bulunan satış faturalarının incelenmesinde malların döviz karşılığı satıldığı ve TL karşılığınında gösterildiği görülmektedir. Bu durumda davalı kur farkı alacağından dolayı sorumlu olacağından, davacının kur farkı alacağının ödeme tarihindeki kurun dikkate alınarak hesaplanması suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir”</strong></p>



<p>Bu kapsamda, arada sözleşmenin bulunmaması, tek başına kur farkı istenemeyeceği savunmasında dikkate alınmayacaktır. Faturaların döviz cinsinden kesilmesi ve diğer şirket tarafından itiraza uğramaksızın kabul edilmesinin yanı sıra, ticari ilişkinin döviz cinsinden yapıldığına dair yazışma, mailleşme, sipariş formu, teklif formları ile de ticari ilişkinin döviz cinsinden yapıldığı ve bu kapsamda kur farkı istenebileceği karşı tarafça ispat edilebilir. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Kur Farkı Talep Edilebilmesi İçin Kur Farkı Faturası Kesilmesi Zorunlu Mudur? </h2>



<p>Kur farkı talep edilebilmesi için kur farkı faturası kesilmesi zorunlu olmadığına dair mahkeme kararları bulunmaktadır. Kur farkı alacağı, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi, fatura düzeni ve ödeme tarihi itibarıyla döviz kurunda meydana gelen değişim sonucunda kendiliğinden doğar. Bu nedenle kur farkı alacağının varlığı, kural olarak ayrıca bir kur farkı faturası düzenlenmiş olmasına bağlı değildir.</p>



<p>Bununla birlikte uygulamada, kur farkı faturası kesilmemiş olması özellikle yargılamalarda ispat bakımından ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Kur farkı talebinin hangi döneme, hangi faturaya ve hangi ödemeye ilişkin olduğunun açıkça ortaya konulamaması hâlinde, alacağın varlığı ve miktarı tartışmalı hâle gelmektedir. Bu durum, kur farkı alacağının reddi veya eksik hesaplanması riskini doğurabilmektedir.</p>



<p>Bu nedenle, her ne kadar alacağın doğumu bakımından hukuken zorunlu olmasa da, kur farkı alacağının doğduğu anda veya uyuşmazlık çıkmadan önce kur farkı faturası düzenlenerek karşı tarafa gönderilmesi, hem ticari kayıtların sağlıklı tutulması hem de ileride açılabilecek davalarda ispat kolaylığı sağlanması açısından önem taşımaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Çek ile Yapılan Ödemelerde Kur Farkı</strong></h2>



<p>Yargıtay kararlarında, Türk Lirası üzerinden çek ile yapılan ödemelerde, sözleşmede açıkça kur farkı ödeneceği kararlaştırılmadıkça veya ödeme sırasında ihtirazi kayıt konulmadıkça, kural olarak kur farkı talep edilemeyeceği kabul edilmektedir. Bu yaklaşımda belirleyici olan husus, alacaklının TL çekle yapılan ödemeyi herhangi bir çekince ileri sürmeksizin kabul edip etmediğidir.</p>



<p><br><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/19-hukuk-dairesi-e-2015-11192-k-2016-2067-t-10-2-2016">Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 10.02.2016 tarihli ve 2015/11192 E., 2016/2067 K. sayılı kararı</a>nda özetle;</p>



<p><em>“Taraflar arasındaki uyuşmazlık kur farkı alacağından kaynaklanmaktadır. Davacı tarafından düzenlenen faturaların Amerikan Doları cinsinden olduğu görülmekle kural olarak kur farkı istenebilmesi mümkün ise de; dava konusu uyuşmazlıkta davalının çekle ödemede bulunduğu hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. <strong>Çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekirken, mahkemece delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”</strong></em></p>



<p>Şeklinde karar verilerek çek ile yapılan ödemeler için kur farkı istenemeyeceğine hükmedilmiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için hangi şartların bulunması gerekir?</strong></h2>



<p>Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için, her somut olayda aşağıdaki hususların birlikte değerlendirilmesi gerekir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Taraflar arasındaki sözleşmede bedelin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmiş olması ya da ticari ilişkinin fiilen bu şekilde yürütülmesi</li>



<li>Ödemenin Türk Lirası üzerinden yapılmış olması ve ödeme tarihi itibarıyla döviz kurunda değişiklik meydana gelmesi</li>



<li>Kur farkının hangi fatura ve hangi ödeme nedeniyle doğduğunun açık şekilde tespit edilebilir olması</li>



<li>Cari hesap sözleşmesi bulunmayan hallerde her fatura ve her ödemenin ayrı ayrı değerlendirilmesi</li>



<li>Türk Lirası üzerinden çek ile yapılan ödemelerde, ödeme sırasında veya hemen sonrasında kur farkı talep edileceğine ilişkin ihtirazi kayıt ileri sürülmüş olması</li>



<li>Kur farkı alacağının miktarının hesaplanabilir ve denetlenebilir nitelikte olması</li>



<li>Uyuşmazlık çıkmadan önce kur farkı faturası düzenlenmiş olmasının, her ne kadar zorunlu olmasa da, ispat açısından alacaklı lehine güçlü bir delil teşkil etmesi</li>
</ul>



<p>Bu unsurların varlığı hâlinde, kur farkı alacağı hukuken talep edilebilir hâle gelmekte; eksik veya belirsiz durumlarda ise uyuşmazlıklar çoğunlukla ispat sorunları etrafında şekillenmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kur farkından doğan alacak için icra takibi yapılabilir mi?</strong></h2>



<p>Kur farkından doğan alacak, şartları oluşmuş ve hesaplanabilir nitelikte ise icra takibine konu edilebilir. Ancak kur farkı alacağı; çoğu zaman fatura tarihi, ödeme tarihi, döviz kuru, ödeme şekli ve ihtirazi kayıt gibi teknik unsurların birlikte değerlendirilmesini gerektirdiğinden, hatalı veya eksik bir icra takibi ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Özellikle kur farkı alacağının hangi faturaya dayandığı, hangi ödeme nedeniyle doğduğu ve talep edilen tutarın hangi kur üzerinden hesaplandığı açıkça ortaya konulmadan başlatılan takipler, itirazla karşılaşmakta ve sıklıkla durmaktadır.</p>



<p>Bu nedenle, kur farkından doğan alacak için icra takibi başlatılmadan önce sözleşme ilişkisi, fatura ve ödeme kayıtları ile varsa ihtirazi kayıtların birlikte değerlendirilmesi; alacağın hukuki dayanağının doğru şekilde kurgulanması gerekir. Uygulamada, kur farkı alacaklarına ilişkin icra takipleri çoğunlukla teknik ve hukuki itirazlara konu olduğundan, sürecin başından itibaren bir <a href="https://www.izpartnershukuk.com/izmir-icra-avukati/">avukattan </a>destek alınması, hem alacağın doğru şekilde talep edilmesi hem de olası itirazların etkin biçimde bertaraf edilebilmesi açısından önem taşımaktadır.</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/kur-farki-alacagi/">Kur Farkı Alacağı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.izpartnershukuk.com/kur-farki-alacagi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anonim Şirketlerde Genel Kurul</title>
		<link>https://www.izpartnershukuk.com/anonim-sirketlerde-genel-kurul/</link>
					<comments>https://www.izpartnershukuk.com/anonim-sirketlerde-genel-kurul/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 08:30:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[anonim sirketlerde genel kurul]]></category>
		<category><![CDATA[izmir şirket avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[şirket avukatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.izpartnershukuk.com/?p=36301</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anonim şirketlerde genel kurul, şirketin en yüksek karar organıdır ve ortakların şirket yönetimine katılımını sağlar. Yasal olarak bulunması gereken organlardan birisidir. Pay sahiplerinin katılımıyla oluşur. Türk Ticaret Kanunu&#8217;nda sadece kendisine [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/anonim-sirketlerde-genel-kurul/">Anonim Şirketlerde Genel Kurul</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Anonim şirketlerde genel kurul</strong>, şirketin en yüksek karar organıdır ve ortakların şirket yönetimine katılımını sağlar. Yasal olarak bulunması gereken organlardan birisidir. Pay sahiplerinin katılımıyla oluşur. Türk Ticaret Kanunu&#8217;nda sadece kendisine tanınmış olan hususlarda, yönetim kurulu üyelerinin seçimi, görevden alınması, ibrası, karın dağıtımı, esas sözleşmenin değiştirilmesi, sermayenin arttırılması, şirketin finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporunun tasdiki gibi konularda karar alır. Genel kurul daimi bir organ değildir, olağan genel kurulun yılda bir kez yapılması gerekir. Toplantının usulüne uygun yapılmaması, alınan kararların geçersiz sayılmasına yol açabileceği için süreç büyük dikkat gerektirir. Bu nedenle anonim şirketlerde genel kurulun çağrısından gündem hazırlanmasına, tutanakların düzenlenmesinden kararların tesciline kadar her aşamada <strong><a href="https://www.izpartnershukuk.com/tag/sirket-avukati/">şirketler hukuku </a>alanında deneyimli bir avukattan destek almak</strong> hem yasal uyumu hem de şirketin güvenliğini sağlar.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/04/blog_07-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-34792" style="width:331px;height:auto" srcset="https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/04/blog_07-1024x683.jpg 1024w, https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/04/blog_07-300x200.jpg 300w, https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/04/blog_07-768x512.jpg 768w, https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/04/blog_07-1536x1024.jpg 1536w, https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/04/blog_07-100x67.jpg 100w, https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/04/blog_07-1250x834.jpg 1250w, https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/04/blog_07-480x320.jpg 480w, https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/04/blog_07-600x400.jpg 600w, https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/04/blog_07.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<h2 class="wp-block-heading">Anonim Şirketlerde Genel Kurul Rehberi </h2>



<p>Bu yazımızda, Anonim Şirketlerde Genel Kurulda dikkat edilmesi gereken hususlar, anonim şirketlerde genel kurulun işlevi, yönetim ve denetim organlarıyla ilişkisi, devredilemez yetkileri, kanuni dayanakları detaylarıyla birlikte ifade edilecektir. Genel kurulun mevzuatta ifade edildiği şekilde yapılması anonim şirketler için oldukça önemlidir. Nitekim, şirket genel kurulunun birkaç yıl üst üste toplanamaması, şirket aleyhine dava açılması ve feshin talep edilmesi halinde, şirketin feshi gibi olumsuz sonuçlar bile doğurabilir. Bunu yanı sıra, genel kurul çağrısının doğru yapılması, gündemin uygun şekilde oluşturulması da önemlidir. Bu yazıda, anonim şirketlerde genel kurul için bir rehber amacı taşımaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Anonim Şirket Genel Kurulun Görev ve Yetkileri </h2>



<p>Türk Ticaret Kanunu&#8217;nun 408. maddesinde, genel kurulun kanunda ve esas sözleşmede açıkça öngörülmüş bulunan hallerde karar alacağı düzenlenmiştir. İlgili madde haricinde, TTK&#8217;nın diğer maddelerinde diğer devredilemez yetkiler sıralanmıştır. Anonim Şirket Genel Kurulunun devredilemez yetkileri aşağıda sıralıdır.  </p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><thead><tr><th>İlgili Mevzuat</th><th>Genel Kurul Yetkisi / Karar Konusu</th><th>Açıklama</th></tr></thead><tbody><tr><td>TTK 408</td><td>Esas sözleşmenin değiştirilmesi</td><td>Şirket ana sözleşmesinde yapılacak tüm değişiklikler genel kurul kararıyla yapılır.</td></tr><tr><td>TTK 408</td><td>Yönetim kurulu üyelerinin seçimi ve görevden alınması</td><td>Üyelerin seçimi, görev süreleri, ücret, huzur hakkı, prim gibi hakları belirlenir; ibraları yapılır.</td></tr><tr><td>TTK 408</td><td>Denetçinin seçimi veya görevden alınması</td><td>Kanunda öngörülen istisnalar dışında, denetçi genel kurul tarafından seçilir.</td></tr><tr><td>TTK 408</td><td>Finansal tablolar ve kâr dağıtımı kararları</td><td>Mali tabloların onayı, yıllık kârın kullanımı, yedek akçelerin sermayeye eklenmesi veya dağıtımı kararlaştırılır.</td></tr><tr><td>TTK 408</td><td>Şirketin feshi</td><td>Kanunda öngörülen istisnalar dışında şirketin sona ermesine genel kurul karar verir.</td></tr><tr><td>TTK 408</td><td>Şirket varlıklarının toptan satışı</td><td>Şirket malvarlığının önemli kısmının satışı genel kurul onayına tabidir.</td></tr><tr><td>Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 30. maddesi </td><td>Menkul kıymet ve borçlanma araçlarının çıkarılması</td><td>Tahvil, bono, varlığa dayalı senet gibi araçların çıkarılması veya bu konuda yönetim kuruluna yetki verilmesi.</td></tr><tr><td>Yönetmeliğin 30. maddesi </td><td>Birleşme, bölünme, tür değiştirme kararları</td><td>Şirket yapısında değişiklik gerektiren bu kararlar genel kurul tarafından alınır.</td></tr><tr><td>Yönetmeliğin 30. maddesi </td><td>Hakimiyet sözleşmesinin onaylanması</td><td>Bağlı şirket ilişkilerinde yapılan sözleşmelerin onaylanması.</td></tr><tr><td>Yönetmeliğin 30. maddesi </td><td>İç yönergenin onaylanması veya değiştirilmesi</td><td>Genel kurulun çalışma esaslarını düzenleyen iç yönerge genel kurulca onaylanır.</td></tr><tr><td>Yönetmeliğin 30. maddesi </td><td>Sermaye azaltım raporunun onaylanması</td><td>Yönetim kurulunca hazırlanan sermaye azaltım raporu genel kurulca onaylanır.</td></tr><tr><td>Yönetmeliğin 30. maddesi </td><td>Şirketin kuruluşundan sonraki iki yıl içinde devralma veya kiralama sözleşmelerinin onaylanması</td><td>Sermayenin onda birini aşan devir veya kiralama sözleşmeleri genel kurul tarafından onaylanır.</td></tr><tr><td>TTK m. 347</td><td>Payların itibari değerinden yüksek bedelle çıkarılması</td><td>Esas sözleşmede hüküm yoksa, bu konuda genel kurul karar verir.</td></tr><tr><td>TTK m. 363 </td><td>Boşalan yönetim kurulu üyeliğinin onaylanması</td><td>Yönetim kurulunca geçici seçilen üye genel kurulun onayına sunulur.</td></tr><tr><td>TTK m. 379</td><td>Şirketin kendi paylarını iktisap veya rehin alma yetkisi</td><td>Yönetim kuruluna bu konuda yetki verilmesi genel kurulca kararlaştırılır.</td></tr><tr><td>TTK m. 395</td><td>Yönetim kurulu üyelerine işlem izni verilmesi</td><td>Üyelerin şirketle kendi adlarına işlem yapabilmeleri için genel kurul izni gerekir.</td></tr><tr><td>TTK m. 396</td><td>Yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağı izni</td><td>Şirket konusuna giren işleri kendi adlarına yapabilmeleri için genel kurul izni gerekir.</td></tr><tr><td>TTK m. 419/f.1</td><td>Toplantı başkanının seçimi</td><td>Esas sözleşmede hüküm yoksa toplantı başkanı genel kurul tarafından seçilir.</td></tr><tr><td>TTK m. 438</td><td>Özel denetim talebinin onaylanması</td><td>Pay sahiplerinin talep ettiği özel denetim genel kurul tarafından karara bağlanır.</td></tr><tr><td>TTK m. 463</td><td>Şarta bağlı sermaye artırımı kararı</td><td>Sermaye artırımına ilişkin karar genel kurul tarafından alınır.</td></tr><tr><td>TTK m. 477</td><td>Payların bölünmesi veya birleştirilmesi</td><td>Payların itibari değerleri üzerinden bölünmesi veya birleştirilmesi genel kurul yetkisindedir.</td></tr><tr><td>TTK m. 502</td><td>İntifa senedi çıkarılması</td><td>Pay sahipleri, alacaklılar veya diğer hak sahipleri lehine intifa senedi çıkarılmasına genel kurul karar verir.</td></tr><tr><td>TTK m. 537</td><td>Tasfiye memurlarının atanması veya görevden alınması</td><td>Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla atanmış tasfiye memurlarını değiştirme yetkisi genel kurula aittir.</td></tr><tr><td>TTK m. 548</td><td>Tasfiyeden dönülme kararı</td><td>Şirketin tasfiye sürecinden dönülmesine genel kurul karar verir.</td></tr></tbody></table></figure>



<p>Yukarıda sayılan hususlar ile ilgili yetki yegane genel kurula aittir. Bu yetkiler yönetim kuruluna devredilemez, bu konularda başka bir kurul karar alamaz. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Genel Kurul Çeşitleri: Olağan ve Olağanüstü Toplantılar</h2>



<p>Anonim şirketlerde genel kurul &#8220;olağan&#8221; ve &#8220;olağanüstü&#8221; olarak iki şekilde yapılır. Bunun yanı sıra, imtiyazlı payların bulunduğu şirketlerde, &#8220;imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu toplantısı&#8221; adı altında bir başka toplantı türü bulunmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tek Kişilik Anonim Şirketlerde Genel Kurul Olur Mu?</h2>



<p>Tek pay sahipli anonim şirketlerde, ilgili pay sahibi genel kurulun tüm yetkilerine sahiptir. Bu şirketlerde de genel kurul bulunur ve tüm yetkiler tek pay sahibi tarafından kullanılır. Ancak, pay sahibinin genel kurul sıfatıyla alacağı kararların geçerli olabilmesi için yazılı olması şarttır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Olağan Genel Kurul Nedir, Ne Zaman Yapılır?</h2>



<p><strong>Olağan genel kurul</strong>, anonim şirketlerde her faaliyet döneminin sonunda yapılan ve şirketin mali ve idari durumunun görüşüldüğü zorunlu toplantıdır. Türk Ticaret Kanunu’nun 409. maddesi uyarınca, her hesap dönemi bitiminden itibaren <strong>üç ay içinde</strong> olağan genel kurul toplantısının yapılması gerekir. Örneğin, hesap dönemi takvim yılı olan bir anonim şirkette (1 Ocak – 31 Aralık), olağan genel kurul <strong>en geç Mart ayı sonuna kadar</strong> toplanmalıdır. Özel hesap dönemi olan şirketlerde ise, hesap döneminin bittiği günü izleyen ilk üç ay içinde yapılır. </p>



<p>Bu toplantıda şirketin <strong>yönetim kurulu faaliyet raporu, finansal tablolar, denetçi raporu ve kâr dağıtımı önerisi</strong> görüşülür. Ayrıca yönetim kurulu üyelerinin ibrası, yeni yönetim veya denetçi seçimi gibi kararlar da bu toplantıda alınır. Olağan genel kurul, şirketin sağlıklı bir şekilde faaliyet göstermesi ve pay sahiplerinin haklarının korunması açısından büyük önem taşır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Anonim Şirket Genel Kurul Toplantısı Nerede Yapılır? </h2>



<p>Esas sözleşmede aksi bir hüküm bulunmadığı sürece toplantının, şirketin merkezin bulunduğu mülki idari sınırlar içerisinde yapılması gerekir. Esas sözleşmede, toplantının yapılacağı tam adres belirtilmediyse, mülki idari sınırlar içerisinde, toplantıya çağıran kişinin belirlediği yerde gerçekleşir. Toplantıya çağrı davetinde, toplantının yapılacağı yerin açık bir şekilde belirtilmesi şarttır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Olağanüstü Genel Kurul Nedir, Ne Zaman Yapılır?</h2>



<p>Olağanüstü genel kurul, anonim şirketlerde olağan genel kurul toplantısı dışında, acil veya önemli bir karar alınması gerektiğinde toplanan genel kuruldur. Türk Ticaret Kanunu’na göre, şirket yönetimi, yönetim kurulu ya da gerekli hallerde azlık pay sahipleri tarafından çağrılabilir. Bu toplantının amacı, beklenmedik veya olağan dönem dışında gelişen durumlarda şirketin karar alabilmesini sağlamaktır.</p>



<p>Olağanüstü genel kurulun yapılması için belirli bir zaman sınırlaması yoktur; ihtiyaç doğduğu her an toplanabilir. Örneğin, sermaye artırımı veya azaltımı, yönetim kurulu üyelerinin değişimi, şirket merkezinin taşınması, önemli bir malvarlığı satışı, birleşme ya da tasfiye kararı gibi konularda olağanüstü genel kurul toplantısı yapılması gerekebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Genel Kurulu Kimler Toplantıya Çağırabilir</h2>



<p>Genel Kurulu toplantıya aşağıda sayılanlar çağırabilir. </p>



<ol class="wp-block-list">
<li>Yönetim Kurulu,</li>



<li>Pay sahipleri,</li>



<li>Tasfiye halinde tasfiye kurulu</li>



<li>Azlık ve mahkeme (kayyım)</li>
</ol>



<p>Yönetim kurulu, süresi dolmuş olsa bile genel kurul çağrısı yapabilir. Kural olarak, olağan ve olağanüstü toplantıya çağrı yetkisi yönetim kuruluna aittir. </p>



<p>Pay sahipleri, yönetim kurulunun devamlı olarak toplanamaması veya toplantı nisabını oluşturmasına imkan bulunmaması yahut mevcut olmaması durumunda, pay sahiplerinden birinin mahkemeye başvurarak izin almak suretiyle genel kurulu toplantıya çağırabilir. Diğer bir anlatımla, mahkemenin izni şarttır. Mahkemenin bu konuda kararı kesindir. </p>



<p>Tasfiye memurları, görev alanları ile sınırlı gündemle genel kurulu toplantıya çağırabilir. Tasfiye memurlarının görev aldığı dönemde de yönetim kurulunun toplantıya çağrı yapabilmektedir. </p>



<p>Azlık, halka kapalı anonim şirketlerde sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde sermayenin en az yirmide birini oluşturan pay sahiplerinin sıfatıdır. Esas sözleşmede genel kurulu toplantıya çağırmak için gerekli olan azaltılabilir. Azlık, yönetim kurulundan, genel kurulunu toplantıya çağırmasını veya genel kurul toplantıya çağrıldıysa karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilir. Bu çağrı ve gündeme madde ekleme isteğinin mutlaka noter aracılığıyla yapılması gerekir. Azlık tarafından yapılan çağrı üzerine yönetim kurulu olumlu yanıt verirse, en geç 45 gün içerisinde genel kurul yapılacak şekilde yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrı yapılır, aksi halde çağrı azlık pay sahibinde yapılır. Eğer yönetim kurulu, 7 gün içerisinde olumlu cevap vermezse, aynı pay sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesinden genel kurulun toplantıya çağrılmasını talep edebilir. Mahkemeye müracaat eden kişilerle, başvuruyu yapan &#8220;azlığın&#8221; aynı kişilerden oluşması şarttır.  Bu talep kural olarak dosya üzerinden incelense de mahkeme isterse duruşma açabilir. Mahkeme, azlığın talebini gerekli görürse, toplantının yapılması için bir kayyım atar. Bu karar kesindir. Kanun yoluna gidilemez.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Anonim Şirketlerde Genel Kurula Çağrı</h2>



<p>Çağrı, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan ilanlarla çağrılır. Toplantıya elektronik ortamda katılma sistemini uygulayan şirketlerde elektronik genel kurul sisteminde de yapılır. Bunun yanı sıra, istisnaları bulunmakla birlikte, gündem, toplantı günü, ilanın çıktığı veya çıkacağı gazetenin, pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, iadeli taahhütlü mektupla bildirilmesi de gerekmektedir.  </p>



<p>Çağrının, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden itibaren en az iki hafta önce yapılması gerekir. Örneğin, 20 Mart 2025 tarihinde yapılacak genel kurula ilişkin çağrının, en geç 4 Mart 2025 tarihinde ilan edilmesi gerekir. </p>



<p>Çağrısı yapılan ilk toplantıda, nisabın temin edilememesi halinde, genel kurul aynı usulle yeniden genel kurula çağrılmak zorundadır. Aksi hükümler geçersizdir. </p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Anonim Şirket Genel Kurul Çağrı İlanında Yer Verilmesi Gerekenler</strong></h2>



<p>Aşağıdaki hususların bulunması gerekmektedir.</p>



<ol class="wp-block-list">
<li>Toplantı günü ve saati,</li>



<li>Toplantı yeri,</li>



<li>Gündem,</li>



<li>Gündemde esas sözleşme değişikliği varsa değişen maddenin eski ve yeni şekilleri,</li>



<li>Çağrının kim tarafından yapıldığı,</li>



<li>İlk toplantının herhangi bir nedenle ertelenmesi üzerine genel kurul yeniden toplantıya çağrılıyorsa, erteleme sebebi ile yapılacak toplantıda yeterli olan toplantı nisabı,</li>



<li>Olağan toplantı ilanlarında, finansal tabloların, konsolide finansal tabloların, yönetim kurulu yıllık faaliyet raporunun, denetleme raporunun ve yönetim kurulunun kar dağıtım önerisinin şirket merkez ve şube adresleri belirtilmek suretiyle anılan adreslerde pay sahiplerinin incelenmesine hazır bulunulduğu belirtilir. </li>
</ol>



<p><strong>Anonim Şirket Gündemde Bulunacak Unsurlar</strong></p>



<p>Toplantıya çağrı yapan tarafın, gündem konularını belirlemesi gerekmektedir. Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik içerisinde, olağan genel kurul gündeminde hangi hususların bulunacağı belirlenmiştir.</p>



<ol class="wp-block-list">
<li>Açılış ve toplantı başkanlığının oluşturulması</li>



<li>Yönetim kurulunca hazırlanan yıllık faaliyet raporunun okunması ve müzakeresi</li>



<li>Denetçi raporlarının okunması,</li>



<li>Finansal tabloların okunması,</li>



<li>Yönetim kurulu üyelerinin ibrası,</li>



<li>Karın kullanım şeklinin, dağıtılacak kar ve kazanç payları oranlarının belirlenmesi,</li>



<li>Yönetim kurulu üyelerinin ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim  gibi hakların belirlenmesi</li>



<li>Faaliyet yılı içinde yönetim kurulu üyeliklerinde eksilme meydana gelmiş ve yönetim kurulunca atama yapılmışsa atamanın genel kurulca onaylanması,</li>



<li>Görev süreleri sona ermiş olan yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi, esas sözleşmede görev süreleri belirtilmemişse görev sürelerinin tespiti,</li>



<li>Denetçilerin seçimi</li>



<li>Lüzum görülecek sair hususlar</li>
</ol>



<h2 class="wp-block-heading">Anonim Şirket Genel Kurulunda Oy Nasıl Kullanılır? </h2>



<p>Genel kurul toplantısında oylama açık oy ve el kaldırmak suretiyle yapılır. Ancak, ortaklar farklı bir oylama kararlaştırabilir. Örneğin yönetim kurulunun ibrası için gizli oy kullanılması kararlaştırılabilir. </p>



<p>Pay sahiplerinin oy hakkı, paylarının toplam itibari değeriyle orantılıdır. Oy hakkını doğabilmesi için, esas sözleşmede öngörülen asgari sermaye değerinin ödenmiş olması gereklidir. Dolayısıyla, oy hakkı, taahhüt edilen payların itibari değerinin en az %25&#8217;i veya esas sözleşmede daha yüksek bir oran varsa bu oranın karşılığının ödenmesi ile doğar. </p>



<p>Pay sahibi; a) kendisi b) eşi, alt ve üst soyu, c) kendisinin, eşinin, alt ve üst soyunun ortağı olduğu şahıs şirketleri, d) kendisinin, eşinin, alt ve üst soyunun hakimiyeti altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işletme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin oy kullanamaz. </p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Genel Kurul Toplantı ve Karar Yetersayısı</strong></h2>



<p>İstisnalı haller dışında genel kurul, şirket sermayesinin en az dörtte birine sahip olan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığı ile toplanır. Örneğin, 3 ortaklı bir anonim şirkette, iki ortağın toplam hissesi %25&#8217;i oluşturuyorsa, diğer ortağın katılımı gerekmeksizin genel kurul toplantısı yapılabilir. Esas sözleşmede bu oran arttırılabilir. Bu oran, toplantı süresince korunmalıdır. </p>



<p>Karar yetersayıları ise alınacak kararın türüne göre değişmektedir. </p>



<ol class="wp-block-list">
<li>Esas sözleşme değişikliklerinde genel toplantı ve karar yeter sayısı: Şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, oy çokluğu ile alınır.</li>



<li>Şirket esas sözleşmesinde, bilanço zararlarının kapatılması için yükümlülük ve ikincil yükümlülük konulması ve şirket merkezinin yurt dışına taşınması kararı için sermayenin tamamını oluşturan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin toplantıya katılması ve</li>



<li>Şirketin işletme konusunun tamamen değiştirilmesi, imtiyazlı pay oluşturulması ve nama yazılı payların devrinin sınırlandırılması için şirket sermayesinin en az %75&#8217;ini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin oyu gerekir. </li>



<li>Pay senetleri menkul kıymet borsalarında işlem gören anonim şirketlerde, sermaye arttırılması ve kayıtlı sermaye tavanının yükseltilmesine ilişkin esas sözleşme değişikliğiyle, birleşme bölünme ve tür değiştirme yönündeki kararların, sermayenin %25&#8217;ini oluşturan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla, hazır bulunanları oy çokluğuyla alınır. </li>



<li>Tür değiştirme kararları genel kurulda mevcut bulunan oyların üçte ikisiyle alınır. Ancak, kararın geçerli olabilmesi için karar lehinde kullanılan oyların esas veya çıkarılmış sermayenin üçte ikisini temsil etmesi şarttır. </li>



<li>Anonim şirketin limited şirkete veya kooperatife dönüştürülmesinde, ek ödeme veya kişisel edim yükümlülüğünün doğması halinde, kararlar tüm pay sahiplerinin oy birliği ile alınır.</li>



<li>Bölünme kararı genel kurulda mevcut bulunan oyların %75&#8217;i ile alınır. Ancak kararın geçerli olabilmesi için, karar lehine oy kullanılan oyların esas veya çıkarılmış sermayenin çoğunluğunu temsil etmesi şarttır. Bölünme sonucunda, devreden şirketteki mevcut pay oranının değişmesi halinde, devreden şirketin bölünme kararı, oy hakkını haiz pay sahiplerinin oylarının en az yüzde doksanıyla alınır. </li>



<li>Birleşme kararı, genel kurulda mevcut bulunan oyların %75&#8217;i ile alınır. Ancak kararın geçerli olabilmesi için mevcut bulunan oyların esas veya çıkarılmış sermayenin çoğunluğunu temsil etmesi şarttır.</li>



<li>Birleşme sözleşmesinde bir ayrılma akçesi öngörülüyorsa, birleşme sözleşmesinin oy hakkını haiz pay sahiplerinin en az yüzde doksanın olumlu oy onaylanması şarttır. </li>



<li>Birleşme nedeniyle şirketin işletme konusunun tamamen değişmesi halinde, genel kurul kararı sermayenin en az %75&#8217;ini oluşturan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oyuyla alınır. </li>



<li>Sermaye azaltılmasına ilişkin esas sözleşme değiştirme kararı, sermayenin en az %75&#8217;ini oluşturan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınır. </li>



<li>Şirketin sona erme kararı, toplam sermayenin %75&#8217;ini temsil eden pay sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oyları ile alınır.</li>



<li>Özel kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, esas sözleşmede aksi düzenlenmedikçe, her çeşidi tahviller, finansman bonoları, varlığa dayalı senetler, iskonto esası üzerine düzenlenenler dahil diğer borçlanma senetleri, alma ve değiştirme hakkını haiz senetler ile her çeşit menkul kıymetlerin ihracı veya bu hususta yönetim kuruluna yetki verilmesi ile ilgili genel kurul kararları, sermayenin en az %75&#8217;ini oluşturan pay sahipleri veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınır.</li>



<li>Şirketin önemli miktarda aktiflerinin toptan satışı kararı, şirket sermayesinin %75&#8217;ini oluşturan pay sahiplerinin olumlu oylarıyla alınır.</li>



<li>Şirketin süresinin dolmasıyla veya genel kurul kararıyla tasfiyeye girmiş olan anonim şirketlerde, tasfiyeden dönülmesi kararı, şirket sermayesinin %60&#8217;ını oluşturan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınır.</li>
</ol>



<p>Yukarıda belirtilen hususlarda, genel kurulda karar alınabilmesi için esas sözleşmede daha ağır nisaplar öngörülebilir. Anonim şirket genel kurulunca verilen kararlar, şirketin bütün pay sahipleri hakkında geçerli olur ve hepsini bağlar. Pay sahiplerinin genel kurul toplantısına katılmamış yahut anılan karara olumsuz oy vermiş olması, bu durumu değiştirmez.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Anonim Şirket Genel Kurul Kararının İptali</strong></h2>



<p>Kanuna veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kurallarına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilir.</p>



<p>Bu davayı:</p>



<ol class="wp-block-list">
<li>Pay sahipleri,</li>



<li>Yönetim kurulu ve yönetim kurulu üyeleri</li>
</ol>



<p>açabilir.</p>



<p>Pay sahiplerinin iptal davası açma hakkı, toplantıya katılıp katılmamalarına göre değişir. Toplantıya katılan pay sahiplerinin, ilgili karar karşı iptal davası açabilmesi için karara &#8220;olumsuz&#8221; oy kullanmış olması ve muhalefetlerini tutanağa geçirmiş olması şartı aranır. </p>



<p>Genel kurula katılmayan pay sahibi &#8220;çağrının usulüne göre yapılmaması, gündemin gereği gibi ilan edilmemesi, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullanmaları veya genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmemesi durumlarında ilgili karara karşı başka bir şart aranmadan dava açabilir. </p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/anonim-sirketlerde-genel-kurul/">Anonim Şirketlerde Genel Kurul</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.izpartnershukuk.com/anonim-sirketlerde-genel-kurul/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayilik Sözleşmesi</title>
		<link>https://www.izpartnershukuk.com/bayilik-sozlesmesi/</link>
					<comments>https://www.izpartnershukuk.com/bayilik-sozlesmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 09:32:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[bayilik sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[şirket avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme avukatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.izpartnershukuk.com/?p=36287</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayilik sözleşmesi, bir üretici veya marka sahibi ile bayilik alacak kişi ya da şirket arasında yapılan,&#160;sürekli nitelikte ticari iş birliği doğuran bir çerçeve sözleşmedir.&#160;Kanunda doğrudan tanımlanmış bir sözleşme türü değildir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/bayilik-sozlesmesi/">Bayilik Sözleşmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="509" height="339" src="https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/05/istockphoto-1057613520-170667a-1.jpg" alt="" class="wp-image-35584" srcset="https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/05/istockphoto-1057613520-170667a-1.jpg 509w, https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/05/istockphoto-1057613520-170667a-1-300x200.jpg 300w, https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/05/istockphoto-1057613520-170667a-1-100x67.jpg 100w, https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/05/istockphoto-1057613520-170667a-1-480x320.jpg 480w" sizes="(max-width: 509px) 100vw, 509px" /><figcaption class="wp-element-caption">.</figcaption></figure>



<p>Bayilik sözleşmesi, bir üretici veya marka sahibi ile bayilik alacak kişi ya da şirket arasında yapılan,&nbsp;<strong>sürekli nitelikte ticari iş birliği doğuran bir çerçeve sözleşmedir.</strong>&nbsp;Kanunda doğrudan tanımlanmış bir sözleşme türü değildir ancak Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine tabidir.</p>



<p>Bu sözleşmeyle üretici veya distribütör, malların tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede satılması için bayiye sunmayı taahhüt eder. Bayi ise üreticinin dağıtım ağına dahil olarak ürün veya hizmeti&nbsp;<strong>kendi adına ve hesabına satar, pazarlamasını yapar ve satış hacmini artırıcı faaliyetlerde bulunur.</strong></p>



<p>Bayilik sözleşmeleri karşılıklı güven ilişkisine dayanır. Tarafların hem sözleşme boyunca hem de sözleşme sona erdikten sonra devam eden yükümlülükleri vardır. Bu nedenle tarafların hak ve borçları geniş bir çerçevede ele alınır.&nbsp;</p>



<p>Bayilik sözleşmesi, üreticiye, kendi ürün veya hizmetini yeni bir pazarda herhangi bir maliyet altına girmeden tanıtmasının, satmasının önemli bir yoludur.</p>



<p>Kazan-Kazan ilkesinin güzel bir örneği olan bu sözleşmeden en yüksek faydanın alınabilmesi için anlaşma şartlarının başlangıçta doğru bir şekilde belirlenmesi gerekir. Bu yazımız, bayilik sözleşmesi hazırlanması için bir rehber niteliğinde olacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>A.Bayilik Sözleşmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Temel Unsurlar</strong></h2>



<p>Bayilik sözleşmeleri güven temelli ticari ilişkiler kurar. Çünkü marka sahibi, kendi ürününü veya hizmetini belirli bir bölgede pazarlamak ve satmak üzere başka bir kişi ya da şirkete yetki verir. Bu nedenle&nbsp;<strong>markanın korunması, müşteri deneyimi ve ticari itibar</strong>&nbsp;açısından sözleşme içeriği net ve açık hazırlanmalıdır.</p>



<p>Aşağıda bayilik sözleşmesinde mutlaka yer alması gereken kritik başlıkları bulabilirsiniz:</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>1. Marka ve İtibarın Korunması</strong></h3>



<p>Bayilik verilen kişi ya da şirket, doğrudan markayı temsil eder. Bu yüzden şu konuların sözleşmede açıkça düzenlenmesi gerekir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ürünlerin nasıl satılacağı</li>



<li>Marka adının nasıl kullanılacağı</li>



<li>Reklam ve tanıtım faaliyetleri</li>



<li>Satış sonrası hizmet ve müşteri ilişkileri</li>



<li>Kalite kontrol ve denetim prosedürleri</li>
</ul>



<p><strong>Örnek:</strong>&nbsp;Gıda sektöründe faaliyet gösteren bir marka, soğuk zincire uyulmaması nedeniyle itibar kaybı yaşayabilir. Bu nedenle saklama koşulları bile sözleşmeye eklenmelidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>2. Tek Satıcılık (Münhasırlık) Verilip Verilmeyeceği</strong></h3>



<p>Bayinin belirli bir bölgede tek yetkili olup olmayacağı en kritik hususlardan biridir. Münhasıran bayilik verildiği durumlarda, üretici ya da dağıtıcının bayinin bulunduğu bölgede satış yapıp yapmayacağının da mutlaka kararlaştırılması gerekir. Sözleşme serbestisi ilkesi gereğince, taraflar tüm bu hususları dilediği gibi kararlaştırabilir. Dolayısıyla, hazırlanacak olan sözleşme taraflar için en bağlayıcı metin olacaktır.</p>



<p><strong>Sözleşmede mutlaka netleştirilmesi gerekenler:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Tek satıcılık hakkı verilecek mi?</li>



<li>Bölgenin sınırları nasıl belirlenecek?</li>



<li>Üretici veya üçüncü kişiler o bölgede satış yapabilecek mi?</li>



<li>Yetki ihlali halinde ne olur?</li>
</ul>



<p><strong>Senaryo:</strong>&nbsp;“Ege Bölgesi” için münhasır yetki verilen bir bayinin faaliyet alanına aynı marka başka bir bayiyi sokarsa ciddi hukuki ihtilaflar doğar.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>3. Sözleşmenin Süresi</strong></h3>



<p>Bayilik sözleşmeleri kural olarak, karşılıklı olarak sürekli edim yükümlülüğünün bulunduğu sözleşmelerdir. Ancak, sözleşmesinde bir süre belirlenmesi şart değildir. Uygulamada genel olarak en az 3 yıl süre ile yapılır. Nitekim, bayilik kapsamında ilgili bölgede reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi ve sonucunda satışın gerçekleşmesi, markanın tanınırlığının artması gibi durumların gerçekleşmesi zaman alabilmektedir. Dolayısıyla, her iki tarafın da bayilik ilişkisinden faydalanabilmesi için bu ilişkinin tarafların ticari koşullarına göre belirleyeceği asgari bir süre ile devam etmesi faydalı olacaktır. Belirlenecek süre;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ürünün niteliğine,</li>



<li>Pazardaki rekabet durumuna,</li>



<li>Markanın bilinirliğine,</li>



<li>Yatırım maliyetine</li>
</ul>



<p>göre farklılık gösterir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>4. Satış Kotası ve Performans Şartları</strong></h3>



<p>Satış kotasının belirlenmesi özellikle süresiz olan sözleşmelerde ve tek yetkili bayi atamalarında yer almaktadır. Bu kapsamda, satış kotası ile birlikte asgari kotanın gerçekleşmemesi halinde sözleşmenin feshi dahil belirli yaptırımlar öngörülebilir. Münhasıran satışa yetkili bayiliğin bulunmadığı hallerde genellikle satış kotası konulmamaktadır. </p>



<p>Sözleşmede şu maddeler yer alabilir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Yıllık / çeyreklik satış kotası</li>



<li>Performans denetim yöntemi</li>



<li>Satış hedefinin tutmaması halinde fesih veya revizyon</li>



<li>Raporlama ve denetim süreci</li>
</ul>



<p><strong>Uygulama Örneği:</strong><br>“İzmir bölgesi bayisine yılda en az 500 adet ürün satma şartı konmuşsa, hedef gerçekleşmediğinde sözleşmenin süresinden önce sona erdirilmesi mümkün olmalıdır.&#8221;</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>5. Bayilik Verilecek Kişinin / Şirketin Değerlendirilmesi</strong></h3>



<p>Bayilik vermeden önce bayi adayının şu yönlerden analiz edilmesi gerekir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Finansal durumu (kredi riski, ödeme gücü)</li>



<li>Ticari itibarı (piyasa geçmişi, referansları)</li>



<li>Bölgedeki iş ağı ve satış kabiliyeti</li>



<li>Fiziksel altyapısı ve lojistik olanakları</li>



<li>Hedef müşteri kitlesine erişim gücü</li>
</ul>



<p><strong>Neden önemli?</strong><br>Yanlış bayilik, hem marka değerini düşürür hem sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları artırır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>6. Denetim ve Kontrol Yetkisi</strong></h3>



<p>Bayilik sözleşmelerinde denetim maddesi bulunmuyorsa, marka hem ticari risk hem de itibari kayıp yaşar. Üretici veya marka sahibi; bayinin faaliyetlerini belirli periyotlarla kontrol edebilmeli ve standartlara aykırılık görürse müdahale edebilmelidir.</p>



<p><strong>Sözleşmeye mutlaka eklenmesi gereken denetim başlıkları:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ürünlerin satış şekli ve fiyat politikası</li>



<li>Bayinin stok durumu ve tedarik süreci</li>



<li>Marka kullanım biçimi (logo, tabela, ambalaj vb.)</li>



<li>Reklam ve tanıtım faaliyetleri</li>



<li>Müşteri memnuniyeti ve şikayet yönetimi</li>



<li>Satış sonrası hizmet ve teknik destek</li>



<li>Sözleşmeye uygunluk denetimi</li>
</ul>



<p><strong>Denetim Türleri:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Yerinde denetim:</strong>Fiziksel kontrol, mağaza ziyareti, depo incelemesi</li>



<li><strong>Belge üzerinden denetim:</strong>Fatura, stok kaydı, satış raporları</li>



<li><strong>Habersiz (ani) denetim:</strong>Özellikle marka imajı ve kalite standartları için tercih edilir</li>



<li><strong>Periyodik denetim:</strong>Yıl içinde raporlamaya bağlı yapılan kontrol mekanizması</li>
</ul>



<p><strong>Örnek Durum:</strong><br>Bir gıda markası, bayisinin ürünleri uygunsuz koşullarda depoladığını fark ederse önce uyarı gönderir, düzeltilmezse sözleşmeye göre cezai şart, tazminat ya da fesih yoluna gider.</p>



<p><strong>Neden önemli?</strong><br>▪ Marka değerinin korunması<br>▪ Sahte veya kaçak ürün riskinin önlenmesi<br>▪ Fiyat istikrarının sağlanması<br>▪ Müşteri şikayetlerinin yönetilmesi<br>▪ Hukuki uyuşmazlıkların önüne geçilmesi</p>



<p>Denetim hükmü olmayan bir bayilik sözleşmesi, ileride doğabilecek krizlerde üreticinin elini zayıflatır ve hak iddiasını güçleştirir</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>B.Bayilik Almak İsteyenlerin Dikkat Etmesi Gereken Temel Hususlar</strong></h2>



<p>Bayilik almak isteyen kişi veya şirketler, sadece kârlılığa odaklanarak sözleşme imzalamamalıdır. Sözleşmede yer alan bazı maddeler, ileride doğacak tüm ticari hak ve yükümlülükleri doğrudan etkiler. Bu nedenle aşağıdaki konuların baştan netleştirilmesi gerekir:</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>1. Tek Satıcılık (Münhasırlık) Veriliyor mu?</strong></h3>



<p>Bayi adaylarının ilk sorması gereken husus, kendisine belirli bir bölgede&nbsp;<strong>tek yetki</strong>&nbsp;verilip verilmediğidir.</p>



<p><strong>Dikkat edilmesi gerekenler:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Aynı bölgede başka bayiye yetki verilecek mi?</li>



<li>Üretici kendi satış yapma hakkını saklı tutuyor mu?</li>



<li>Yetki verilse bile bölge sınırları nasıl çizilmiş?</li>



<li>Online satışlar bu yetkiye dahil mi?</li>
</ul>



<p><strong>Örnek Senaryo:</strong><br>İzmir’de tek yetkili olduğunu düşünen bir bayi, üreticinin e-ticaret üzerinden aynı ürünü bölgeye satmasıyla zarara uğrar. Bu durum ancak sözleşmede açıkça düzenlenmişse engellenebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>2. Diğer Bölgelerde Yapılan Satışların Etkisi (Fiyat Tutarlılığı)</strong></h3>



<p>Eğer üretici başka illerde de bayi ağı kuruyorsa,&nbsp;<strong>fiyat politikası tüm bölgelerde dengeli olmalıdır.</strong></p>



<p>Şu hususlar mutlaka konuşulmalıdır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bayiler arası rekabeti bozacak fiyat farkı olacak mı?</li>



<li>Ulusal kampanya yapılacaksa yükümlülükler nasıl paylaşılacak?</li>



<li>Üretici internet satışında hangi fiyatı uygulayacak?</li>



<li>Bölgesel iskonto ve promosyon koşulları eşit mi?</li>
</ul>



<p><strong>Pratik Örnek:</strong><br>Antalya’da bayiye %30 iskonto verilip İzmir’de %15 verilmesi, satış kabiliyetini doğrudan etkiler. Bu durum ancak sözleşmeye yazılı bir “fiyat istikrarı” maddesiyle korunur.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>3. Ürün Tedariki ve Stok Güvencesi</strong></h3>



<p>Bayiler için en büyük risklerden biri, malın zamanında gelmemesi veya stokların yetersiz bırakılmasıdır. Özellikle yurt dışı menşeli şirketlerle yapılan sözleşmelerde tedarik koşul ve sürelerinin doğru belirlenmesi önemlidir. </p>



<p>Sözleşmede şu konular mutlaka yer almalıdır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Teslimat periyotları</li>



<li>Minimum stok seviyesi</li>



<li>Üretim ve lojistik gecikmesinde tazminat</li>



<li>Bayiye öncelik tanınıp tanınmayacağı</li>



<li>Depolama ve nakliye sorumluluğu</li>
</ul>



<p><strong>Örnek:</strong><br>Sezonluk satış yapan bir beyaz eşya bayisine ürün gecikirse, müşteri sadakati ve ticari itibar zarar görür.</p>



<h3 class="wp-block-heading">&nbsp;<strong>4. Garanti, Ayıp ve Teknik Servis Yükümlülükleri</strong></h3>



<p>Bayi, kendi adına satış yaptığı için satılan maldan doğan sorumlulukları da üstlenir. Bayiden ürün satın alan tüketici ya da herhangi bir üçüncü kişinin, yaşadığı sorun üzerine ilk muhatabı Bayi olacaktır. Yedek parça bulundurma yükümlülüğü, teknik servis, garantiden ve ayıptan kaynaklı yükümlülükler sebebiyle bayi türlü hukuki uyuşmazlığın tarafı olabilir. Bu nedenle, oluşabilecek bu sorunlar öngörülerek sözleşmenin hazırlanması önemlidir. </p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Üretim hatalarından kim sorumlu?</li>



<li>Teknik servis kimin tarafından sağlanacak?</li>



<li>Garanti süresi kaç yıl?</li>



<li>Yedek parça temini nasıl olacak?</li>



<li>Bayiye eğitim veya servis desteği verilecek mi?</li>
</ul>



<p><strong>Uygulama Örneği:</strong><br>Bayi, üçüncü kişiye satmış olduğu her türlü maldan sorumludur. Ancak, üçüncü kişilerin açacağı davalarda, özellikle üretimden kaynaklı ayıba ilişkin davalarda herhangi bir tazminat ödemek durumunda kalırsa, ödenecek bu tutarların üreticiye rücu edilip edilmeyeceğinin sözleşmede belirlenmesi gerekmektedir. Bu hususta, risk analizinin doğru şekilde yapılması ve sözleşme içerisinde belirlenmesi önem arz eder. Ayrıca, otomobil, motorsiklet gibi motorlu araçlarda yedek parça bulundurma yükümlülüğü de mevcuttur.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>5. Marka Kullanımı ve Reklam Kuralları</strong></h3>



<p>Bayilik alan taraf, markayı temsil ettiği için logonun, ismin ve tanıtım materyallerinin nasıl kullanılacağı sözleşmede belirlenmelidir.</p>



<p>Şunlar mutlaka düzenlenmelidir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Marka ve logo kullanma yetkisi</li>



<li>Dijital reklam, sosyal medya ve tabela standartları</li>



<li>Reklam bütçesi kime ait?</li>



<li>Ulusal kampanyalara katılım zorunlu mu?</li>



<li>Onaysız tanıtım yapılabilir mi?</li>
</ul>



<p><strong>Örnek:</strong><br>Bayinin üreticinin marka değerini zedeleyecek şekilde reklam vermesi ve bu sebeple üreticinin zarara uğraması hususunun öngörülerek sözleşmede düzenlenmesinde fayda vardır. </p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>&nbsp;6. Bayilikten Doğan Ticari ve Hukuki Risklerin Önceden Belirlenmesi</strong></h3>



<p>Bayilik alacak olan taraf, yalnızca satış potansiyeline değil, uzun vadeli sorumluluklara da dikkat etmelidir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İade ve değişim yükümlülüğü</li>



<li>Tahsilat sorunlarında üreticinin desteği</li>



<li>Rekabet yasağı</li>



<li>Sözleşme süresi ve çıkış şartları</li>



<li>Cezai şart ve tazminat maddeleri</li>



<li>Fesih halinde stok iadesi prosedürü</li>
</ul>



<p><strong>Sonuç olarak:</strong><br>Bayilik almak yalnızca bir ticari fırsat değil, ciddi yükümlülük doğuran hukuki bir ilişkidir. Sözleşme imzalanmadan önce tüm bu maddelerin açık ve yazılı olması hem bayi hem üretici için güvenli bir ticari zemin sağlar.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>C.Bayilik Sözleşmesinde Olmazsa Olmaz Maddeler</strong></h2>



<p>Bayilik sözleşmesi yalnızca ürün satışına ilişkin bir protokol değildir; tarafların haklarını, ticari sınırlarını, sorumluluklarını ve olası uyuşmazlıklarda nasıl hareket edileceğini belirleyen bağlayıcı bir hukuki metindir. Bu nedenle aşağıdaki maddeler mutlaka açık ve net şekilde sözleşmeye yazılmalıdır:</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>1. Tarafların Hak ve Yükümlülükleri</strong></h3>



<p>Sözleşmenin temeli, üretici (bayilik veren) ve bayi (bayilik alan) arasındaki hak ve sorumlulukların netleştirilmesidir.</p>



<p><strong>Bu bölümde mutlaka yer alması gerekenler:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Üreticinin ürün tedarik etme yükümlülüğü</li>



<li>Bayinin satış, tanıtım ve pazarlama sorumluluğu</li>



<li>Bölge sınırlaması ve rekabet yasağı</li>



<li>Marka, logo ve ticari unvan kullanım yetkisi</li>



<li>Bayilik verilen ürün/hizmet kapsamında faaliyet sınırları</li>



<li>Tarafların işbirliği, eğitim ve raporlama yükümlülükleri</li>
</ul>



<p><strong>Örnek:</strong><br>Bir kozmetik markası, bayiye hem satış hem de uygulama yetkisi veriyorsa, eğitim ve standardizasyon maddeleri özellikle yazılmalıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>2. Teslimat, Stok ve Fiyatlandırma</strong></h3>



<p>Bayilik sözleşmesinde en çok uyuşmazlık çıkan alanlardan biri lojistik ve fiyatlama konularıdır.</p>



<p><strong>Düzenlenmesi gereken başlıklar:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Teslimat yöntemi ve süresi</li>



<li>Nakliye masrafını kimin karşılayacağı</li>



<li>Minimum stok düzeyi</li>



<li>Üreticinin stok garantisi verip vermediği</li>



<li>Toptan satış fiyatı ve iskonto oranı</li>



<li>Kampanya ve promosyonlarda fiyat uyumu</li>



<li>Farklı bölgeler için fiyat eşitliği</li>
</ul>



<p><strong>Senaryo:</strong><br>Teslimat geciktiğinde bayi müşteriye ürünü veremez ve prestij kaybı yaşar. Bu risk tazminat ya da haklı fesih maddesiyle dengelenmelidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>3. Ödeme Şartları ve Temerrüt</strong></h3>



<p>Bayilik sözleşmelerinde ödeme planı net değilse taraflar kısa sürede karşı karşıya gelir.</p>



<p><strong>Mutlaka belirtilmeli:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Peşin / vadeli satış modeli</li>



<li>Ödeme vadesi (örneğin 30-60-90 gün)</li>



<li>Teminat mektubu ya da senet alınıp alınmayacağı</li>



<li>Valörlü satışlarda faiz oranı</li>



<li>Temerrüt faizi</li>



<li>Ödeme gecikmesinde ihtar ve fesih prosedürü</li>



<li>Tahsilat destek yükümlülüğü (varsa)</li>
</ul>



<p><strong>Örnek:</strong><br>30 gün vadeli çalışılan bir sistemde, bayi üç kere üst üste ödeme yapmazsa üretici sözleşmeyi feshedebilir ya da teminatı nakde çevirebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>4. Sözleşmenin Süresi ve Yenilenme</strong></h3>



<p>Bayilik ilişkisi belirsiz sürece bırakıldığında fesih hakları karmaşık hale gelir.</p>



<p><strong>Bu bölümde netleştirilmesi gerekenler:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Sözleşmenin başlangıç ve bitiş tarihi</li>



<li>Otomatik uzama şartı</li>



<li>Yenileme için yazılı bildirim gerekip gerekmediği</li>



<li>Performansa bağlı uzatma kriterleri</li>



<li>Asgari süre taahhüdü</li>
</ul>



<p><strong>Örnek:</strong><br>“3 yıl süreli sözleşme, bayinin yıllık hedefi %80 oranında gerçekleştirmesi halinde kendiliğinden 2 yıl daha uzar” gibi maddeler sık kullanılır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>5. Fesih ve Tazminat Koşulları</strong></h3>



<p>Taraflar arasında çıkabilecek anlaşmazlıklarda hangi şartlarla ve nasıl fesih yapılacağı net olmalıdır. Sadece fesih şartları değil, fesih sonrasında stokta kalan malların durumu, reklam ve marka kullanımının sona erdirilmesi vb. hususların dikkatlice belirlenmesi gerekir.</p>



<p><strong>Mutlaka yer alması gerekenler:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Olağan fesih (bildirimli fesih)</li>



<li>Olağanüstü fesih (haklı sebep)</li>



<li>İhtar şartı</li>



<li>Fesih halinde stokların iadesi</li>



<li>Bayilik hakkının devri yasağı</li>



<li>Rekabet sonrası yasak (belirli süreyle)</li>
</ul>



<p><strong>Haklı fesih örnekleri:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ödemelerin sürekli gecikmesi</li>



<li>Marka itibarına zarar verilmesi</li>



<li>Sözleşmede belirtilen hedeflerin aşırı oranda tutturulmaması</li>



<li>Yetkisiz bölgede satış yapılması</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>6. Cezai Şart Maddesi</strong></h3>



<p>Cezai şart, taraflardan birinin sözleşmeyi ihlali halinde doğacak zararı önceden güvenceye alır. Sözleşmede cezai şartın belirlenmesi, caydırıcılık yaratacak ve sözleşmenin esaslı unsurlarında karşı tarafın sözleşmeyi ihlal etmesinin önüne geçebilecek en önemli unsurlardan birisi olacaktır. Ancak, cezai şartların doğru ve hukuka uygun şekilde hazırlanması için mutlaka uzman desteği alınmalıdır.&nbsp;</p>



<p><strong>Bu madde özellikle şu hallerde önem arz etmektedir.</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Tek satıcılık yetkisinin ihlali</li>



<li>Rakip markayla gizli çalışma</li>



<li>Bölge sınırlarının ihlali</li>



<li>Marka değerine zarar verilmesi</li>



<li>Sözleşmenin süresinden önce haksız sona erdirilmesi</li>



<li>Ürünün izinsiz şekilde farklı fiyatla satılması</li>
</ul>



<p><strong>Uygulama örneği:</strong><br>“Bayi, sözleşmede belirlenen bölgenin dışında satış yaparsa her ihlal için 200.000 TL cezai şart ödemeyi kabul eder.”</p>



<p>Cezai şartın yazılmaması halinde üretici zararı ispat etmek zorunda kalır ve dava süreçleri uzar. Bu gibi durumlarda zararın tespiti oldukça zor olduğundan, ihlalin önüne geçilmesi adına cezai şartların doğru belirlenmesi önemlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">D. BAYİLİK SÖZLEŞMESİ PÖRTFÖY TAZMİNATI</h2>



<p>Bayilik sözleşmelerinin sona ermesi halinde, tek satıcı yetkisine sahip olan bayinin, ilgili bölgede üreticinin tanınırlığını arttırması, müşteri kitlesini arttırması sebebiyle üreticiden portföy tazminatı adı altında tazminat talep etmesi mümkündür. Nitekim, bu husus Yargıtay kararında düzenlenmiştir.</p>



<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/19-hukuk-dairesi-e-2012-6027-k-2013-957-t-21-01-2013">Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 21.01.2013 tarihli ve 2012/6027 E., 2013/957 K. sayılı kararı</a>nda özetle;</p>



<p>&#8220;Davacı kâr kaybı haricinde elinde kalan yedek parça bedeli ve müşteri (portföy) tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Tek satıcılık sözleşmesinin haklı nedenle feshi haricinde sözleşmede öngörülen veya makul bir sürede feshi halinde müşteri çevresini kaybeden ve ekonomik bakımdan güç durumda kalan tek satıcının bu nedenle tazminat isteyebileceğine dair davanın açıldığı tarih itibariyle yasal bir düzenleme mevcut değildir (Yeni TTK.nun 122.madde). Ancak öğretide kabul edilmektedir.</p>



<p>Davacı ilk sözleşmenin 10.03.1997 tarihli sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar davalı firmanın ürettiği Z. V. marka araçları Türkiye pazarına tanıtarak bu markanın yayılmasına katkıda bulunmuştur. Bu şekilde müşteri çevresini tamamen veya önemli ölçüde geliştiren tek satıcının sözleşmenin haklı bir neden haricinde sona erdirilmesi durumunda münasip bir tazminat talebi hakkaniyet gereğidir.&#8221;</p>



<p>şeklinde ifadelerle, uzun yıllar bayilik yapan tarafın tazminat isteyebileceği düzenlenmiştir. Pek tabii, bu tazminatı talep edebilmenin belli başlı şartları bulunmaktadır. </p>



<h2 class="wp-block-heading">E. BAYİLİK SÖZLEŞMESİ ÖRNEĞİNDE BULUNMASI GEREKENLER</h2>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><thead><tr><th><strong>KONU BAŞLIĞI</strong></th><th><strong>AÇIKLAMA</strong></th></tr></thead><tbody><tr><td>1) Tarafların Belirlenmesi</td><td>Bayi ve tedarikçi bilgileri, unvan, adres, vergi numarası ve temsil yetkilileri net olmalıdır.</td></tr><tr><td>2) Sözleşmenin Kapsamı</td><td>Ürün veya hizmet konusu, alt ürünler ve kullanım alanı açıkça tanımlanmalıdır.</td></tr><tr><td>3) Bölge ve Münhasırlık</td><td>Coğrafi yetki alanı, başka bayi atanıp atanamayacağı ve online satış hakları belirtilmelidir.</td></tr><tr><td>4) Fiyatlandırma</td><td>Liste fiyatı, iskonto oranları ve masraf paylaşımına ilişkin hükümler yazılmalıdır.</td></tr><tr><td>5) Ödeme ve Teminat</td><td>Peşin/vade, çek/senet, teminat mektubu, depozito ve gecikme faizi düzenlenmelidir.</td></tr><tr><td>6) Sözleşme Süresi</td><td>Başlangıç-bitiş tarihi, uzama şartları ve performansa bağlı yenileme koşulları belirlenmelidir.</td></tr><tr><td>7) Satış Hedefleri</td><td>Satış kotası, raporlama yükümlülüğü ve denetim hakları açıkça düzenlenmelidir.</td></tr><tr><td>8) Cezai Şartlar</td><td>İhlal durumunda tazminat, cezai şart miktarı ve sorumluluk sınırları belirtilmelidir.</td></tr><tr><td>9) Fesih</td><td>Bildirim süresi, haklı nedenle fesih şartları ve fesih sonrası işlemler yer almalıdır.</td></tr><tr><td>10) Gizlilik ve Rekabet</td><td>Ticari sırların korunması, rakiplerle çalışma yasağı ve marka kullanımı tanımlanmalıdır.</td></tr><tr><td>11) Uyuşmazlık Çözümü</td><td>Yetkili mahkeme/tahkim, uygulanacak hukuk ve usule ilişkin hükümler yazılmalıdır.</td></tr></tbody></table></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>F. Bayilik Sözleşmesi Örneği Kullanmak Neden Risklidir?</strong></h2>



<p>Birçok girişimci ve işletme sahibi internette bulduğu hazır sözleşmeleri küçük değişikliklerle kullanmaya çalışıyor. Ancak bu tür metinler genellikle:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Belirli bir sektöre göre yazılmadığı için önemli hükümleri içermiyor,</li>



<li>Ceza, fesih, stok, bölge koruması, garanti, rekabet yasağı gibi kritik konuları düzenlemiyor,</li>



<li>Güncel mevzuat ve Yargıtay kararlarına uygun olmuyor,</li>



<li>Taraflardan birine ciddi hak kaybı yaşatacak açıklar barındırıyor.</li>
</ul>



<p>Örneğin, münhasırlık (tek yetki) maddesi bulunmayan bir taslak yüzünden, üretici aynı bölgede farklı bir bayiye yetki verebilir ve bayi buna engel olamaz.<br>Ya da ürün satışından doğacak sorumlulukların kime ait olduğu açık yazılmadığında, tüketici davalarında tüm yükümlülük bayiye kalabilir.</p>



<p>Her sektörün işleyişi, satış yöntemi, lojistik yapısı ve hukuki ihtiyaçları farklıdır. Sağlık, gıda, teknoloji, yapı malzemesi, makina, kozmetik ya da beyaz eşya sektöründe kullanılacak sözleşme hükümleri aynı olamaz. Bu yüzden “tek tip taslak sözleşme” kullanmak kısa vadede pratik görünse de uzun vadede ciddi finansal ve hukuki risk yaratır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>G.Bayilik Sözleşmesi Hazırlarken Avukat Desteği Neden Şart?</strong></h2>



<p>Profesyonel hazırlanmış bir bayilik sözleşmesi, hem markayı hem bayiyi hem de ticari ilişkiyi koruyan en güçlü araçtır. Bu metinler doğru şekilde düzenlenmediğinde:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Marka değeri zedelenebilir,</li>



<li>Rakiplerle haksız rekabet yaşanabilir,</li>



<li>Satış hedefleri uygulanamaz hale gelir,</li>



<li>Sözleşme feshi ve cezai şartlar işletilemez,</li>



<li>Tazminat talepleri ortaya çıkar,</li>



<li>Vergisel ve finansal yükümlülükler belirsiz kalır.</li>
</ul>



<p>Avukat desteğiyle hazırlanan bir sözleşme, daha başlamadan birçok uyuşmazlığı önler. Teslimat ve stok yönetimi, garanti ve ayıp sorumluluğu, fiyatlandırma, bölge sınırları, ödeme planı, rekabet yasağı, marka kullanımı, fesih koşulları ve cezai yaptırımlar gibi başlıkların netleştirilmesi tarafların işini kolaylaştırır.</p>



<p>Bu sadece üretici için değil, bayilik alacak kişi veya şirket için de koruyucudur. Özellikle sözleşme sonrası döneme ilişkin sorumluluklar (iade, stok, marka kullanımı) yanlış düzenlendiğinde, taraflardan biri büyük zararla karşı karşıya kalabilir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>H. İzmir’de Bayilik ve Distribütörlük Sözleşmelerinde Hukuki Destek</strong></h2>



<p>İzmir ve çevresinde faaliyet gösteren işletmelerde en sık karşılaşılan sorunlar şunlardır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Aynı bölgede birden fazla bayiye yetki verilmesi</li>



<li>Fiyatlandırma ve iskonto politikalarında dengesizlik</li>



<li>Garanti ve teknik servis yükümlülüklerinin belirsiz kalması</li>



<li>Kampanya ve reklam konusunda taraflar arasında uyuşmazlık çıkması</li>



<li>Stok iadesi ve performans hedefi nedeniyle erken fesihler</li>



<li>Cezai şart içermeyen metinler nedeniyle tazminat kaybı</li>



<li>Rekabet yasağı düzenlemelerinin eksik ya da yoruma açık olması</li>
</ul>



<p>Avukata danışılmadan imzalanan sözleşmelerde bu sorunların büyük kısmı sonradan ortaya çıkıyor. Dolayısıyla hukuki destek, yalnızca ihtilaf anında değil, sözleşme yapılmadan önce alınmalıdır. Sözleşme müzakeresi, tadili, yenilenmesi, feshi ya da cezai şart uygulamaları aşamasında da profesyonel destek avantaj sağlar.</p>



<p>İzmir merkezli işletmeler açısından, bölge yapısını, sektör dinamiklerini ve ticari rekabeti bilen bir hukukçu ile çalışmak hem pratik hem koruyucu bir çözümdür. Bayilik sözleşmesi hazırlığı, revizyonu ya da uyuşmazlık çözümüyle ilgili her aşamada profesyonel <a href="https://www.izpartnershukuk.com/iletisim/">destek almak</a> mümkündür.</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/bayilik-sozlesmesi/">Bayilik Sözleşmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.izpartnershukuk.com/bayilik-sozlesmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>E-Ticarette Yasal Düzenlemeler</title>
		<link>https://www.izpartnershukuk.com/e-ticarette-yasal-duzenlemeler/</link>
					<comments>https://www.izpartnershukuk.com/e-ticarette-yasal-duzenlemeler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Apr 2025 12:49:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.izpartnershukuk.com/?p=36255</guid>

					<description><![CDATA[<p>E-ticarette yasal düzenlemeler</p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/e-ticarette-yasal-duzenlemeler/">E-Ticarette Yasal Düzenlemeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1><span style="font-size: 28px;"><strong>E-ticaret İşletmeleri için Hukuki Yükümlülükler ve Riskler: Kapsamlı Rehber</strong></span></h1>
<p>Bu yazıda, E-Ticarette yasal düzenlemeler hususu incelenecektir. E-ticaret sektörü, Türkiye&#8217;de ve dünyada hızla büyümeye devam ediyor. Pandemi sonrası dönemde tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarındaki dijital dönüşüm, e-ticaret hacmini rekor seviyelere taşıdı. TÜBİSAD verilerine göre, Türkiye&#8217;de e-ticaret sektörü 2023 yılında %50&#8217;nin üzerinde büyüme gösterdi ve 800 milyar TL&#8217;yi aşan bir hacme ulaştı.</p>
<p>Ancak bu büyüme beraberinde birtakım yasal yükümlülükleri ve riskleri de getiriyor. E-ticaret işletmelerinin, faaliyetlerini sürdürürken karşılaşabilecekleri hukuki sorunları önceden öngörmeleri ve gerekli önlemleri almaları son derece önemli.</p>
<p>Bu makalede, e-ticaret işletmelerinin tabi olduğu yasal düzenlemeleri, yükümlülükleri ve karşılaşabilecekleri hukuki riskleri detaylı olarak inceleyeceğiz. Ayrıca, bu risklere karşı alınabilecek önlemlere de yer vereceğiz.</p>
<h2><strong><span style="font-size: 28px;">E-ticaret Mevzuatı</span></strong></h2>
<p>Türkiye&#8217;de e-ticaret faaliyetleri, başta 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun olmak üzere, çeşitli yasal düzenlemelere tabidir. E-ticaret işletmelerinin uyması gereken temel mevzuat şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun:</strong> E-ticaret faaliyetlerinin yasal çerçevesini belirleyen temel kanundur.</li>
<li><strong>6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun:</strong> Tüketici haklarını ve satıcı yükümlülüklerini düzenler.</li>
<li><strong>6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu:</strong> Müşteri verilerinin işlenmesi ve korunmasına ilişkin kuralları belirler.</li>
<li><strong>5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu:</strong> Telif hakları ve diğer fikri mülkiyet haklarını düzenler.</li>
<li><strong>Türk Ticaret Kanunu:</strong> Ticari işletmelerin yapısı ve işleyişi ile ilgili temel kuralları içerir.</li>
<li><strong>Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği:</strong> E-ticarette tüketici ile satıcı arasındaki sözleşmeleri düzenler.</li>
</ul>
<p>Son dönemde özellikle Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcı ve Elektronik Ticaret Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik, e-ticaret ekosisteminde önemli düzenlemeler getirmiştir.</p>
<h2><span style="font-size: 28px;">E-ticaret Sitesi Kurulum Aşamasındaki Yükümlülükler</span></h2>
<p>E-ticaret sitesi kurmak isteyen işletmelerin, faaliyete başlamadan önce yerine getirmeleri gereken bazı yasal yükümlülükler bulunmaktadır:</p>
<h3><span style="font-size: 24px;">1. ETBİS Kaydı</span></h3>
<p>Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi (ETBİS), Ticaret Bakanlığı tarafından oluşturulan ve e-ticaret faaliyetinde bulunan işletmelerin kayıt altına alındığı bir sistemdir. 6563 sayılı Kanun uyarınca, e-ticaret faaliyetinde bulunan tüm işletmelerin ETBİS&#8217;e kayıt olmaları zorunludur.</p>
<p>ETBİS kaydı yapmayan işletmelere 114.035 <strong>TL&#8217;den 570.178 TL&#8217;ye</strong> kadar idari para cezası uygulanabilir.</p>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">2. Şirket kurulması ve Ticaret Sicil Kaydı</span></strong></h3>
<p>E-ticaret faaliyetinde bulunmak isteyen işletmelerin, Ticaret Sicil Müdürlüğü&#8217;ne kayıt yaptırmaları gerekmektedir. Bireysel işletmeler için şahıs işletmesi, kurumsal yapılar için ise limited şirket veya anonim şirket kurulumu tercih edilebilir.</p>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">3. Site İçi Bilgilendirme Yükümlülükleri</span></strong></h3>
<p>E-ticaret işletmeleri, sitelerinde aşağıdaki bilgileri açık ve anlaşılır şekilde bulundurmak zorundadır:</p>
<ul>
<li>Ticaret unvanı, MERSİS numarası ve vergi kimlik numarası</li>
<li>Merkez adresi, telefon numarası ve e-posta adresi</li>
<li>Bağlı olduğu ticaret odası ve meslek odası bilgileri</li>
<li>Varsa üye olduğu mesleki kuruluşlar ve bu kuruluşların davranış kuralları ile bunlara elektronik olarak erişim hakkındaki bilgiler</li>
</ul>
<p>E-ticaret sitesinde bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmeyen işletmeler, tüketici güvenini sarsıcı davranışta bulunduğu gerekçesiyle idari para cezalarıyla karşı karşıya kalabilir.</p>
<h2><span style="font-size: 28px;">Tüketici Hakları ve Satıcı Yükümlülükleri</span></h2>
<p>E-ticaret işletmelerinin tüketici haklarına ilişkin olarak bilmesi ve uygulaması gereken temel yükümlülükler şunlardır:</p>
<h3><span style="font-size: 28px;">1. Ön Bilgilendirme Yükümlülüğü</span></h3>
<p>Satıcılar, tüketicilerle sözleşme yapmadan önce aşağıdaki konularda ön bilgilendirme yapmakla yükümlüdür:</p>
<ul>
<li>Satıcının kimliği ve iletişim bilgileri</li>
<li>Mal veya hizmetin temel özellikleri</li>
<li>Mal veya hizmetin vergiler dahil toplam fiyatı</li>
<li>Teslimat ve ifa bilgileri</li>
<li>Cayma hakkının varlığı ve kullanım şartları</li>
<li>Ödeme ve teslimat bilgileri</li>
</ul>
<p>Ön bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmeyen satıcı, tüketicinin cayma hakkını kullanmasına engel olamaz ve bu durumda tüketici, yasal süreler dışında da cayma hakkını kullanabilir.</p>
<h3><span style="font-size: 28px;">2. Cayma Hakkı</span></h3>
<p>Tüketiciler, mesafeli sözleşmelerde, herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin, malın teslimine ilişkin sözleşmelerde malın kendisine veya belirlediği üçüncü kişiye tesliminden itibaren 14 gün içinde cayma hakkına sahiptir.</p>
<p><strong>İstisnalar:</strong> Bazı ürünlerde cayma hakkı kullanılamaz:</p>
<ul>
<li>Tüketicinin istekleri doğrultusunda hazırlanan kişiye özel ürünler</li>
<li>Çabuk bozulan veya son kullanma tarihi geçen ürünler</li>
<li>Ambalajı açıldığında iade edilmesi sağlık açısından uygun olmayan ürünler</li>
<li>Teslimden sonra ambalajı açılan ses veya görüntü kayıtları ile bilgisayar programları</li>
<li>Gazete, dergi gibi süreli yayınlar</li>
</ul>
<h3><strong><span style="font-family: var(--font-headers), serif; font-size: 28px; letter-spacing: var(--font-headers-letterspacing);">Kişisel Verilerin Korunması</span></strong></h3>
<p>E-ticaret işletmeleri, müşterilerine ait kişisel verileri işlerken 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu&#8217;na (KVKK) uymak zorundadır. Bu kapsamda:</p>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">1. Aydınlatma Yükümlülüğü</span></strong></h3>
<p>E-ticaret sitelerinin, kişisel verilerin hangi amaçla işleneceği, kimlere aktarılabileceği, toplama yöntemi ve hukuki sebebi ile ilgili veri sahiplerini bilgilendirmesi gerekmektedir.</p>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">2. Açık Rıza Alınması</span></strong></h3>
<p>E-ticaret işletmeleri, kişisel verilerin işlenmesi için veri sahiplerinden açık rıza almalıdır. Açık rıza, belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirilmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rıza olmalıdır.</p>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">3. Veri Güvenliği</span></strong></h3>
<p>İşletmeler, işledikleri kişisel verilerin güvenliğini sağlamak için teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlüdür. Bu tedbirlerin ihlali halinde, Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından  idari para cezaları uygulanabilmektedir.</p>
<p>E-ticaret sitelerinin yeterli güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle müşteri verilerinin sızdırılması durumunda, işletmeler hem idari para cezaları ile karşılaşabilir hem de veri sahiplerine karşı tazminat sorumluluğu doğabilir.</p>
<h2><strong><span style="font-size: 28px;">Mesafeli Sözleşmeler</span></strong></h2>
<p>E-ticarette yasal düzenlemelerin en önemli unsurlarından biri sözleşmelerdir. E-ticaret işletmeleri, tüketicilerle mesafeli sözleşme yapmak zorundadır. Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği uyarınca:</p>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">1. Sözleşme Şartları</span></strong></h3>
<p>Mesafeli sözleşme, en az 12 punto büyüklüğünde, anlaşılabilir bir dilde, açık, sade ve okunabilir şekilde düzenlenmelidir.</p>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">2. Sözleşmenin İçeriği</span></strong></h3>
<p>Mesafeli sözleşmede aşağıdaki bilgilerin yer alması zorunludur:</p>
<ul>
<li>Satıcının kimlik ve iletişim bilgileri</li>
<li>Mal veya hizmetin temel özellikleri</li>
<li>Mal veya hizmetin vergiler dahil toplam fiyatı</li>
<li>Ödeme ve teslimat bilgileri</li>
<li>Cayma hakkının varlığı ve kullanım şartları</li>
<li>Tüketicinin şikayet ve itirazlarını iletebileceği merciler</li>
</ul>
<h3><strong><span style="font-family: var(--font-headers), serif; font-size: 28px; letter-spacing: var(--font-headers-letterspacing);">Elektronik Ticaret ve Vergi Yükümlülükleri</span></strong></h3>
<p>E-ticaret işletmelerinin vergi yükümlülükleri şunlardır:</p>
<h3><span style="font-size: 28px;"><strong>1. E-Fatura ve E-Arşiv Fatura Yükümlülüğü</strong></span></h3>
<p>E-ticaret işletmeleri, belirli ciro limitini aşmaları durumunda e-fatura ve e-arşiv fatura kullanmak zorundadır. 2024 yılı için bu limit 3.000.000 TL olarak belirlenmiştir. Bu limiti aşan işletmeler, izleyen yılın yedinci ayından itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura uygulamasına geçmek zorundadır.</p>
<p>E-arşiv fatura uygulamasına dahil olmayan mükelleflerin, vergi mükellefi olmayanlara düzenleyecekleri 5.000 TL ve üzerindeki faturaları e-arşiv fatura olarak düzenlemeleri zorunludur.</p>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">2. Vergi Kaydı ve Beyanname Yükümlülükleri</span></strong></h3>
<p>E-ticaret işletmeleri, faaliyetlerine başlamadan önce vergi kaydı yaptırmak ve düzenli olarak beyanname vermekle yükümlüdür:</p>
<ul>
<li>Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmak</li>
<li>KDV mükellefi olmak (istisnalar hariç)</li>
<li>Aylık veya üç aylık KDV beyannamesi vermek</li>
<li>Yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi vermek</li>
</ul>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">3. Dijital Hizmet Vergisi</span></strong></h3>
<p>Türkiye&#8217;de sunulan dijital hizmetlerden elde edilen hasılat üzerinden %7,5 oranında Dijital Hizmet Vergisi alınmaktadır. Bu vergi, Türkiye&#8217;de dijital hizmet sunan ve dünya genelinde 750 milyon euro ve Türkiye&#8217;de 20 milyon TL&#8217;den fazla hasılat elde eden işletmelere uygulanır.</p>
<h2><strong><span style="font-size: 28px;">E-ticarette Fikri Mülkiyet Hakları</span></strong></h2>
<p>E-ticaret işletmeleri, fikri mülkiyet haklarına saygı göstermek zorundadır. Bu kapsamda dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:</p>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">1. Marka Hakları</span></strong></h3>
<p>E-ticaret sitelerinde satılan ürünlerin markalarının izinsiz kullanılması, marka hakkı ihlali oluşturabilir. İşletmeler, satışını yaptıkları markalı ürünler için marka sahibinden izin almak veya yetkili distribütör olmak zorundadır.</p>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">2. Telif Hakları</span></strong></h3>
<p>Site içerisinde kullanılan görseller, metinler ve diğer içerikler için telif hakkı sahiplerinden izin alınmalıdır. Özellikle ürün tanıtımlarında ve pazarlama materyallerinde kullanılan içeriklerin telif haklarına dikkat edilmelidir.</p>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">3. Patent ve Faydalı Model Hakları</span></strong></h3>
<p>Başkasına ait patentli veya faydalı model belgeli ürünlerin izinsiz satışı, patent ve faydalı model haklarının ihlali anlamına gelir ve hukuki yaptırımlarla karşılaşılabilir.</p>
<h2><strong><span style="font-size: 28px;">Sınır Ötesi E-ticarette Hukuki Sorunlar</span></strong></h2>
<p>Uluslararası e-ticaret yapan işletmelerin dikkat etmesi gereken hususlar şunlardır:</p>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">1. Uygulanacak Hukuk Sorunu</span></strong></h3>
<p>Sınır ötesi e-ticarette hangi ülkenin hukukunun uygulanacağı önemli bir sorundur. Genel kural olarak, tüketici işlemlerinde tüketicinin yerleşim yeri hukuku uygulanır.</p>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">2. Gümrük ve Vergi Yükümlülükleri</span></strong></h3>
<p>Yurt dışına gönderilen ürünler için gümrük mevzuatına uygun hareket edilmeli ve ilgili vergi yükümlülükleri yerine getirilmelidir. Özellikle Avrupa Birliği ülkelerine yapılan satışlarda, AB&#8217;nin KDV düzenlemelerine dikkat edilmelidir.</p>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">3. Tüketici Koruma Mevzuatı Farklılıkları</span></strong></h3>
<p>Her ülkenin tüketici koruma mevzuatı farklı olabilir. Yurt dışındaki tüketicilere satış yapan işletmeler, ilgili ülkenin tüketici koruma mevzuatına da uymak zorundadır.</p>
<h2><strong><span style="font-size: 28px;">E-ticarette Yaşanan Hukuki Uyuşmazlıklar ve Çözüm Yolları</span></strong></h2>
<p>E-ticarette yaşanan hukuki uyuşmazlıkların çözüm yolları şunlardır:</p>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">1. Tüketici Hakem Heyetleri</span></strong></h3>
<p>Belirli bir parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvurulabilir. 2025 yılı için tüketici hakem heyetlerinde ise 149.000 TL&#8217;dir.</p>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">2. Tüketici Mahkemeleri</span></strong></h3>
<p>Parasal sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar ile tüketici hakem heyeti kararlarına itirazlar, tüketici mahkemelerinde görülür.</p>
<h3><strong><span style="font-family: var(--font-headers), serif; letter-spacing: var(--font-headers-letterspacing); font-size: 28px;">3. Arabuluculuk ve Tahkim</span></strong></h3>
<p>Ticari uyuşmazlıkların çözümünde, arabuluculuk ve tahkim gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yolları da kullanılabilir. Bu yöntemler, mahkeme süreçlerine göre daha hızlı ve masrafsız olabilir.</p>
<h2><strong><span style="font-size: 28px;">Sık Karşılaşılan Hukuki Riskler ve Önlemler</span></strong></h2>
<p>E-ticarette yasal düzenlemelerin doğru analiz edilmesi önemlidir. Bu kapsamda, E-ticaret işletmelerinin karşılaşabileceği hukuki riskler ve bu risklere karşı alınabilecek önlemler şunlardır:</p>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">1. Tüketici Şikayetleri</span></strong></h3>
<p><strong>Risk:</strong> Ürün kalitesi, teslimat süresi, iade ve değişim gibi konularda tüketici şikayetleri alınabilir.</p>
<p><strong>Önlem:</strong></p>
<ul>
<li>Net ve anlaşılır ürün açıklamaları sunmak</li>
<li>Gerçekçi teslimat süreleri belirlemek</li>
<li>Kolay iade ve değişim süreci oluşturmak</li>
<li>Etkin bir müşteri hizmetleri sistemi kurmak</li>
</ul>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">2. Kişisel Veri İhlalleri</span></strong></h3>
<p><strong>Risk:</strong> Müşteri verilerinin sızması veya izinsiz kullanılması durumunda hem idari para cezaları hem de tazminat talepleri ile karşılaşılabilir.</p>
<p><strong>Önlem:</strong></p>
<ul>
<li>Kişisel veri işleme envanterleri oluşturmak</li>
<li>Veri güvenliği için teknik ve idari tedbirleri almak</li>
<li>Veri işleme süreçlerini düzenli olarak denetlemek</li>
<li>Personeli kişisel verilerin korunması konusunda eğitmek</li>
</ul>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">3. Haksız Ticari Uygulamalar</span></strong></h3>
<p><strong>Risk:</strong> Yanıltıcı reklamlar, haksız fiyatlandırma ve tuzak pazarlama gibi uygulamalar idari para cezalarına neden olabilir.</p>
<p><strong>Önlem:</strong></p>
<ul>
<li>Dürüst reklam ve pazarlama stratejileri belirlemek</li>
<li>Şeffaf fiyatlandırma politikaları uygulamak</li>
<li>Tüketicileri yanıltıcı ifadelerden kaçınmak</li>
<li>Promosyon ve kampanyaların koşullarını açıkça belirtmek</li>
</ul>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">4. Fikri Mülkiyet Hakkı İhlalleri</span></strong></h3>
<p><strong>Risk:</strong> Başkasına ait marka, patent veya telif haklarının izinsiz kullanımı, hukuki yaptırımlara ve tazminat taleplerine yol açabilir.</p>
<p><strong>Önlem:</strong></p>
<ul>
<li>Satılan ürünlerin lisans ve izin durumunu kontrol etmek</li>
<li>Orijinal içerik üretmek veya içerik kullanımı için izin almak</li>
<li>Marka tescili ve diğer fikri mülkiyet korumaları için başvuru yapmak</li>
<li>Tedarikçilerle fikri mülkiyet haklarına ilişkin sözleşmeler yapmak</li>
</ul>
<h2><strong><span style="font-size: 28px;">Sonuç</span></strong></h2>
<p>E-ticaret, işletmeler için büyük fırsatlar sunmakla birlikte, çeşitli hukuki yükümlülükleri ve riskleri de beraberinde getirmektedir. İşletmelerin bu yükümlülükleri yerine getirmeleri ve riskleri önceden öngörerek gerekli önlemleri almaları, hem idari para cezalarından kaçınmaları hem de müşteri memnuniyetini artırmaları açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>E-ticaret mevzuatı, teknolojik gelişmeler ve piyasa ihtiyaçları doğrultusunda sürekli güncellenmektedir. Bu nedenle, e-ticaret işletmelerinin yasal düzenlemeleri takip etmeleri ve gerektiğinde hukuki danışmanlık almaları, sürdürülebilir bir e-ticaret faaliyeti için kritik öneme sahiptir.</p>
<h2><strong><span style="font-size: 28px;">Sık Sorulan Sorular</span></strong></h2>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">E-ticaret sitesi kurmak için hangi izinlere ihtiyacım var?</span></strong></h3>
<p>E-ticaret sitesi kurmak için özel bir izne ihtiyaç yoktur. Ancak, ticari faaliyet yürütmek için vergi kaydı yaptırmanız ve ETBİS&#8217;e kayıt olmanız gerekmektedir. Satacağınız ürün veya hizmet türüne göre ek izinler gerekebilir.</p>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">Tüketici cayma hakkını ne zaman kullanamaz?</span></strong></h3>
<p>Tüketiciler, kişiye özel üretilen ürünlerde, çabuk bozulan ürünlerde, hijyenik ürünlerde (ambalajı açıldığında), dijital içeriklerde (indirildiğinde) ve süreli yayınlarda cayma hakkını kullanamazlar.</p>
<h3><strong><span style="font-family: var(--font-headers), serif; letter-spacing: var(--font-headers-letterspacing); font-size: 28px;">Yurt dışına e-ticaret yapmak için özel bir izin gerekir mi?</span></strong></h3>
<p>Yurt dışına e-ticaret yapmak için özel bir izin gerekmez. Ancak, ihracat mevzuatına uygun hareket etmeli ve gümrük işlemlerini usulüne uygun olarak gerçekleştirmelisiniz.</p>
<h3><strong><span style="font-size: 28px;">KVKK ihlali durumunda ne gibi cezalar uygulanır?</span></strong></h3>
<p>KVKK ihlali durumunda, Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından ihlalin türüne göre idari cezaları uygulanabilir. Ayrıca, veri sahipleri tarafından tazminat davaları da açılabilir.</p>
<h3><strong><span style="font-family: var(--font-headers), serif; letter-spacing: var(--font-headers-letterspacing); font-size: 28px;">E-ticaret sitesi için hangi sözleşmeler hazırlanmalıdır?</span></strong></h3>
<p>E-ticaret sitesi için mesafeli satış sözleşmesi, üyelik sözleşmesi, gizlilik politikası, çerez politikası, kullanım koşulları ve kişisel verilerin korunması politikası gibi sözleşmeler hazırlanmalıdır.</p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/e-ticarette-yasal-duzenlemeler/">E-Ticarette Yasal Düzenlemeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.izpartnershukuk.com/e-ticarette-yasal-duzenlemeler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lawyer Izmir</title>
		<link>https://www.izpartnershukuk.com/lawyer-izmir/</link>
					<comments>https://www.izpartnershukuk.com/lawyer-izmir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Apr 2025 12:14:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Lawyer izmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.izpartnershukuk.com/?p=36241</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lawyer Izmir</p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/lawyer-izmir/">Lawyer Izmir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="" style="text-align: justify;" data-start="274" data-end="350"><span style="font-size: 28px;">Lawyer Izmir: Comprehensive Legal Services for Individuals and Businesses</span></h2>
<p style="text-align: justify;"><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out"><strong data-start="0" data-end="16" data-is-only-node="">Lawyer Izmir</strong> services encompass a wide range of legal assistance tailored to both individuals and businesses operating in the region.</span> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">From navigating the complexities of rental and real estate law to facilitating company formation, providing comprehensive contract consultancy, and assisting with work permit acquisitions, legal professionals in Izmir offer expertise to ensure compliance with Turkish legislation and safeguard clients&#8217; interests.</span>​</p>
<h3 class="" style="text-align: justify;" data-start="481" data-end="495"><strong><span style="font-size: 20px;">Lawyer Izmir Rental Law</span></strong></h3>
<ul style="text-align: justify;" data-start="497" data-end="660">
<li class="" data-start="497" data-end="536">
<p class="" data-start="499" data-end="536"><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Drafting and reviewing residential and commercial lease agreements.</span></p>
</li>
<li class="" data-start="537" data-end="576">
<p class="" data-start="539" data-end="576"><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Resolving disputes between landlords and tenants.</span></p>
</li>
<li class="" data-start="577" data-end="660">
<p class="" data-start="579" data-end="660"><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Representing clients in eviction proceedings and rent adjustment cases</span></p>
</li>
</ul>
<h3 class="" style="text-align: justify;" data-start="662" data-end="681"><strong><span style="font-size: 20px;">Real Estate Law</span></strong></h3>
<ul style="text-align: justify;" data-start="683" data-end="846">
<li class="" data-start="683" data-end="722">
<p class="" data-start="685" data-end="722"><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Conducting due diligence for property transactions.</span></p>
</li>
<li class="" data-start="723" data-end="762">
<p class="" data-start="725" data-end="762"><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Assisting with property sales, purchases, and registrations.</span></p>
</li>
<li class="" data-start="763" data-end="846">
<p class="" data-start="765" data-end="846"><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Handling disputes related to property ownership and boundaries</span></p>
</li>
</ul>
<h3 class="" style="text-align: justify;" data-start="848" data-end="885"><strong><span style="font-size: 20px;">Company Formation and Consultancy</span></strong></h3>
<ul style="text-align: justify;" data-start="887" data-end="1058">
<li class="" data-start="887" data-end="928">
<p class="" data-start="889" data-end="928"><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Advising on the appropriate company structure (e.g., Ltd. Şti., A.Ş.).</span></p>
</li>
<li class="" data-start="929" data-end="970">
<p class="" data-start="931" data-end="970"><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Preparing and filing necessary documentation for company registration.</span></p>
</li>
<li class="" data-start="971" data-end="1058">
<p class="" data-start="973" data-end="1058"><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Providing ongoing legal support for corporate governance and compliance.</span>​</p>
</li>
</ul>
<h3 class="" style="text-align: justify;" data-start="1060" data-end="1084"><strong><span style="font-size: 20px;">Contract Consultancy</span></strong></h3>
<ul style="text-align: justify;" data-start="1086" data-end="1257">
<li class="" data-start="1086" data-end="1127">
<p class="" data-start="1088" data-end="1127"><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Drafting, reviewing, and negotiating various types of contracts.</span></p>
</li>
<li class="" data-start="1128" data-end="1169">
<p class="" data-start="1130" data-end="1169"><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Ensuring contracts are legally sound and enforceable under Turkish law.</span></p>
</li>
<li class="" data-start="1170" data-end="1257">
<p class="" data-start="1172" data-end="1257"><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Advising on contract disputes and resolution strategies</span></p>
</li>
</ul>
<h3 class="" style="text-align: justify;" data-start="1259" data-end="1286"><strong><span style="font-size: 20px;">Work Permit Acquisition</span></strong></h3>
<ul style="text-align: justify;" data-start="1288" data-end="1459">
<li class="" data-start="1288" data-end="1329">
<p class="" data-start="1290" data-end="1329"><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Guiding foreign nationals through the work permit application process.</span></p>
</li>
<li class="" data-start="1330" data-end="1371">
<p class="" data-start="1332" data-end="1371"><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Ensuring compliance with Turkish immigration and labor laws.</span></p>
</li>
<li class="" data-start="1372" data-end="1459">
<p class="" data-start="1374" data-end="1459"><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Assisting employers in obtaining necessary permits for foreign employees.</span>​</p>
</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;"><strong data-start="694" data-end="731">Litigation and Dispute Resolution</strong></span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] bg-[#FCECC1] dark:bg-[#64572A] transition-colors duration-100 ease-in-out">Representing clients in civil and commercial litigation, as well as offering alternative dispute resolution services.</span>​</li>
</ul>
<hr class="" data-start="1461" data-end="1464" />
<p class="" style="text-align: justify;" data-start="1466" data-end="1551">Beyond the areas listed above, our law firm provides legal services in a wide range of fields including inheritance law, employment disputes, compensation claims, enforcement proceedings, and more. Whether you are facing a complex litigation process or require preventative legal consultancy, our experienced team is ready to support you with reliable, solution-oriented guidance. For tailored legal advice or to schedule a consultation, feel free to reach out to us directly via WhatsApp — we are here to assist you promptly and professionally.</p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/lawyer-izmir/">Lawyer Izmir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.izpartnershukuk.com/lawyer-izmir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Company Formation in Turkey</title>
		<link>https://www.izpartnershukuk.com/company-formation-in-turkey/</link>
					<comments>https://www.izpartnershukuk.com/company-formation-in-turkey/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 08:47:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.izpartnershukuk.com/?p=36236</guid>

					<description><![CDATA[<p>Basic Guide for Company formation in Turkey</p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/company-formation-in-turkey/">Company Formation in Turkey</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">In this article, we will explore a basic guide for Company Formation in Turkey. Turkey&#8217;s strategic location bridging Europe and Asia, coupled with its dynamic economy and investor-friendly policies, makes it an attractive destination for entrepreneurs.</span> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">The government has streamlined procedures to facilitate business setup, offering incentives and a simplified registration process.</span>​</p>
<h2><span style="font-size: 28px;">Types of Companies in Turkey</span></h2>
<p><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Under the Turkish Commercial Code, businesses can be established in various forms.</span> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">The most common types are:</span></p>
<h3><strong><span style="font-size: 20px;">1. Limited Liability Company (Ltd. Şti.)</span></strong></h3>
<p class="" data-start="661" data-end="678"><strong data-start="661" data-end="678">Key Features:</strong></p>
<ul data-start="680" data-end="1022">
<li class="" data-start="680" data-end="739">
<p class="" data-start="682" data-end="739"><strong data-start="682" data-end="699">Shareholders:</strong> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">1 to 50 individuals or legal entities.</span></p>
</li>
<li class="" data-start="740" data-end="802">
<p class="" data-start="742" data-end="802"><strong data-start="742" data-end="762">Minimum Capital:</strong> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">50,000 TRY.</span></p>
</li>
<li class="" data-start="803" data-end="859">
<p class="" data-start="805" data-end="859"><strong data-start="805" data-end="819">Liability:</strong> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Shareholders&#8217; liability is limited to their capital contribution.</span></p>
</li>
<li class="" data-start="860" data-end="917">
<p class="" data-start="862" data-end="917"><strong data-start="862" data-end="877">Management:</strong> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Managed by one or more managers appointed by the shareholders.</span></p>
</li>
<li class="" data-start="918" data-end="1022">
<p class="" data-start="920" data-end="1022"><strong data-start="920" data-end="936">Suitability:</strong> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Ideal for small to medium-sized enterprises.</span>​<span class="ms-1 inline-flex max-w-full items-center relative top-[-0.094rem] animate-[show_150ms_ease-in]"><a class="flex h-6 overflow-hidden rounded-xl px-2.5 text-[0.5625em] font-medium text-token-text-secondary! bg-[#F4F4F4]! dark:bg-[#303030]! transition-colors duration-150 ease-in-out" href="https://gurcanpartners.com/company-formation-in-turkey/?utm_source=chatgpt.com" target="_blank" rel="noopener"><span class="relative start-0 bottom-0 flex h-full w-full items-center"><span class="flex h-4 w-full items-center justify-between overflow-hidden"><span class="max-w-full grow truncate overflow-hidden text-center">gurcanpartners.com</span></span></span></a></span></p>
</li>
</ul>
<h3 class="" data-start="1024" data-end="1057"><strong><span style="font-size: 20px;">2. Joint Stock Company (A.Ş.)</span></strong></h3>
<p class="" data-start="1059" data-end="1076"><strong data-start="1059" data-end="1076">Key Features:</strong></p>
<ul data-start="1078" data-end="1420">
<li class="" data-start="1078" data-end="1137">
<p class="" data-start="1080" data-end="1137"><strong data-start="1080" data-end="1097">Shareholders:</strong> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Minimum of 1; no maximum limit.</span></p>
</li>
<li class="" data-start="1138" data-end="1200">
<p class="" data-start="1140" data-end="1200"><strong data-start="1140" data-end="1160">Minimum Capital:</strong> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">250,000 TRY.</span></p>
</li>
<li class="" data-start="1201" data-end="1257">
<p class="" data-start="1203" data-end="1257"><strong data-start="1203" data-end="1217">Liability:</strong> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Shareholders&#8217; liability is limited to their share capital.</span></p>
</li>
<li class="" data-start="1258" data-end="1315">
<p class="" data-start="1260" data-end="1315"><strong data-start="1260" data-end="1275">Management:</strong> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Managed by a Board of Directors.</span></p>
</li>
<li class="" data-start="1316" data-end="1420">
<p class="" data-start="1318" data-end="1420"><strong data-start="1318" data-end="1334">Suitability:</strong> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Suitable for larger businesses, especially those considering public offerings.</span>​</p>
</li>
</ul>
<h2 class="" data-start="1427" data-end="1467"><span style="font-size: 28px;">Steps for Company Formation in Turkey</span></h2>
<p class="" data-start="1469" data-end="1554"><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Establishing a company in Turkey involves several key steps:</span>​</p>
<ul>
<li class="" data-start="273" data-end="386">
<p class="" data-start="276" data-end="386"><strong data-start="276" data-end="304">Choose the Company Type:</strong> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Decide between a Limited Liability Company (Ltd. Şti.) and a Joint Stock Company (A.Ş.) based on your business needs.</span>​</p>
</li>
<li class="" data-start="388" data-end="570">
<p class="" data-start="391" data-end="570"><strong data-start="391" data-end="450">Register with MERSIS and Obtain a Potential Tax Number:</strong> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Begin by registering your company through the Central Registration System (MERSIS). For foreign investors, obtaining a potential tax identification number from the relevant tax office is a prerequisite for MERSIS registration. This number is essential for subsequent procedures, including opening a bank account and registering with the trade registry.</span> ​</p>
</li>
<li class="" data-start="572" data-end="744">
<p class="" data-start="575" data-end="744"><strong data-start="575" data-end="624">Prepare and Sign the Articles of Association:</strong> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Draft the company&#8217;s Articles of Association, which outline the company&#8217;s structure and operations. These can be signed either at the Trade Registry Directorate or before a notary public.</span>​</p>
</li>
<li class="" data-start="572" data-end="744">
<p class="" data-start="575" data-end="744"><strong data-start="749" data-end="782">Deposit the Required Capital:</strong> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">For Joint Stock Companies, at least 25% of the subscribed capital must be deposited into a bank account opened in the company&#8217;s name prior to registration. The remaining amount must be paid within 24 months. For Limited Liability Companies, the entire capital can be paid within 24 months following the company&#8217;s registration.</span> ​</p>
</li>
<li class="" data-start="910" data-end="1048">
<p class="" data-start="913" data-end="1048"><strong data-start="913" data-end="962">Register with the Trade Registry Directorate:</strong> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Submit all necessary documents, including the signed Articles of Association and proof of capital deposit, to the Trade Registry Directorate to complete the registration process.</span>​</p>
</li>
<li class="" data-start="1050" data-end="1182">
<p class="" data-start="1053" data-end="1182"><strong data-start="1053" data-end="1096">Register for Taxes and Social Security:</strong> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">After registration, obtain a tax identification number for the company and register with the Social Security Institution if you plan to hire employees.</span>​</p>
</li>
<li class="" data-start="1184" data-end="1315">
<p class="" data-start="1187" data-end="1315"><strong data-start="1187" data-end="1229">Obtain Necessary Licenses and Permits:</strong> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">Depending on your business activities, you may need to acquire specific licenses or permits from relevant authorities.</span>​</p>
</li>
</ul>
<p><span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">By following these steps, you can successfully establish a company in Turkey.</span> If you require assistance with any part of this process, feel free to contact us for professional support tailored to your business needs.</p>
<p>​<span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">To ensure that the company formation process in Turkey is managed correctly and efficiently, seeking the assistance of a qualified lawyer is highly beneficial.</span> <span class="relative -mx-px my-[-0.2rem] rounded px-px py-[0.2rem] transition-colors duration-100 ease-in-out">A legal professional can guide you through each step, ensuring compliance with Turkish laws and regulations, and help prevent potential issues that may arise during the establishment of your business.</span>​</p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/company-formation-in-turkey/">Company Formation in Turkey</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.izpartnershukuk.com/company-formation-in-turkey/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İPOTEK KALDIRMA</title>
		<link>https://www.izpartnershukuk.com/ipotek-kaldirma/</link>
					<comments>https://www.izpartnershukuk.com/ipotek-kaldirma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Oct 2024 11:07:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[ipoteğin kaldırılması]]></category>
		<category><![CDATA[ipotek kaldırma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.izpartnershukuk.com/?p=36226</guid>

					<description><![CDATA[<p>İpoteğin kaldırılması, ipotek kaldırma</p>
<p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/ipotek-kaldirma/">İPOTEK KALDIRMA</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[

<p><img decoding="async" class="alignnone  wp-image-35859" src="https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/06/Noterlerde-Ev-Satisi-Yapilabiliyor-Mu-Bakan-Tarih-Verdi-300x169.webp" alt="ipotek kaldırma" width="375" height="211" srcset="https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/06/Noterlerde-Ev-Satisi-Yapilabiliyor-Mu-Bakan-Tarih-Verdi-300x169.webp 300w, https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/06/Noterlerde-Ev-Satisi-Yapilabiliyor-Mu-Bakan-Tarih-Verdi-100x56.webp 100w, https://www.izpartnershukuk.com/wp-content/uploads/2023/06/Noterlerde-Ev-Satisi-Yapilabiliyor-Mu-Bakan-Tarih-Verdi.webp 678w" sizes="(max-width: 375px) 100vw, 375px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Bu yazımızda ipotek kaldırma meselesini inceleyeceğiz. Bu kapsamda ipotek nedir? İpotek kaldırma davası nedir? gibi soruları cevaplamaya çalışacağız. İpotek kaldırılması meselesi, alacaklı ve borçlunun anlaşamaması halinde mahkemede çözülmesi gereken bir uyuşmazlık haline gelmektedir.</p>
<p><span style="font-size: 48px; color: var(--black); font-family: var(--font-headers), serif; letter-spacing: var(--font-headers-letterspacing);">İPOTEK NEDİR?</span></p>
<p style="text-align: justify;">İpotek, alacak ödenmediği takdirde hak sahibine ipotek konusu taşınmazı sattırarak bedelinden alacağını elde etme yetkisi veren bir tür taşınmaz rehnidir. İpotek hakkı ilgili taşınmazın tapu sicil kayıtlarına işlenir. Alacaklı eğer borcuna kavuşamazsa icra takibi ile ipoteğin paraya çevrilmesini isteyebilir ve böylelikle ilgili taşınmaz satılarak ipotek bedeli alacaklıya ödenir. Yani ipoteğin amacı sadece alacağı güven altına almaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Uygulamada genelde bankaların vermiş oldukları kredi karşılığında, kredi alacağını teminat altına almak için kredi sahibinin taşınmazları üzerine ipotek koyduğu bilinmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Türk Medeni Kanunu kapsamında 2 tür ipotek bulunmaktadır. Bunlar ana para ipoteği ve üst sınır ipoteği. Ana para ipoteği alacağın doğmuş ve miktarının belli olması halinde tesis edilen ipotek türüdür. Ana para ipoteğinde yan alacaklar ipotek bedelini aşmış olsa da aşan kısım da ipoteğe dahildir. Örnek vermek gerekirse, bankadan çektiğiniz kredi sebebiyle 200.000 TL ana para ipoteğinin tahsis edildiğini düşünelim. Borcun ödenmemesi halinde bankanın icra takibi aşması durumunda, icra takibi masrafları, karşı vekalet ücreti ve diğer masraflar, 200.000 TL’yi aşsa dahi ipoteğe dahil olacaktır.</p>
<p>Üst sınır ipoteğinde ise ileride doğacak ve doğması muhtemel bir alacağın teminat altına alınması durumu mevcuttur. İpoteğin teminat altına aldığı üst sınır bellidir. Dosya masrafları, karşı vekalet ücreti vb. yan giderler dahil ipoteğe konu tüm teminat ipotek akit tablosunda bellidir.</p>
<h2><strong><span style="font-size: 48px;">İPOTEĞİN SONA ERME SEBEPLERİ NELERDİR</span></strong></h2>
<p>İpotek asıl alaca bağlı fer’i nitelikte bir teminattır. Dolayısıyla, ipoteğin geçerliliğini devam ettirebilmesi için asıl alacağın geçerli olması gerekir. Ancak, ipotek tapu kayıtlarına işlenen bir teminat olduğu için, ipoteğin tapu sicilinden terkini sağlanmalıdır.</p>
<ul>
<li>İpotek alacaklısının ipoteğin kaldırılması talebinde bulunması</li>
<li>İpoteğe konu taşınmazın yok olması</li>
<li>İpoteğe konu taşınmazın kamulaştırmaya tabi tutulması (Ancak bu durumda ipotek hakkı, kamulaştırma bedeline geçer)</li>
<li>Feragat ya da güvence altına alınmış alacağın sona ermesi,</li>
<li>İpoteğin süreli olması durumunda sürenin sona ermesi</li>
</ul>
<p>Yukarıda sayılan sebeplerin birçoğunda örneğin güvence altına alınmış alacağın sona ermesi halinde ipotek maddi anlamda sona erse de kendiliğinden tapudan terkin edilmez. Tapu kayıtlarından silinmediği sürece aynı rehin derecesinde bir başka ipotek kurulamaz.</p>
<h2><strong><span style="font-size: 48px;">DAVA AÇMADAN İPOTEK KALDIRMA</span></strong></h2>
<p>Kural olarak, tapu sicilinden ipotek kaldırma için için ipotek alacaklısının bu yönde yazılı bir talebinin bulunması gerekmektedir. Yani, İpotek alacaklısının tapu müdürlüğüne vereceği bir dilekçe ile ipotek kaldırılabilir.</p>
<p>Örnek verecek olursak, bankaya olan 100.000 TL borcunuz sebebiyle bankanın İzmir’de bulunan taşınmazınız üzerine ipotek tesis ettiğini düşünelim. Bu borcun ödenmesi ile birlikte ipoteğe konu asıl alacak ortadan kalkar. İpotek de geçerliliğini maddi anlamda yitirir. Ancak, ipoteğin tapu sicilinden terkini için mutlaka alacaklının muvafakatı ya da talebi gerekmektedir. Şekli anlamda ipotek tapu sicilinden terkin edilene kadar devam eder. Alacaklı, borcun ödenmesine rağmen ipoteğin kaldırılmasını talep etmezse artık bu aşamada mahkeme yolu ile ipotek kaldırma gerekecektir.</p>
<h2><strong><span style="font-size: 48px;">SÜRELİ İPOTEK MALİKİN TALEBİYLE KALDIRILABİLİR Mİ?</span></strong></h2>
<p>Kural olarak ipotek kaldırılma isteme hakkı alacaklı üzerinde olsa da, Türk Medeni Kanunu’nun 883. Maddesinde, süreli olarak kurulan ipoteğin malik tarafından kaldırılması koşulları düzenlenmiştir. İlgili madde hükmü aşağıdadır:</p>
<p><em>“İpotek süreli olarak kurulmuşsa, sürenin bitiminden itibaren otuz gün içinde ipotekli taşınmaz üzerinde 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 150/c maddesinde belirtilen şerhin konulmaması hâlinde ipotek, malikin talebiyle tapu müdürlüğünce terkin edilir.” </em></p>
<p>Bu kapsamda, sürenin sona emreis üzerine alacaklı tarafından Kanun’da belirtilen şekilde ve sürede ayrı bir şerh konulmaması halinde malikin talebi üzerine ipotek sicilden kaldırılabilir.</p>
<h2><strong><span style="font-size: 48px;">İCRA İFLAS KANUNU 135 UYARINCA İPOTEĞİN KALDIRILMASI</span></strong></h2>
<p>İpoteğin kaldırılması davası ya da uygulamada sıklıkla kullanılan diğer adlarıyla ipoteğin fekki, ipotek kaldırma, ipoteğin terkini davası alacaklı tarafından açılan, ipoteğin tapu sicilinden silinmesini amaçlayan bir davadır.</p>
<p>İpoteğin geçersizliği, sona ermesi vb. sebeplerle ipoteğin kaldırılması talepli davaya geçmeden önce, geçerli olan bir ipoteğin hangi hukuki dayanak ile kaldırılacağını inceleyelim.</p>
<p>İcra İflas Kanunu’nun(“İİK”) 153. Maddesinde ipotek alacaklısının gaip olması, borcu almaktan kaçınması gibi durumlarda ipoteğin terkini meselesini düzenlemiştir. İKK 153. Maddesi kapsamında ipoteğin terkini yapılabilmesi için:</p>
<ul>
<li>Alacaklının gaip olması ve yerleşim yerinin meçhul olması veya</li>
<li>Borcu almaktan ve ipoteği çözmekten imtina etmesi</li>
</ul>
<p>Gerekir. Bu hallerin varlığı halinde</p>
<ol>
<li>Alacaklı taraf icra dairesine ipoteğin kaldırılması talebini bildirir.</li>
<li>İcra dairesi bunun üzerine ipotek alacaklısına bu talebi bildirerek 15 gün içerisinde daireye gelerek parayı almasını ve ipoteği çözdürmesi gerektiğini tebliğ eder.</li>
<li>Bu süre içerisinde alacaklı gelmezse ya da geçerli bir sebep göstermeksizin parayı almaktan imtina eder ya da ipoteği kaldırılmazsa ve borçlu ipotek borcunu icra dosyasına yatırırsa dosya icra mahkemesine verilir</li>
<li>İcra mahkemesi tarafından ipoteğin kaldırılmasına karar verilir. Yatırılan para alacaklı adına tutulur.</li>
</ol>
<p>Yukarıda belirtilen hukuki yol ile ipoteğin kaldırılması halinde ipoteğin geçersiz olduğu, yolsuz tescil yapıldığı gibi sorunlar yoktur. Basitçe, ipotek borçlusu ilgili şartların mevcudiyeti halinde ipotek bedelini depo ederek ipoteğin kaldırılmasını sağlayabilir.</p>
<h2><strong><span style="font-size: 48px;">İPOTEĞİN KALDIRILMASI DAVASI</span></strong></h2>
<p>İpoteğin kaldırılması davasının kabulü için belli başlı hukuki sebeplerin mevcut olması gerekmektedir. Bu davayı açmadan önce ipoteğin, ipoteğe konu alacağın doğru bir şekilde incelenmesi önemlidir. Nitekim, nispi harca tabi olan bu davalarda karşı vekalet ücreti ve harçlar oldukça yüksek olabilmektedir. Dolayısıyla, haksız bir ipoteğin kurulduğunu düşünüyorsanız mutlaka bir avukatla hareket etmenizi öneririz.</p>
<p>Esasında, ipoteğin kaldırılması davasının açılması için yolsuz bir tescilin bulunması yeterlidir. Bu yolsuz tescil ise birçok farklı sebepten kaynaklanabilir. Tescil baştan itibaren yolsuz olabileceği gibi sonradan da geçersiz hale gelebilir.</p>
<p>İpoteğin kaldırılması için gerekli hallerin bazıları aşağıda sıralanmıştır:</p>
<ul>
<li>Güvence altına alınan alacağın geçersiz olması,</li>
<li>Güvence altına alınan alacağın sona ermesi</li>
<li>İpotek sözleşmesinin geçersiz olması,</li>
<li>Malikin taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisinin bulunmaması ya da tasarruf yetkisinin kısıtlanması,</li>
</ul>
<h3><strong>Güvence Altına Alınan Alacağın Geçersiz Olması</strong></h3>
<p>İpoteğin geçerli olabilmesi için ipoteğe konu alacağın da geçerli olması gerekmektedir. Bu kapsamda, ahlaka aykırı sebeplerle meydana gelen borç geçersiz olacağından bu sebeple ipotek kurulduysa ipotek de geçersiz olacaktır. Uygulamada genellikle, muvazaalı işlemler sebebiyle tescil edilen ipoteklerin geçersizliği söz konusu olmaktadır. Örnek vermek gerekirse, alacaklılardan mal kaçırma maksadıyla bir kişinin kendi evi üzerine ipotek koydurması halinde aradaki ilişki geçersiz olacağından ipotek de geçersiz olacaktır.</p>
<p>Objektif kusursuz ifa imkansızlık halinde de borç ilişkisi geçersiz hale geleceğinden bu kapsamda konulmuş ipotek de geçersiz olacaktır. Bu durumda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde gündeme gelebilmektedir. Örneğin, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi sebebiyle bir taşınmaza ipotek konulması halinde, sonradan ilgili arsada kaynak suyu çıkması sebebiyle ifa imkansız hale geldiğinde; sözleşme sebebiyle konulan ipoteğin de geçersiz hale gelmesi gündeme gelecektir.</p>
<h3><strong>GÜVENCE ALTINA ALINAN ALACAĞIN SONA ERMESİ</strong></h3>
<p>İpoteğe konu alacağın ödenmesi yani ifası, tarafların ibralaşması, borcun yenilenmesi, alacaklı ile borçlu sıfatının birleşmesi, ifa imkansızlığı gibi sebeplerle borç sona erebilir. Bu durumda, ipoteğin tapudan terkinini sağlamak için, eğer alacaklı taraf ile anlaşarak ipoteğin kaldırılması mümkün değilse, dava açılması gerekecektir.</p>
<h3><strong>İPOTEK SÖZLEŞMESİNİN GEÇERSİZ OLMASI</strong></h3>
<p>İpotek sözleşmesi resmi şekle tabi bir sözleşmedir. Geçerli olabilmesi için malikin talebi üzerine mutlaka tapu memuru tarafından tescili yapılması gerekir. Şekil şartına uyulmadan yapılan sözleşme geçersiz olacaktır.</p>
<p>Malikin yanılma, korkutma, aldatma, aşırı yararlanma gibi sebepler ile ipotek tescil ettirmesi de iptale konu olacaktır. Nitekim, ipotek sözleşmesinin temeli geçersizdir. Bunun için borçlu malikin iddiasını ispatlaması gerekecektir. Benzer şekilde ehliyetsiz biri tarafından yapılan sözleşme de geçersiz olacaktır. Örneğin, 18 yaşının altında bir kişinin ipotek tesis etmesi geçersiz olacaktır.</p>
<h3><strong><span style="font-size: 48px;">Malikin Taşınmazlar Üzerinde Tasarruf Yetkisinin Bulunmaması ya da Tasarruf Yetkisinin Sınırlanması</span></strong></h3>
<p>İpoteğin geçerli olabilmesi için işlemi yapan malikin tasarruf yetkisinin bulunması şarttır. Bazı durumlarda bu işlem malik adına vekaletname ile yapılır. Geçersiz vekaletname ile yapılan işlemlerin bu sebeple iptali gündeme gelebilir.</p>
<p>Ayrıca, aile konutu şerhi bulunan taşınmazlarda alacaklı lehine ipotek tesis edilebilmesi için eşin de icazeti gerekmektedir. Sadece bir eş tarafından verilen ipotekler bu sebeple geçersiz olacaktır.</p>
<p>Yukarıda sayılan tüm hallerde ispat yükü DAVACI üzerindedir. Yani davacı ipoteğin geçersiz olduğunu ispatlamakla mükelleftir.</p>
<h2><strong><span style="font-size: 48px;">İpotek kaldırılma davası açma süresi var mı?</span></strong></h2>
<p>İpoteğin kaldırılması davası açılması için herhangi bir zamanaşımı ya da hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Bu dava herhangi bir zamanda açılabilir.</p>
<h2><strong><span style="font-size: 48px;">İpotek Kaldırılma Davası Kimler Tarafından Açılabilir?</span></strong></h2>
<p>İpoteğin kaldırılması davası hak sahibi tarafından açılabillir. Yani, ipotekli taşınmazın mevcut maliki tarafından açılması gerekir. Eski malik tarafından bu dava açılamaz. Eski malik tarafından daha önce dava açılmış ve bu sırada taşınmaz devredilmişse yeni malik davanın tarafı olacaktır.</p>
<p>Taşınmazda paylı mülkiyet bulunması halinde her paydaş kendi payı için bu davayı açabilir. Miras yoluyla geçmiş olan taşınmazlarda ise paylaşım yapılmadıysa elbirliği ile mülkiyet bulunmaktadır. Bu halde davanın tüm ortaklar tarafından açılması gerekir.</p>
<p>Bu dava ipotek alacaklısı aleyhine açılır. İpotek alacaklısı belli değilse tapu müdürlüğü taraf olarak gösterilebilir.</p>
<h2><span style="font-size: 48px;"><strong>İpotek kaldırılma davası görevli ve yetkili mahkeme neresidir?</strong></span></h2>
<p>İpoteğin kaldırılması davası malvarlığını ilgilendirdiği için görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. Ancak, belli başlı hallerde özel mahkemeler de görevli olabilir. Örneğin aile konutundan kaynaklı ipoteğin kaldırılmasında görevli mahkeme aile mahkemesi olacaktır.</p>
<p>Asıl ilişki tüketici işlemi barındırıyorsa, bu halde açılacak davada görevli mahkeme tüketici mahkemesi olacaktır. Örnek vermek gerekirse, tüketici kredi çeken ve zamanında ödeyen bir kişinin bu kapsamda açacağı ipoteğin kaldırılması davasında görevli mahkeme tüketici mahkemesi olacaktır.</p><p><a href="https://www.izpartnershukuk.com/ipotek-kaldirma/">İPOTEK KALDIRMA</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.izpartnershukuk.com">İz Partners İzmir Avukatlık - Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.izpartnershukuk.com/ipotek-kaldirma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
